CEHALET MUTLULUKTUR

Gazetemiz “TURAN”ın yazar kadrosunda bulunan uzmanların ve bu konuyu çalışan akademisyenlerin affına sığınarak; etrafımızda gördüğümüz bu insan tipini, bir “Antropolog” sıfatıyla yazımda ele almayı düşündüm.

Arapça “CHL” kökünden gelen “Cehalet” en kısa ve açık anlamıyla “Bilgisizlik”tir. Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’deki (el-Bakara 2/31-33, 151, 251; en-Nisâ 4/113; Yûsuf 12/22 gibi)âyetlerde, genellikle, cehâletin fenalığı, cahillerin yanılgıları, kötülük ve zararları üzerinde durulmuştur. (Bkz. İslam Ansiklopedisi Cehalet maddesi)

“Cahil” olarak adlandırılan kimseler, bilgi ve farkındalık düzeyi düşük, çoğu zaman bunun farkında olmayan kişilerdir. Bunlar için literatürde bazı tipik davranışlar tanımlanmıştır.

Bunlar:

· Her Konuda Fikir Sahibi Olma ve Fikrini Düşünmeden İfade Etme: Astronomiden jeolojiye, ekonomiden dış politikaya, tıptan biyolojiye, dilbilimden tarihe kadar her konuda doğrudan doğruya fikir beyan etme; uzmanlara “yanlış biliyorsun” deme;

· Aşırı Özgüven ve Kesin Konuşma: Sahip olduğu bilgi, kırıntı mesabesinde olmasına rağmen, kendisini çok yeterli görme ve kesin hüküm verme;

· Bilimsel Bilginin Gereksiz Olduğunu Düşünme: Hiçbir kaynağa başvurmama ve hiçbir veriyi dikkate almama; bir iki kısa yazı veya video ile kanaat oluşturma. Konunun uzmanları tarafından yapılan çalışmaların gereksiz olduğunu düşünme;

· Eleştiriye Açık Olmama: Bilgi eksikliği ve/veya yanlışlığı yüzüne vurulduğunda, bunu hakaret ve düşmanca bir tavır olarak görme ve belgeleriyle açıklansa dahi, düşüncesinden vaz geçmeyerek “Ben yine de böyle düşünüyorum” deme;

· Yüzeysel Bilgiyle Hüküm Verme: Özellikle günümüzde, çeşitli medya kanallarından elde ettiği yalan-yanlış bilgilerle hükme varma.

· Kendisini Takdir Etmeyeni Tahkir Etme: Kendisini haklı görmeyenleri cahillik, görgüsüzlük, bilgisizlikle suçlama ve tahkir etme. (Aşağılama)

· Özellikle Spor ve Sanat Alanlarında Çok Bilmişlik: Spor ve sanat alanlarında çok bilmişlik yapma ve uzman görüşlerine kulak asmama;

· Aşırı ve Gürültülü Özgüven: Tartışmalarda bağırıp-çağırarak, el kol hareketleriyle birlikte kendini haklı çıkarmaya çalışma ve eleştiriye kapalı olma;

· Asla “Ben bu konuyu bilmiyorum” dememe ve daha birçok davranışı içermektedir.

Konunun uzmanları, cehaletin bilgi ve yetkinlik yoksunluğu, buna rağmen bu yoksunluğun farkında olmama hâli (metabilişsel eksiklik) olduğunu belirtirler.

Sosyal-kültürel antropoloji kaynaklarına bakıldığında, “cehalet”in, sadece bilgi yokluğu değil; belli bağlamlarda üretilen, düzenlenen ve anlamlandırılan bir pratik olarak ele alınmaktadır.

Konuyla ilgili “Anthropology of ignorance / cehalet antropolojisi” (C. High, A. Kelly, J. Mair, The Anthropology of Ignorance: An Ethnographic Approach, Springer, 27 Mar 2012 - 220 sayfa) başlıklı çalışmada cehalet, basit olarak bilginin zıddı değil; toplumsal ilişkiler, duygular ve iktidar düzenekleriyle iç içe bir olgu olarak tanımlanmaktadır.

