Çevre Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi, Elazığ’ın Maden ilçesine bağlı Gezin bölgesinde yürütülen maden sevkiyat çalışmalarına sert tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, Hazar Gölü Havzası ve Bermaz Ovası’nın ağır metal, toz ve kimyasal risklerle karşı karşıya bırakıldığı belirtilirken, “Hazar Gölü ve Gezin Havzası maden sevkiyatına feda edilemez” denildi.

Oda tarafından yapılan açıklamada, yüksek ekonomik değere sahip bakır, altın ve çinko gibi madenlerin çıkarılarak Gezin Tren İstasyonu üzerinden başka şehirlere sevk edilmesinin planlandığı ifade edildi. Bu kapsamda Gezin Tren İstasyonu çevresinde demiryolu genişletme çalışmaları, ağaç kesimleri ve çeşitli altyapı faaliyetlerinin sürdüğü kaydedildi.

“HAZAR GÖLÜ HAVZASI TEHDİT ALTINDA”

Açıklamada, Gezin bölgesinin yalnızca bir sevkiyat alanı olmadığına dikkat çekilerek, bölgenin “Ulusal Öneme Haiz Hazar Gölü Sulak Alanı” sınırları içerisinde yer aldığı, aynı zamanda sit alanı ve tarım havzası niteliği taşıdığı vurgulandı.

Çevre Mühendisleri Odası, söz konusu faaliyetlerin Hazar Gölü ekosistemi, Bermaz Ovası, tarım alanları, yer altı suları ve bölgedeki biyolojik çeşitlilik üzerinde geri dönüşü zor çevresel tahribatlara yol açabileceğini belirtti.

Whatsapp Image 2026 05 18 At 19.08.23

“GEVEN BALI VE ENDEMİK TÜRLER YOK OLABİLİR”

Açıklamada, bakır konsantresi sevkiyatının yalnızca göl çevresini değil, Dicle Havzası boyunca geniş bir coğrafyayı etkileyebileceği ifade edilirken, bölgenin coğrafi işaretli Geven Balı başta olmak üzere çok sayıda endemik tür için risk altında olduğu kaydedildi.

Yoğun maden taşımacılığı, depolama faaliyetleri, ağır metal riski ve toz emisyonlarının gelecekte ciddi çevresel sorunlara neden olabileceği belirtilerek, “Bu proje yalnızca bugünü değil, gelecek kuşakların yaşam alanlarını da tehdit etmektedir” denildi.

Whatsapp Image 2026 05 18 At 19.08.49

“ÇED SÜREÇLERİ ŞEFFAF YÜRÜTÜLDÜ MÜ?”

Çevre Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi açıklamasında yetkililere bir dizi soru yöneltti. Açıklamada şu soruların cevaplanması istendi:

* Bölgedeki çalışmalar yapılırken sit alanı, sulak alan ve tarım arazisi statüleri dikkate alındı mı?
* ÇED süreçleri ve Halkın Katılım Toplantıları şeffaf şekilde yürütüldü mü?
* Hazar Gölü havzasının su kalitesi ve biyolojik çeşitliliği üzerine bilimsel etki araştırmaları yapıldı mı?
* Bölgedeki ağaç kesimleri kapsamında kaç ağacın etkilendiği tespit edildi mi?
* Endemik türlerin zarar görme ihtimali değerlendirildi mi?

“DOĞAYI VE YAŞAMI SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Açıklamanın sonunda, kamu yararı ve ekolojik dengenin hiçbir şirket faaliyetinin gerisine bırakılamayacağı belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

“Hazar Gölü yalnızca Elazığ’ın değil, tüm ülkenin doğal mirasıdır. Doğal varlıklarımızı kısa vadeli ekonomik çıkarlar uğruna geri dönülmez biçimde tahrip etmek geleceğe karşı işlenmiş büyük bir sorumsuzluk olacaktır. Gezin’in havasını, suyunu ve toprağını yok edecek hiçbir projeyi kabul etmiyoruz.”