Bizlerin ülke gerçekleriyle ilgili en büyük sıkıntısı nedir?
Maalesef, üzülerek ifade ediyoruz; “aldatma kültürüdür!”
Özü ve sözü bir gönül insanı olmaktan uzaklaşma hissi bile bizleri kahrediyor.
Saff Suresi 2 ayette ne buyruluyor, “Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?” Düşünelim! Hak olanı, hak olmayanla, haksızlıklarla, hukuksuzluklarla, batıl olanlarla karıştırmak (Bakara, 42) Ve en korkulanı da, “Hak olanı gizlemek!”
Çarşıda, pazarda, sokakta bilumum hayatımızda, ‘doğru sözlü, samimi, içten pazarlıklı olmayan, verdikleri sözleri yerine getiren güvenilir bir toplum olmak!’ elbette ki bizim ideal kültürümüzdür.
Fatır Suresi 5 ayette şöyle buyrulur; “… Öyleyse dünya hayatı sizi aldatmasın ve aldatıcı(lar) da, sizi Allah ile (Allah’ın adını kullanarak) aldatmasın!” Ah! Günümüzde “dinlerini bir eğlence ve oyun (konusu) edinenler…” Aldatma Kültürünün içerisinde, ‘riya vardır, zulüm vardır, hile ve ihanet vardır, gaflet ve şuursuzluk vardır’
Allah’ın Resulü (sav), “Bize silah çeken bizden değildir. Bize hile yapıp aldatan bizden değildir.”
Hâ, bu topluma, can evine silah çekmişsiniz, hâ bu toplumu aldatmışsınız. Her ikisi de, aynı minvalde birleşiyor. A’raf Suresi 51 ayet bizleri uyarıyor, “Onlar, dinlerini bir eğlence ve oyun (konusu) edinmişlerdi…” Allah bizleri ikiyüzlülerden korusun. Onların halleri Kur’an da şöyle anlatılır; “namaza kalktıkları zaman, isteksizce kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı ancak çok az anarlar” (Nisa, 142) Onlara, o gafillere sözümüz nedir, “(sözde) Allah’ı ve iman edenleri aldatırlar. Oysa onlar, yalnızca kendilerini aldatıyorlar ve şuurunda değiller.” (Bakara, 9)
Doğrular bizleri incitse de, doğrulardan kaçmayacağız! Doğru söyleyeni, “dokuz köyden kovmayacağız!” Bir insanı öldürmek, “bütün insanlığı öldürmek gibidir!” şuurunda olacağız. Gayretimiz, “insanı ve insanlığı yaşatma iradesinde…” olacaktır.
Özellikle de, “Bilgi Kirliliğine…” karşı, azami mücadele edeceğiz. İnancımız, “bir fasık (günahkâr) sizlere bir haber getirdiğinde onları araştırın!” buyuruyor. Neden mi? “Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız!”
Nerede, hangi sıfatta olursak olalım, ‘eksikliğimizi, yanlışımızı, hatalarımızı…’ örtmeyeceğiz ve de gizlemeyeceğiz… Günümüzde, ‘demokrasi kültürü bir bakıma erdemli insan yetiştirme kültürüdür!” Kendimizi bu toplumun, ‘Hakka ve hukuka saygılı, özverili, moral değerleri yüksek, ilimde ve ihlas sahibi…’ birer ferdi olarak hazırlamalıyız!
Şu Hadis ibret vericidir, “Kimden alış-veriş yaparsan ona, “İslam’da aldatma yoktur de!”
Günümüzün alabildiğine gelişen iletişim ağında çağrımız, “İslam’da aldatma yoktur!”
Mutaffifin Suresi 1 ayette şöyle buyrulur, “Ölçüde ve tartıda hile yapanların vay haline!”
İnsanların hak ve hukukunu çalanlar, ‘insanlığa ihanet ettiklerini…’ bilsinler, anlasınlar.
İstiklal Marşı Şairimiz Akif ne diyorlar; “Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye’yi desen, iki kazma kürek, iki de ırgat gerek. Ancak hadi gel şunu geri yapalım desen, bir Sinan bir de Süleyman gerek!”
Mimar Sinan’ın eserlerine attığı imza da; “El fakir-ül hakir” ibareleri yer alırdı.
O Süleyman ki, “Hak huzurunda karıncaya vereceği hesaptan korkardı!”
İlimde derinleşen insanlarda, ‘hak terbiyesi ve tevazu da zirvelere çıkıyordu!’
2021 yılının Mart ayında, dünyanın en mutlu ülkeleri sıralamasında Türkiye’miz, “149 ülke arasında 104 sırada yer alacaktı!” Bu bir rapor. Bu raporu hazırlayanda, “Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı…” Şunu da ifade etmeliyim ki, ‘doğruları söylemek’ aklın, örfün, dinin, vicdanımızın sesinden kaynaklanıyor. O kaynaklar bizlerin, ‘özsuyudur’ Selam ve Muhabbetle, esenlikte kalınız efendim. (bkelestemur23@gmail.com)