BİR GARİP BEDO

ELAZIĞ ATATÜRK STADYUMU

​Beş altı yaşlarındaydım. Dükkan komşumuzun oğlu Mehmet Yumakgil bizden büyük olduğu için stada, Elazığspor maçlarına giderken, biz de heves edince babam ona teslim edip bizi de maça göndermişti. Zübeyde Hanım Caddesi'nde, sonradan yıkılıp hükümet konağı yapılan yerdeki stada maç seyretmeye ilk defa o zaman gitmiştim ve o gün dün gibi hâlâ aklımda.
​Gel zaman git zaman şu anki yerine Elazığ Atatürk Stadyumu yapıldı. Biz de büyümüş, takımımızın peşine düşmüştük artık. Evimizde oynadığımız yüzlerce maçı bu stadda izledik, deplasmanlarda bile takımımızı yalnız bırakmamaya çalıştık. Evimizdeki maçlara giderken çok sevdiğim değerli bir ağabeyim olan, şu an bile oğullarıyla sürekli görüştüğüm rahmetli Habip Büyükdere ağabeyim benim maç arkadaşımdı. Habip abe bildiğin "657" devlet memuruydu. En büyük özelliği ise kendisi maliyeci olduğu için kolunun altında taşıdığı siyah fermuarlı resmi çantasıyla ve takım elbise, kravatla maça gelmesiydi. Devlet memurluğu ciddiyetini cumartesi, pazar günleri oynanan maçlarda bile sürdürürdü.
​Stadımızın "kapalı" denilen kısmının üstü sacla kaplıydı ve yağmurlu havalarda şırıl şırıl sular akardı. Diğer tarafların üstü açıktı ve kar, yağmur demez buradan maçları seyredidik. Koltuk yoktu; karlı günlerde dizimize kadar biriken karların içinde yaş zemine oturmamak için doksan dakika ayakta maç seyredip bazen üzülidik, bazen sevinidik, kızıdik, bağırıdik; külah külah çigid yiyip simitle açlığımızı geçiştiridik.
​Gel zaman git zaman stada plastik koltuklar döşendi, maratonun üstü kapatıldı. Yakın bir tarihte ise stad ışıklandırıldı ve gece maçları oynanmaya başlandı. İlk gece maçımızı İstanbulspor ile yaptık. Bu maçın biletini hatıra olarak saklayıp, geçen sene de ilk defa Süper Lig'e çıktığımız zaman takım kaptanımızın diğer futbolculara da imzalatıp bana hediye ettiği formamla beraber kent müzesine hediye ettim. Görmek isteyen kent müzesine gidip formamla bileti orada görebilir. Laf lafı açınca az kalsın esas yazmak istediğim mevzuyu unutacaktım. Yav araya laf katmayın ha!
​Neyse işte, stadımız ışıklandırıldı. Dört tane devasa direk dikildi, kocaman projektörler takıldı ve geceleri stadımız ışıl ışıl oldu. Arkadaşlarla ışık mevzusunu konuşurken; "O zaman şehrimizin dört tane iktidar partisinden olan milletvekillerinin her biri birer tane direk diktirip toplamda dört direkli ışıklandırmayla stadımız gece maçlarına hazır hale getirildi," diye espiri yapidim.
​Zaman akıp giderken, takımımız inişli çıkışlı grafikler çizerken, iki defa Süper Lig'e çıkıp sonra da taaa amatöre düşecek hallere gelip son anda kurtulurken falan eski stadın miadı dolmuş ve yeterli hale gelmemeye başlamıştı. Derken stadın yıkılıp yeni bir stad yapılmasına karar verildi. Önce yeri tartışıldı ve eski yerine karar verildi. Sonra kapasite tartışıldı; "23 bin" dendi ama çok altında bir kapasiteyle, tahminime göre 18.500 civarında bir seyirci kapasitesiyle yeni stad yapıldı. Tabela asıldı ve "Atatürk" adı silinip "Elazığ Stadyumu" tabelası asılarak "iş bitti" dendi; ama işte o zaman Elazığ'da kıyamet koptu.
​Birileri hangi kafaya hizmet ettilerse tuttular stadımızın adını değiştirmeye çalıştılar. Atatürk'süz stad adına Elazığ halkı büyük bir tepki gösterince "SEHVEN" olmuş denilip eski haline döndürdüler. Yani stadımızın adı gene "Elazığ Atatürk Stadyumu" oldu. Allah devletimizden razı olsun ve korusun.
​Gelelim düne... Bilindiği üzere dün Adanaspor 01 ile bir maç yaptık ve kazanıp finale adımızı yazdırdık. İlk maçta alınan galibiyetle zaten işi hemen hemen garantilemiştik. Bu haftaki yazımın konusu Elazığ Atatürk Stadyumu olduğu için ben maçtan çok stada seyircimizin tamamı girebilir mi giremez mi onu merak edidim. Giremeyeceğini, dışarıda kalacağını, dışarıda kalan seyircilerin de "Yönetim uyuma, taraftara sahip çık!" diye bağıracağını, resmi kayıtlara göre 18.423 kişi kapasiteli olan stadın seyirciye yetmeyeceğini tahmin edidim ve öyle de oldu. 23.000 kişilik diye yapılan stad 18.423 kişilik çıktı ve Elazığ halkı gene sukutu hayale uğramış oldu.
​Yav elinizi vurmuşsuz, çok güzel de bir stad yapmışsız. Tamam hoş da gardaş, hiç mi ileri görüşlü biri yoktu içizde? Bu oynanan maçlar daha 2. Lig maçları. Yarın öbür gün bu takım 1. Lig'e, sonra da Süper Lig'e çıkarsa binlerce seyirciyi stada nasıl sığdıracaksız bilmim ki. Adana 01 maçını izlerken merdiven boşluklarının bile nasıl dolu olduğunu gördüz değil mi? Nasip olur 1. Lig'e, oradan da Süper Lig'e çıkarsak eğer; yönetim, merdiven boşluklarından dolayı gelecek bol bol para cezalarına hazır olsun. Masraftan kaçıp "23.000 kişilik stad bu şehre lüks," derlerse, Elazığspor da paraları ceza diye yatırmaya devam eder.