97 Yıllık Bir Yemin: Turan’ın Hafızası
Zaman, önüne kattığını sürükleyen hırçın bir nehir gibi akıp gidiyor. Ancak bazı değerler var ki, o akıntının ortasında bir çınar gibi kök salıyor; dallarıyla gökyüzüne uzanırken, gölgesiyle bir şehri, bir ideali koruyor. Bugün, o çınarın adını anmanın haklı gururu yaşanıyor: Turan 97 yaşında.
İdeallerle Atılan İlk Adım
Takvimler 1930’u gösterdiğinde, kurucu İhsan Bey’in zihninde tek bir gaye vardı: Sözü namus bilmek. O günün kısıtlı imkânları dahilinde; gazete kâğıdının tren vagonlarında haftalarca beklendiği, matbaa mürekkebinin alın teriyle karıştığı, haberin "hız" değil "hakikat" olduğu yıllarda, sadece bir matbaa makinesi değil, bir şehrin vicdanı da o küçük dükkânda ateşlendi.
Bir Gazeteden Daha Fazlası
Turan, geçtiğimiz bir asra yaklaşan süre boyunca hiçbir zaman sadece bir kağıt yığını olmadı. Elazığ’ın sokaklarında yankılanan bir ses, haksızlığa karşı çatılan bir kaş ve en önemlisi; bu memleketin ortak hafızası haline geldi. İhsan Bey’in o ilk gün ilan ettiği şu düstur, bugün hâlâ yayın politikasının temel taşıdır:
“Memleketimizdeki bütün hareketlerin hayır ve zararlı işlerinin münakaşasını yapacağız, okuyucularımıza bildireceğiz.”
Bu cümle basit bir beyan değil, bir şeref sözüdür. İyiyi alkışlamak kadar, yanlışı işaret etme cesaretini de her daim korumaktır.
Nesiller Değişiyor, İnanç Kalıyor
Bugün teknoloji değişti; artık haberler saniyeler içinde ekranlara düşüyor. Ancak Turan’ın mutfağında değişmeyen tek bir gerçek var: İnat ve dürüstlük. İhsan Bey’den devralınan bu bayrak taşınırken, sadece bir ailenin değil, tüm okurların sorumluluğu omuzlarda hissediliyor.
97 yıl... Dile kolay. Bu süreçte nice iktidarlar değişti, nice binalar yıkılıp yeniden yapıldı, dünya bambaşka bir yer haline geldi. Ama Turan, bağımsız duruşundan ve "Bağımsız Siyasi Gazete" kimliğinden tek bir ödün vermedi.
Köklü Bir Miras
Bu uzun yolculukta gazeteyi yalnız bırakmayan, sabahın ilk ışıklarıyla satırları takip eden değerli okurlara ve mürekkep kokusunu kutsal sayan tüm emektarlara büyük bir minnet borcu bulunuyor.
İhsan Bey’in 1930’da attığı o ilk adım, bugün dev bir yürüyüşe dönüştü. Turan, daha nice yıllar boyunca bu şehrin gözü, kulağı ve dili olmaya devam edecek. Çünkü iyi biliniyor ki; kalem susarsa, hakikat yetim kalır.
Nice 97 yıllara, aynı inanç ve kararlılıkla...