BEYHUDE CEP DELİK…

Günümüzde elindeki yatırımı değerlendirmek ya da değer kaybetmesini önlemek artık sadece varlıklı insanların problemi olmaktan çıkmıştır. Orta ve dar gelirli vatandaşlarımızın da temel kaygılarından biri olmuştur. Zira ülkece yaşadığımız finansal çalkantı ve akabinde serbest piyasa koşulları her geçen gün hayat şartlarını ağırlaştırmaktadır. Bu durum haliyle çocuklarının geleceğini düşünmek zorunda olan ebeveynleri kaygılandırmakta elindeki birikimi doğru şekilde kullanma gayreti içerisine itmektedir. Bu sebeple kimi dolar kimi euro kimi de altın veya gümüş olarak birikimini korumaya çalışmaktadır.

Ancak Elazığ’ımızda ironik olduğu kadar düşündüren bir durum söz konusu. Ney mi? Bizimkiler asla dip fiyattan alım yapmaz. Misal; diyelim ki altın fırladı. Hemen ev ve araç satılır ve İzzet Paşa’nın altındaki kuyumcunun yolu tutularak tavan fiyattan altın ya da değerli maden her neyse alınır. Binaenaleyh şişen her balon patlamaya mahkum olduğu için bir müddet sonra büyük açık oluşmaya başlar. Sonrasında her gün gidip tabelalardaki alım satım rakamlarını okuyan bir kitle çıkar ortaya. Ancak bu kitle için artık yapılacak bir şey yoktur. Tek çare var o da aradaki makas farkının kapanması için uzunca bir süre beklemek. İşte tam olarak gelişmemiş ülkelerin ana problemi de budur. Nitekim geçenlerde bir reels videosunda Hırvatistan’a iş için yerleşen ve yanında yatırım aracı olarak altınlarını götüren bir vatandaşımızın yaşadığı trajikomik olayı anlatayım. Vatandaş parası kalmadığı için altınını bozdurmak amacıyla bankaya uğruyor ancak banka çalışanları kendi ekonomik yapılanmalarında altının bir ziynet eşyası olarak algılandığını bu sebeple bir yatırım aracı gibi işlem görmediğini ifade ediyorlar. Burada işler sizin ülkenizdeki gibi yürümüyor altın ticari bir kazanç veya yatırım aracı olarak görülmez zira bizim altın stoğumuz yok diyerek de cümleyi tamamlıyorlar. Her ne kadar diğer Avrupa ülkelerinde alım satım olsa da vergi düzenlemeleri genelde bireyin altın satmasından yana değil de almasından yana bir finansal politika izler. Zira bizdeki gibi makas aralığı geniş olmadığı gibi bu tür değerli madenlerin satımından vergi alınmakta olup, satılmasından ziyade alınması cazip hale getirilmektedir. Bu nedenledir ki hem sömürü zihniyetinden kalan altın stoğu hem de alımla teşvik edilen altın ve değerli madenler stoğu bizden oldukça fazladır. Bütün bunlara rağmen bir yatırı ve ticari potansiyel olarak değerlendirilmemektedir. Genel hayat akışı içerisinde değerli olan tek yatırım aracı ise çalışmak veya ticari bir faaliyet alanında hayatını idame ettirmektir. Bunun karşılığı olarak vergi düzenlemelerine kesinlikle riayet edilir ve herkes devlete olan vergisini dürüstlük ilkesine göre ödemekle mükelleftir. Hiçbir politikacı ve idareci de bu vergiyi kendi şahsi işleri için kullanma hakkına da sahip değildir. Nitekim yıllarca merkezi idare içinde hizmet veren biri her kim olursa olsun vazifesi bittiği anda sıradan bir vatandaş olur.

Sonuç olarak gelişmekte olan ya da gelişmemiş olan ülkelerde değer arz eden emtialar, bazı ülkelerde değer görmeyebilir. Her ne kadar bu durum ekonomik olarak bizim açımızdan tuhaf olarak görülüyor olsa da karşı tarafın da bize aynı gözle bakması ihtimal dahilindedir. Son olarak şunu da ifade etmek isterim ki kanaatimce en büyük değerli maden ve yatırım aracı topraktır.

Sağlık ve esenlikle kalın…