BORSA İSTANBUL ZAMANI

Haziran ayı, küresel piyasalar için merkez bankalarının adeta "karar anı" niteliğinde geçti. Japonya Merkez Bankası faiz oranını yüzde 0,75'ten yüzde 1 seviyesine çıkararak, ülkede son 31 yılın en yüksek faiz oranına ulaştı.
TCMB faizleri sabit tutmaya devam etti.
Fed’in faizleri sabit tutarak mevcut sıkı duruşunu koruması, Avrupa Merkez Bankasının jeopolitik risklere bağlı faiz artışı ile ayrışması, yatırımcıyı temkinli bir bekleyişe itti.
Faiz politikalarının başta borsalar ve altını nasıl etkilediklerini gördük.

Temmuz ayı ile birlikte,düşen petrol fiyatlarının enflasyona olumlu yansıması ve beklentilerin oldukça altında gelen son ABD tarım dışı istihdam verisinin de,Fed’in faiz artırım beklentilerini ötelemesi ile doları zayıflatması,altın başta olmak üzere diğer emtialara tepki alımları geltirdi.Faiz artırım olasılığı gündemden kalktı söylemleri başladı.

Fed Başkanı Warsh’un "eski usul terk edilecek" derken kastettiği ekonomik verilerden Tarım dışı istihdamın,düşük gelmesi ile bir anda faiz beklentileri değişti.

Yatırımcı İçin Fırsat Zamanı mı?
Evet, teknik veriler ve temel hikayeler birleştiğinde; Borsa İstanbul’da "karamsarlık" yerini "seçici iyimserliğe" bırakıyor.

7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da ev sahipliği yapacağımız NATO Zirvesi, sadece bir güvenlik toplantısı değil; AB ile ilişkileri,Türkiye’nin savunma sanayiindeki kapasitesini ve enerji koridorlarındaki "kritik düğüm" rolünü tüm dünyaya tescilleyeceği tarihi bir gövde gösterisi olacak.
Bu zirve, Türkiye’yi "güvenli ve stratejik bir üretim merkezi" olarak konumlandırırken, yabancı yatırımcı nezdinde risk primimizi (CDS) daha da aşağı çekecektir. Artık piyasalarda sadece veriler değil, bu denli güçlü "hikayeler" satın alınıyor. Savunma sanayiinden enerjiye, bu zirve borsa için aranan hikayeyi yaratmaya aday olabilir.

Piyasadaki "faiz indirimi beklentilerinin zayıfladığı" yönündeki genel kanıya rağmen, Borsa İstanbul’un sunduğu çarpanlar aslında çok daha farklı bir tabloya işaret ediyor. Küresel ölçekte ABD-İran anlaşması sonrası düşen petrol fiyatları ve dezenflasyon sürecinin ilerlemesi, TCMB’nin elini rahatlatacak makro şartları olgunlaştırıyor.
Yabancı yatırımcı, son iki haftada 1,5 milyar dolara yaklaşan hisse ve tahvil alımıyla bu "iskontolu" fiyatları çoktan fark etti bile. "Carry trade" odaklı bu sıcak para girişi, borsanın önümüzdeki dönemde faiz indirimlerine tepki verecek en hazır piyasa olduğunu gösteriyor.
23 Temmuz ve 10 Eylül toplantıları, piyasada faiz indirim döngüsünün başlayacağına dair beklentileri yeniden tetikleyebilir.

Bu beklentiler ile özellikle;
Savunma Sanayii: NATO Zirvesi’nden çıkacak potansiyel iş birlikleriyle ihracat kapasitesi artacak şirketler,

Bankacılık ve GYO: Faiz indirim sürecinden ilk tepkiyi verecek, iskontolu ve yabancı ilgisine açık sektörler,

Yabancı Takası: Sıcak para girişinin yoğunlaştığı hisseler, yatırımcı için takip listesinin en başında yer almalı.

Küresel rüzgarların yön değiştirdiği, jeopolitik ağırlığımızın Ankara’dan dünyaya bir kez daha tescilleneceği bu günlerde, Borsa İstanbul’u sadece bir "borsa" olarak değil, Türkiye’nin yükselen stratejik değerini fiyatlayan bir "fırsat penceresi" olarak görmek yerinde olacaktır.
Piyasalar "bekle-gör" modundan, "hikayeyi satın al" dönemine geçiyor. Hazırlıklı olanlar için zaman, kazanç zamanıdır.
Sabır bu sürecin en kritik anahtarıdır.

Hayırlı haftalar dilerim.