BUĞDAYIN DEĞERİ BİR BARDAK ÇAY

Toprak Mahsulleri Ofisi 2026 yılı hububat alım fiyatlarını açıkladı. Buna göre buğdayın kilogramı 16,5 TL. Açıklamanın ardından rakamlar masaya yatırıldı, hesaplar yapıldı ve çiftçi yine aynı soruyu sormaya başladı:

Bu fiyatla nasıl üretelim?

Bugün Elazığ'da bir çay ocağına oturun. Bir bardak çay isteyin. Ödeyeceğiniz para ortalama 15 TL. Yani aylarca emek verilerek üretilen bir kilogram buğdayın değeri ile birkaç dakikada içilen bir bardak çayın değeri neredeyse aynı.

Bu tabloyu normal karşılamamız mı bekleniyor?

Çiftçi tarlasını sürerken mazotu indirimli almıyor. Gübreyi yarı fiyatına almıyor. Elektriği, suyu, ilacı, tohumu özel tarifeden almıyor. Her kalemde sürekli artan maliyetlerle mücadele ediyor. Hasat zamanı geldiğinde ise karşısına çıkan fiyat, bütün bu yükü karşılamaktan uzak kalıyor.

Sonra da dönüp çiftçiye daha çok üretmesi gerektiği söyleniyor...Hadi gençler tekrar tarım topraklarına geri dönün çağrısı yapılıyor destek olunacağı ve teşvik edileceği haberlerini görüp okuyoruz

Ama Nasıl?

Hangi kazanç hesabıyla?

Bir yanda üretim maliyetleri durmadan yükselirken diğer yanda açıklanan alım fiyatlarının "müjde" gibi sunulması, tarımın gerçeklerinden ne kadar uzaklaşıldığını gösteriyor. Kâğıt üzerindeki artış oranları çiftçinin cebine giren parayı büyütmüyor. Çiftçi oranlara değil, sezon sonunda elinde kalan kazanca bakıyor.

Asıl düşündürücü olan ise bu durumun artık kimseyi şaşırtmaması.

Çiftçinin zarar etmesi sıradanlaştı.olağanlaştı…ve ne garip ki kimse çiftçi olmak istemiyor..

Köylerin boşalması sıradanlaştı..

Tarımdan kopuş sıradanlaştı…

Üreticinin sesini duyuramaması sıradanlaştı…Oysa biz tarım ülkesiydik..limon çekirdeği dikseniz toprağınız filiz verecek fırat ın dicle nin kızılırmağın ve nice nehirlerin toprağıyı sözleri ile büyümedik mi?

Peki ne oldu gerçekten nasıl bu hale geldik

Elazığ'da da bu konuda yükselen güçlü bir ses duymak zor. Oysa tarım sadece çiftçinin meselesi değildir. Tarım; esnafın, sanayicinin, tüketicinin, kısacası herkesin meselesidir. Çünkü bugün tarlada kaybedilen değer, yarın markette ve fırında vatandaşın karşısına çıkacaktır.

Bir ülke, üreticisini koruyamadığı halde tarımda güçlü kalamaz.

Bir şehir, çiftçisinin sorunlarına sessiz kaldığı sürece kırsalını ayakta tutamaz.

Ve bir toplum, buğdayın değerini bir bardak çay seviyesine düşüren anlayışı sorgulamadan geleceğini güvence altına alamaz.

Bugün mesele sadece açıklanan fiyat değildir.

Mesele, alın terinin hak ettiği değeri görüp görmediğidir.

Ve görünen o ki çiftçi yine hak ettiğini alamamıştır..