Yapılan etnografik çalışmalarda, toplum içinde, kuşaklar arası bilgi aktarımı, inanç dönüşümleri ve tutarsızlıkla sürdürülen hayat tarzı çerçevesinde, “bilmemeyi sürdürme”nin nasıl duygusal ve hiyerarşik ilişkiler yarattığı gösterilmektedir.

Proctor ve Schiebinger’in derlediği “Bilgisizliğin Bilimi: Cehaletin Oluşumu ve Ortadan Kaldırılması (Agnotology: The Making and Unmaking of Ignorance Paperback – Illustrated, May 12, 2008, by Robert N. Proctor (Editor), Londa Schiebinger (Editor)) adlı çalışmada, cehaleti özellikle modern siyaset, ekonomi ve bilim alanlarında “kasıtlı olarak üretilen” bir durum olarak tartışır.

Agnotoloji (Bilgisizliğin bilimi), mesela, tütün endüstrisinin, tütün kullanmanın zararlarını sistematik biçimde belirsizleştirme, iklim değişikliği karşısındaki öbeklerin şüphe üretimi gibi örneklerle, cehaletin iktidar ilişkileri içindeki “siyasal coğrafyasını” görünür kılar. Nitekim, Amerikan sigara şirketleri, sigaranın zararlarını gizleyen manipülatif tekniklerle kendi ürünlerinin bütün dünyada pazarlanmasını sağlamışlardır.

Cehalet, bir bakıma, “yerel bilgi biçimlerinin” marjinalleştirilmesi ve sömürgeci bilgi rejimlerinin sürdürülmesiyle yakından bağlantılıdır. Gelişmiş ülkeler, bu yolla toplumlara hükmetme; küreselleşme adı altında, gıda başta olmak üzere, çeşitli alanlarda hegemonya sağlamaktadır.

Nitekim, Amerika Birleşik Devletleri “Marshall Yardımı” adı altında, diğer bazı ülkelerle birlikte Türkiye’ye yardım ederek; mesela traktör vererek, Traktör üretme konusunu geri bıraktırmış; Türkiye’nin sanayileşmesi yerine, her konuda kendisine bağımlı bir “Tarım Ülkesi” olmayı teşvik etmiştir.

Dolayısıyla antropoloji, cehaleti yalnızca “yerel toplulukların modern bilimden habersizliği” olarak değil; çoğu kez dışarıdan dayatılan maksatlı çalışmaların bir sonucu, nadir olarak da bu maksatla yapılan çalışmalara karşı savunma stratejisi olarak ele alır.

Cehalet Mutluluktur

Kaynaklarda, “Cehalet Mutluluktur” (ignorance is bliss) ifadesi, eksik veya çarpık bilgiye rağmen “öznel iyi oluş”un korunabildiği durumlara işaret eden popüler bir motto olarak tanımlanır.

Bu konuda; David Dunning ve Justin Kruger; yetersiz insanların kendi becerilerini abartma, bunun karşısında yeteneklerini ve yetkinliklerini küçümseme eğilimini (Dunning-Kruger Etkisi) tanımlayan Amerikalı sosyal psikologlardır. 1999'da, "cahil cesareti" olarak da bilinen, bireylerin kendi cehaletlerinin farkına varamaması durumunu bilimsel olarak ortaya koymuşlardır. (Kruger J, Dunning D. Unskilled and unaware of it: how difficulties in recognizing one's own incompetence lead to inflated self-assessments. J Pers Soc Psychol. 1999 Dec;77(6):1121-34. doi: 10.1037//0022-3514.77.6.1121. PMID: 10626367.)

Dunning–Kruger etkisi, bilgi ve görgü bakımından eksik-yetersiz olan bireylerin kendi donanımlarını, sistematik olarak, olduğundan yüksek değerlendirmeleri ve hatalarını fark edememeleri olarak tanımlanır.

Bu etkiyle; “Gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır” ifadesiyle özetlenmiş olan cehaleti; artan özgüvenle, kişinin kendini sorgulama ihtiyacını azaltarak, psikolojik bir konfor alanı oluşturduğu kanaatine varılmaktadır.

Çalışmada, “Blissful ignorance effect” (Mutlu cehalet etkisi) başlığı altında, bireylerin belirsiz veya eksik bilgiyle kaldıklarında, daha iyimser, memnun ve mutlu hissetme eğiliminde oldukları gösterilmiştir.

