İstanbul Güngören’de 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın öldürüldüğü soruşturma dosyasında iddianame hazırlandı ancak cinayette kullanılan bıçağı verdiği iddia edilen SSÇ A.H hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verildi. Tanıklar bıçağın failin babasına ait olduğunu söyledi. Türkiye’de çocuk suçlarına yönelik ceza sisteminin yetersizliği yeniden tartışılıyor…
İstanbul Güngören’de 14 Ocak tarihinde bıçaklanarak hayatını kaybeden Atlas Çağlayan’ın ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, suça sürüklenen çocuk (SSÇ) E.Ç. hakkında üç ayrı suçtan ceza talep edildi.
Hazırlanan iddianamede E.Ç.’nin; “çocuğa karşı kasten öldürme”, “6136 sayılı yasaya muhalefet etme” ve “zincirleme şekilde silahla tehdit” suçlarından toplam 13 yıl 6 aydan, 21 yıl 7 ay 15 güne kadar hapis cezası ile cezalandırılması istendi.
Dosyada yer alan görüntü inceleme tutanaklarına göre olayda kullanılan bıçağın, tip ve nitelikleri itibariyle 6136 sayılı yasa kapsamında yasaklı sustalı çakı benzeri olduğu değerlendirildi.
İddianamenin, Bakırköy Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmesinin ardından hazırlanacak tensip zaptı ile duruşma günü belirlenecek.
BIÇAĞI VERDİĞİ İDDİA EDİLEN SSÇ A.H. HAKKINDA EK KARAR
Soruşturmada dikkat çeken en kritik gelişmelerden biri ise olay günü SSÇ E.Ç.’nin yanında bulunduğu belirtilen SSÇ A.H. hakkında verilen ek karar oldu.
Savcılık tarafından yürütülen soruşturma dosyası kapsamında SSÇ A.H. hakkında “bıçak veya diğer aletleri izinsiz olarak satma, satın alma, taşıma veya bulundurma” suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verildi.
Oysa olayla ilgili iddialar arasında, cinayette kullanılan bıçağın SSÇ A.H. tarafından temin edildiği yönünde ifadeler yer alıyordu.
Ancak yapılan incelemelerde;
• Bıçak ve olay yerinden elde edilen bulgularda SSÇ A.H.’ye ait herhangi bir DNA örneğine rastlanmadı,
• Bu nedenle kamu davası açmayı gerektirecek somut ve yeterli delil bulunamadığı belirtildi.
SSÇ A.H. ifadesinde ise bıçakla hiçbir ilgisinin olmadığını, bıçağın SSÇ E.Ç.’nin babasına ait olduğunu, bunu da SSÇ E.Ç.’nin annesinin kendi abisine söylediğini dile getirdi.
TANIK İFADELERİ DOSYAYA GİRDİ
Soruşturma kapsamında alınan tanık beyanları dosyanın seyrini değiştirecek nitelikte.
Olay anında SSÇ E.Ç.’nin yanında bulunan bazı tanıkların ifadelerinde:
• Cinayette kullanılan bıçağın SSÇ E.Ç.’nin babasına ait olduğu,
• Babanın cezaevine girmeden önce bıçağı evde bıraktığı,
• SSÇ E.Ç.’nin bu bıçağı bu şekilde temin ettiği yönünde ifadeler yer aldı.
Bu beyanlar, olayın yalnızca bireysel bir suç değil, ihmal ve kontrol eksikliği boyutunu da tartışmaya açtı.
TÜRKİYE’DE TARTIŞMA BÜYÜYOR
Son yıllarda Türkiye genelinde suça sürüklenen çocuk sayısındaki artış, mevcut ceza ve infaz sistemine yönelik tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Bu kapsamda Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kurulan araştırma komisyonu:
• Suçun sosyoekonomik nedenlerini incelemeye,
• Mevzuatın yeniden düzenlenmesine yönelik çalışmalar yürütmeye devam ediyor.
Özellikle kamuoyunda:
• Çocuklar tarafından işlenen ağır suçlarda cezaların yetersiz kaldığı,
• Caydırıcılığın sağlanamadığı,
• İnfaz süreçlerinde erken tahliye imkanlarının geniş olduğu
yönünde ciddi eleştiriler gündemde.
Uzmanlara göre bu tablo, İnfaz Kanunu’nun çocuklara yönelik hükümlerinin yeniden gözden geçirilmesini zorunlu hale getiriyor.
Tüm bu gelişmelerin ardından kamuoyunda tek bir soru öne çıkıyor:
Suça sürüklenen çocukların işlediği ağır suçlarda mevcut sistem gerçekten yeterli mi, yoksa yeni bir yasal düzenleme kaçınılmaz mı?