Mustafa Kemal Atatürk, 1937 Yılı’nda Elazığ’a geldiğinde başta Elazığ ismi olmak üzere birkaç yere yeni isim verirken, bir kişiye de soyadı vermiştir.

Atatürk Elazığ, Hazar ve Singeç gibi öz Türkçe isimleri Elazığlılara hediye etti. Soyadı kanunu çıktıktan sonra herkes soyadını Atatürk’ten almak havasındaydı. O da karşısındakinin hal tercümesini ve başından geçen vakalara uygun bir soyadı takardı.

ELAZIĞ

Atatürk 16 Kasım 1937 günü gece Diyarbakır’dan Elaziz’e gelir. 17 Kasım günü Elaziz Halk evinde kendisine bir yemek verilir, Atatürk biraz rahatsızdılar. Salonun her köşesini ayrı ayrı selamladılar. Şair Fazıl Ahmet Aykaç’ı yanına çağırarak Elazizlilere bir kararını açıklamasını istediler. Aynen kendi ifadeleri ile dediler: “Şehirlerimizi şahıs isimleri ile adlandırmak yerine bundan sonra şehirlerin kendilerine has nitelikleri ile adlandırılmasını daha doğru buluyorum. Onun için bu gece burada Elaziz’in adını değiştireceğiz” dedi. Elaziz’in Elazık’tan bozulma olduğunu, aslının Elazık olacağını, azık kelimesinin Türkçe’de verimli anlamına geldiğini, Elazık’ın çok verimli bir yer, feyz ve bereket diyarı, halkının mert ve çalışkan olduğunu söyledi. “Türklerde eski bir adet vardır, çalışmaya gidenlerin yanlarına azık konur. Türkçemizde sona gelen k sesi yumuşar g olur. Onun için Elaziz bu geceden sonra Elazık olacaktır” der. Atatürk Ankara’ya döndükten sonra 10 Aralık 1937’de Bakanlar Kurulu kararı ile Elazık adını söyleme kolaylığını düşünerek Elazığ’a çevirdi. (1)

HAZAR

Atatürk beyaz tren ile Ankara'dan hareketle 14 Kasım'da Sivrice, Diyarbakır yol ayrımı Yolçatı'na gelmiş buradan ilk durağı Diyarbakır'a ayrılmıştı. Mevsim sonbahar olmasına rağmen yol boyunca gördüğü tabiat güzellikleri çok duygulanmıştı. Bilhassa bugün ki Sivrice kazası kenarındaki "Gölcük" gölü etrafından geçerken gördüğü manzara karşısında treni durdurup uzun, uzun seyretmekten kendisini alamamıştır.

ESAT KABAKLI ELAZIĞ'LILARLA BULUŞTU ESAT KABAKLI ELAZIĞ'LILARLA BULUŞTU

Bir müddet yürüdükten sonra gölün dalgalarına birdenbire gözü takılmış derin derin düşünmeye, belki de eski savaş yıllarına gitmiş, daha sonra tekrar toparlanarak etrafındakilerine "gördüğünüz memleketler içinde en güzeli sizce hangisidir?" diye sorduğunda; herkes bir şeyler söylemiş, nihayet ülkeler içinde en güzelinin İsviçre olduğunu savunanlara, hemen karşı çıkmış, o, memleketinin en güzel olduğunu belirtmişti. Bununla, memleket ve vatan sevgisinin daima ağır bastığını göstermişti (Akçora, 2014: 308-310).

Atatürk'ün diğer bir meziyetinin de gittiği yerde bu sevgi doğrultusunda yeni isimler vermesi idi. Nitekim bunlardan Gölcük (Hazar), Elazık (Elazığ) Pertek (Birtek) isimleri bu beldelerde gerçekleşmiş ve Hazar, Elazığ ve Pertek ismi tarihe mal olmuştur. Yine Gölcük kenarında dolaşırken, karşısında göğe tırmanan dağın ismini sormuş. "Hazar Baba" diye anıldığını duyunca çok memnun olmuş, hemen "Gölcük Gölü'nün ismini " Hazar Gölü " olarak değiştirmiştir. Böylece Hazar Denizinin tarihimizdeki yeri ve 16 Türk Devletlerinden birisi olan “Hazar Devleti”nin ismini bir sembol olarak Elazığlılara hediye etmişti. O gün, bugün Gölcük, “Hazar Gölü” olarak tarihteki yerini almış, ismi anıldığında bizleri Hazar Denizi kıyılarına kadar gitmeye o tarihi beldeleri kardeş yerler olarak canlandırmaya ve düşünmeye yetmiştir. (Memişoğlu, l963: 5-l0)

ÇALIŞGÜVEN

Elazığ Halk evinde görevli olan ve çeşitli kültürel faaliyetlerde bulunan İhsan Bey çok gayretli bir kişidir. Atatürk Elazığ seyahatinde Halk evini de ziyaret eder. İhsan Beyle tanışır onunla sohbet eder bir ara kendisine “soyadın var mı?” diye sorar.

- “Hayır Paşam yok almadım” diye cevap verince

- “O halde, sen çok çalışkan gayretli bir insana benziyorsun soyadın “Çalışgüven” olsun” der. (2)

SİNGEÇ KÖPRÜSÜ

17 Kasım 1937'de Mustafa Kemal Atatürk Pertek ziyaretini Murat Suyu üzerinde bulunan Pertek Köprüsünden geçip Singeç Çayı üzerinde Pertek-Hozat arası ulaşımı sağlayacak olan Singeç Köprüsü'nün kurdelasını keserek ulaşıma açmıştır. Bu açılış Ulu Önder Atatürk'ün yaşamındaki son bayındırlık eseri açılışı olmuştur. Adı geçen çayın adının daha önce “soyungeç” olduğu köprü açılışından sonra ulu önder Atatürk çaya bakarak:

-  Daha önce soyunup suya girdikten sonra geçilen ırmak, şimdi buna lüzum görülmeden sinerek geçiliyor. Köprüye bundan sora “Singeç” diyelim, der.

Köprünün adı bundan sonra “Singeç Köprüsü” olur. (3)

(1) Nazmi Kal A.g.e. s. 121-124

(2) Nakleden İhsan Çalışgüven’in oğlu Yurtger Çalışgüven’in eşi öğretmen Kezban Çalışgüven.

(3) http://pertek.gov.tr/mustafa-kemal-ataturk-17-kasim-1937de-pertekde

Editör: İzzet TUMAY