Bu etki, hoş olmayan, rahatsız edici ayrıntıları bilmekten kaçınmanın iyi olmayı kısa vadede, şahsi olarak koruyabildiğini; bireyin kendi “görmek istediğini görmesine” izin vererek iyimser değerlendirmeleri sürdürdüğünü gösterir.

Bu durumdaki şahısların, kendi rahatlarını bozabilecek olumsuz bilgiden kaçınma, hayatta menfi durumların olabileceğini göz ardı etme; konu ve olayları çok yüzeysel olarak görüp değerlendirme eğilimleri de deneylere dayalı olarak ortaya konulmuştur.

Bazı analizler, toplumun belirli kesimlerinin “halkın cahilleştirilmesi”, efsanevȋ ve menkabevȋ olayların öne çıkarılması ve bunlarla avunulması yoluyla yönetilebilir, sorgulamayan ve kendi durumundan görece memnun, bir kitleye dönüştürüldüğünü savunur.

Cehaletin sağladığı rahatlık çoğu araştırmada kısa vadeli, yüzeysel ve kırılgan bir iyilik hâli olarak değerlendirilir. Çünkü, olumsuz bilgiye kapalı olmak, öğrenme fırsatlarının kaçırılmasına ve hataların tekrar edilmesine yol açar.

Bilgili birey, dünyaya ilişkin daha karmaşık ve yer yer rahatsız edici gerçeklerin farkında olduğu için kaygısız olamaz. Hatta aşırı kaygılı olur. Ancak bilgili birey, uzun vadede kendi özgürlüğünün ve mutluluğunun öznesi olma potansiyelini taşır.

“Dunning–Kruger Etkisi” çerçevesinde bakıldığında, cehaletin verdiği rahatlığın bedeli, yanlış kararlar, başarısızlık riskinin artması ve geri bildirim alınmadığı takdirde kalıcı yetersizlik olarak değerlendirilir.

“Cehalet Mutluluktur” ifadesi tam da günümüzdeki insanlardan bazılarının tutum ve davranışlarını tanımlayan ironik bir ifadedir.

Bu ifade çeşitli kaynaklarda ele alınmış, bu tip insanların geçici bir mutlulukla kendi dünyalarını oluştururken, bilimden ve bilime bağlı teknolojik gelişmelerden uzak kaldıkları ortaya konulmuştur.

Yine kaynaklara göre, bugün “cehalet güzeldir” denildiğinde, çoğu zaman, zor gerçeklerle yüzleşmek yerine bilmemeyi seçenlere yönelik alaycı bir eleştiri ve sorumluluktan kaçıştır.

İroni şurada yoğunlaşır: Bu konfor, uzun vadede adaletin, özgürlüğün ve ilerlemenin önünde engel olduğunda, “güzel” görünen şey aslında kişiyi edilgenleştiren, kolay yönetilen ve kolay aldatılan biri hâline getirir.

Birçok felsefî, antropolojik ve sosyolojik yorumda bu söz, “bilgeliğe karşı, cehalete çağrı” olarak okunur ve bu sebeple reddedilir. Çünkü, insan ancak bilerek, düşünerek ve sorgulayarak özgürleşebilir.

Bu açıdan “cahillik güzeldir-mutluluktur” ironisi, aslında şöyle okunabilir: “Eğer bir fert olarak kendi kendine mutlu olmayı hedeflediysen cahil kalmaya devam et; ama toplumun bir ferdi olarak değer üretmek, yeni şeyler ortaya koyarak dünyayı değiştirmeye katkı sağlamak ve sonuçta sorumluluk alıp kendini geliştirmek istiyorsan, bedel ödemeye hazır olmalısın”

Çünkü bu bedel insanı insan yapar.

İki Acı Kayıp

Önce Elazığ’ın değerli sinema ve tiyatro sanatçısı Abdullah ŞEKEROĞLU kardeşimin; sonra da 50 yıllık arkadaşım, Sakarya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Paki KÜÇÜKER’in ebedi mekâna göç haberiyle sarsıldım. Çok üzgünüm…

İki değerli Elazığlı’ya da Allah’tan rahmet; Ailelerine ve sevenlerine başsağlığı dilerim.

Esen kalınız…