DEVLET SUÇLUYU SAKLAMAZ VE KORUMAZ

Devletin varlık sebebi toplumu kanunlar çerçevesinde adaletle yönetmek ve vatandaşlar arasında mal ve can güvenliğini sağlamaktır.

Bir devletin ayakta kalması ve varlığını sürdürebilmesi ancak güçlü bir hukuk sistemiyle mümkündür.

Gelişmiş ülkelere bakıldığında vatandaşını koruyan ve insan haklarına en yüksek düzeyde saygı gösteren yönetimlerin öne çıktığı görülür.

Suçluların ayrıcalıklı konumlar nedeniyle korunup kollanabildiği toplumlarda devlete olan güven ortadan kalkar.

Devlete güvenin azaldığı, huzurun zedelendiği yerlerde ekonomik kalkınma ve refah da sıkıntılı hâle gelir.

Hukukun üstünlüğünün zayıf olduğu, demokrasinin yeterince işlemediği ve basın özgürlüğünün kısıtlandığı yönetimlerde suçlular daha kolay saklanıp korunabilir.

Böyle toplumlarda mal ve can güvenliği temelden sarsılır.

Faili meçhul olayların çoğaldığı, suçun cezasız kaldığı ortamlarda ekonomik ilerleme durur; huzur ve güvenlik de kaybolur.

Devlet, güvenilir olduğu ölçüde güçlenir ve saygınlığını korur.

Devlet mekanizmalarına sızan bu unsurlar, siyasi yetkileri kendi çıkarları için kullandıkları sürece düzen bozulur. Ayrıca toplum da bundan zarar görür.

Suçluların korunduğu ülkelerde toplumsal ahlak çöker…

Suçlular korundukça suç işleyenler cesaret bulur ve suç işleme oranları artar…

Hele hele masum kız çocuklarımıza tecavüz edilerek vahşice katledilmesi ve faillerin, babalarının statülerinden dolayı korunuyor olması, o topluma gelecek musibet ve belalar için çok önemli bir neden olur…

Adaletin hâkim olmadığı yerlerde suç oranları yükselir. Geleceğe umutla bakamayan gençler zamanla suç döngüsünün bir parçası hâline gelebilir.

Ez cümle, devletler ve toplumlar adaletle güvenilir olur, kalkınır; vatandaşlar da adaletle yönetilen bir devlette huzur içinde yaşarlar.