ALTINLA BORÇLANMANIN RİSKİ

Altın fiyatları son yıllarda sürekli artış gösterirken daha önceki “kur korumalı mevduat” uygulamasından sonra şimdi Hazine’nin altın cinsinden borçlanmaya girmesi ikinci bir faciaya yol açacak şeklinde değerlendiriliyor. 2026 yılında gram altın ve ons altın tarafında yeni rekorların yaşanması bekleniyor. Uzmanlar rakamsal olarak sekiz binli seviyelerin, hatta beş haneli rakamların konuşulabileceğini ifade ediyorlar. 2027 yılında 13 bin, 14 bin liraların görüleceği tahmin ediliyor. Bu nedenle özellikle altın üzerinden borçlanma konusunda ciddi uyarılar yapılıyor. (1)

2019 yılı başlarında gündeme getirilen altın tahvili ve altın sertifikası borçlanmalarıyla 179 ton altın karşılığı bir borçlanma yapıldı. 18 Haziran 2021’de ise toplam altın borcunda 194.2 tonla rekora ulaşıldı. İzleyen dönemde 150 tona kadar düşse de 27 Ocak 2025 itibariyle borç seviyesi 180 tonu buldu.

Altın fiyatları 2024 başında yaklaşık 2000 dolarda iken, 2025 Şubat ayında 2900 dolar seviyesine çıktı. Tarihsel sürece bakıldığında, uzmanlar 2000 dolarlık fiyatı bile yüksek bulurken, 2900 dolarlık fiyatı “astronomik” bir seviye olarak değerlendiriyorlar.

2019 başından bu yana 6 yılda yükselen bir seyirle gelen ve vadesi doldukça yeni ihalelerle yeniden yapılan altın borçlanmaların büyüklüğü bir yana altın fiyatlarındaki sürekli artışlar Hazine’ye ciddi bir yük getirerek yeni bir soruna yol açtı. Böylece, Hazine’nin altın borçlanma hikayesinin, sadece altın ons fiyatındaki yükseliş sonucunda net faturası 6 milyar 180 milyon dolar olarak açıklanıyor. (2)

Hazine, bu yılın ilk altın borçlanmasını geçen hafta gerçekleştirerek piyasadan 20 ton altın aldı. 2025 yılı itibariyle yapılan altın borçlanmasından ötürü Hazine’nin bu yıl yaklaşık 17 milyar dolarlık faiz ödemesi yapacağı hesaplanıyor. Altın fiyatlarının yüzde 30 yükselmesi halinde Hazine’nin altın borçları için ödeyeceği faiz 20 milyar dolara ulaşacak. Bu güncel kurla Hazine’ye 870 milyar lira dolayında bir faiz yükü getireceği anlamına geliyor.

Hazine yurt dışından dolar bazında yüzde 6-7 gibi oranlarla borçlanırken, altın borçlanmasının yıllık maliyeti dolar bazında yüzde 65 gibi rekor bir seviyeye ulaşacak. Oysa, 2025’in ilk dokuz ayında iç borçlanmanın ortalama faizinin yüzde 39 dolayında gerçekleştiği dikkate alınırsa Hazine’nin Türk Lirası cinsinden borçlanması halinde ödeyeceği faiz yükü 11 milyar dolar daha düşük olacaktı. Bu yüzden altına dayalı borçlanmanın Hazine’ye ciddi bir faiz yükü getireceği ve borçlanma programındaki bu öngörüsüzlüğün “kur korumalı mevduat” uygulamasından sonra ikinci bir felakete yol açacağı iddia ediliyor.

2026 yılı bütçesinde faiz için ayrılan kaynağın 2.7 trilyon lira olduğu dikkate alınırsa, bu durumun altına dayalı borçlanmanın yarattığı ek maliyetlerle faiz yükünün 3 trilyon lirayı aşacağını, böylece bu rekor faiz ödemeleri nedeniyle bütçe açıklarının da rekor kırmaya devam edeceğinin ve bütçenin faiz ödemeleri karşısında kırılganlığının artacağını gösteriyor.

Sonuç olarak; dolar (döviz) yerine altınla borçlanma ve altınla ödemenin günümüz finansal sisteminde doğru ve istikrarlı bir uygulama olmadığını düşünüyoruz. Söylendiği gibi, her ülke kendi parasının istikrarını kendisi korurken, altının fiyat istikrarını gözeten ve sahiplenen bir kurum yoktur.

Kaynakça :

(1) yenisafak.com

(2) Ekonomi Alla Tunca