ÖZEL HABER

AV. MEHTAP YILMAZ: “BU OLAY KARŞILIKLI KAVGA DEĞİL”

Güngören’de bıçaklanarak hayatını kaybeden 16 yaşındaki Atlas Çağlayan dosyasında kamuoyunun günlerdir ulaşmaya çalıştığı isim olan ailenin avukatı Mehtap Yılmaz, dosyaya ilişkin ilk kapsamlı açıklamasını Gazeteniz Turan’a yaptı.

Güngören’de bıçaklanarak hayatını kaybeden 16 yaşındaki Atlas Çağlayan dosyasında kamuoyunun günlerdir ulaşmaya çalıştığı isim olan ailenin avukatı Mehtap Yılmaz, dosyaya ilişkin ilk kapsamlı açıklamasını Gazeteniz Turan’a yaptı.

Yılmaz, olayın medyaya yansıdığı gibi karşılıklı bir kavga ya da tartışma olmadığını, kamera kayıtlarında Atlas ve arkadaşlarının saldırgan gruba yönelik herhangi bir bakış, söz ya da hareketinin bulunmadığını vurguladı.

Gazeteniz Turan’a açıklamalarda bulunan Avukat Mehtap Yılmaz’ın açıklaması aynen şöyle:

“14 Ocak 2026 tarihinde İstanbul Güngören İlçesinde 16 yaşında olan Atlas Çağlayan canice bıçaklanarak çocuk yaşta hayattan koparılmıştır.

Olay günü Atlas, aynı mahalleden arkadaşlarıyla ve ikiz kardeşi ile mahallenin camisinin yanında bulunan her zamanarkadaşları ile toplandıkları kafede otururken, Atlası bıçaklayan SSÇ E.Ç.’de aynı Kafede başka bir masada 4 kişilik grup ile oturmaktadır. Anlaşılamayan ve açıklanamayan bir sebeple, SSÇ E.Ç. Ve birlikte oturdukları arkadaşları, Atlas ve arkadaşlarının bulunduğu grubu bakış ve hareketleri ile taciz etmeye başlarlar. Hatta masalarını değiştirerek, Atlas’ın bulunduğu gruba yakın bir masaya geçerek taciz etmeye devam ederler. SSÇ E… ve arkadaşlarının grubuna Atlas’ın arkası dönük olduğu için, Atlas bu şekilde taciz edildiklerini bile fark etmesi ve bakış ve sözle cevap vermesi imkânsızdır. Medyaya yansıyan kamera görüntülerine baktığımızda, Atlas’ın diğer gruba arkasının dönük olduğu, Atlas ve arkadaşlarının telefonları ile ilgilendikleri, diğer gruba karşı hiç bir bakışlarının, sözlerinin ve sataşmalarının olmadığı görülmektedir.

Ancak SSÇ E.Ç. nasıl bir ruh halindeyse kendisi Atlas ve arkadaşlarının grubuna doğru gelerek, Atlas ve arkadaşlarına sataşmış, kavga için onları dışarı çağırmıştır. Atlas ve arkadaşları yine SSÇ ve diğer gruba karşı hiç bir cevap vermemiş, dışarıya çıkma girişiminde de bulunmamışlardır. Ancak iki grup içerisinde bir gerginlik olduğunu hisseden kafe sahibinin Atlas ve arkadaşlarını da kafeden çıkmalarını istemesi üzerine, kafeden çıkmak zorunda kalmışlardır. Dışarıda SSÇ E.. Atlas ve yanındakilere önce “Sizi öldüreceğim, deşeceğim..” gibi tehditlerde bulunmuş, daha sonra da Atlas’ın göğüs ve kalp bölgesine birden fazla kez bıçakla vurmuş, daha sonra da yanında bulunan arkadaşları ile olay yerinden kaçmıştır. Bu olay Atlas’ın ikiz kardeşinin gözü önünde olmuştur.

SSÇ E.Ç. ve arkadaşları birlikte kaçtıkları gibi yine birlikte olay yerine gelmiş, çevredeki kişilerin yardımı ile yakalanmışlardır.
Atlas oğlumuz ise tüm müdahalelere rağmen kaldırıldığı hastanede hayata veda etmiştir.
Olay nedeniyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından geniş çapta soruşturma açılmış olup, soruşturma örgütlü suçlar bürosuna devredilerek, dosyada gizlilik kararı verilmiştir. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Barış Duman ve dosya savcısı tarafından büyük emek ve titizlikle yürütülensavcılık soruşturması olayın tüm yönleri araştırılarak devam etmektedir.
Olay sonrası Atlas’ın ailesine gelen hakaret ve tehdit mesajları nedeniyle de ayrı bir savcılık soruşturması açılmıştır. Bu soruşturma kapsamında, bu insanlık dışı hakaret ve tehditleri yapan şahıslar 24 saat gibi kısa zamanda Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın koordinatörlüğünde Emniyet birimlerinin çalışmaları ile tespit edilerek, yakalanmışlar ve tutuklanmışlardır.

Olay sonrası, başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Adalet Bakanımız, İçişleri Bakanımız, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız, İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Turgut, İstanbul Valimiz ve birçok kişi ziyaretleri, telefonları ve destekleriyle Atlas’ın ailesinin yanında olmuşlardır. Sayın Cumhurbaşkanımız telefonla başsağlığı dileklerini ve samimi üzüntüsünü iletmiştir. Bu konuda gerekli yasal düzenlemelerin yapılması için elinden gelen desteği vereceğinin sözünü vermiştir.

Bu aşamadan sonra ailesinin tek istediği adaletin yerini bulması ve bu suçu işleyen, ve varsa suçun işlenmesini azmettiren veya yardım eden kişi ve ya kişilerin hak ettikleri cezayı almalarıdır. Bu şekilde oğulları geri gelmese bile, içlerindeki yangın bir nebze azalacaktır.

Halen yürürlükte bulunan mevzuatımız açısından konuyu değerlendirdiğimizde, SSÇ E.Ç.‘nin suç tarihi itibariyle 12-15 yaş grubu içerisinde kalması nedeniyle, alabileceği ceza miktarının ve cezaevinde kalacağı sürenin adaletin sağlanması, kamu vicdanının ve ailenin acısının bir nebze bile azaltılmasında yetersiz kalacağı görülmektedir. Bu suç nedeniyle 16 yaşında olması nedeniyle çocuk olan ve kanunlarımıza göre çocuk olarak kabul edilen Atlas’ın kasten öldürülmesi sonucunda verilecek ceza TCK’nın 82-e bendi gereğince ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıdır. Ancak suçu işleyenin 12-15 yaş grubu içerisinde olması nedeniyle TCK’nın 31/2 maddesi gereğince verilebilecek ceza miktarı 12 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıdır. Yani verilebilecek en üst ceza miktarı 15 yıl hapis cezasıdır. İnfaz Kanunu ve diğer kanun düzenlemelerine göre de, bu cezanın 5 yılını ceza infaz kurumunda geçirmesi halinde, serbest kalması söz konusu olabilecektir.

Hukukun amacı evrensel kabule göre toplum düzenini sağlamak ve adaleti yerine getirmektir. Bu bakış açısıyla baktığımızda da verilecek cezanın caydırıcı olması gerektiği açıktır. Verilecek ceza caydırıcı olmalı ki, bireyler suç işlediklerinde işledikleri suçun ağırlığına göre hayatlarını etkileyecek bir ceza ile karşılaşacaklarını bilmeli ki suç işlemek konusunda çekinceleri olsun.

Son zamanlarda internet ve sosyal medya alanında yaşanan gelişmelerle, çocukların aile ve eğitim kurumları dışında birçok zararlı bilgilere ve kişilere ulaşması, kötü niyetli kişilerin de çocuklara ulaşması kolay hale gelmiştir. Bu nedenle çocuklar suç örgütlerinin hedefi haline gelmiştir. Çocukların alacağı ceza ve cezaevinde kalacakları süre miktarını kullanarak çocukları kandırmak suretiyle bu suçlara azmettirme ve maşa gibi kullanma yoluna gitmektedirler. Mevzuatımıza göre çocuk olarak kabul edilen 12-18 yaş grubundakiler de nasıl olsa bir kaç yıl yatacağım ve çıkacağım düşüncesi ile suça teşvike açık hale gelmişlerdir. Bu nedenle halen yürürlükte bulunan Ceza Kanunu, İnfaz Kanunu ve Çocuk Koruma Kanunu çocukları suçtan koruyacağına suça itmektedir.

Bu nedenle mevzuatımızın 12-18 yaş grubu SSÇ ile ilgili düzenlemelerin değiştirilmesi, cezaların caydırıcı hale getirilmesi zorunludur. Aksi halde Türkiye’de son zamanlarda artan çocuk suçlarının daha büyük bir ivme ile artmasının önüne geçilemeyecektir.

Tabi 18 yaşın altı çocukları suçtan korumak için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığının da bu konuda çalışmalar ve düzenlemeler yapması da elzemdir. Ancak bunlar benim uzmanlık alanımda olmadığı için bu konuda fikir beyan etmek istemiyorum.

Biz hukuk ekibimiz olarak Atlas’ın ailesinin yanındayız. Adaletin yerine gelerek Atlas’ın bu dünyadan koparılmasından kim veya kimler sorumlu ise hak ettikleri cezayı alması için aile ile birlikte mücadele edeceğiz. Amacımız adaletin yerine gelmesi ve bundan sonra bu acıların yaşanmamasıdır.”