DİNLERİNİ PARÇALAYANLARIN İŞİ ALLAH'A KALMIŞTIR!

Aziz kardeşlerim…

Kur'anı okuyup anlamaya, anladıklarımızla amel etmeye çalışırken, şeytanın kalbimize ve gönlümüze vermeye çalıştığı vesveselerden Alemlerin Rabbi Rahman ve Tahim olan yüce Allah'a sığınarak başlıyorum.

Bu hutbede sizlere 165 ayetten müteşekkil Enâm Suresinin on ayetinin meallerinden anladıklarımızı istifadelerinize arz edeceğiz.

3 günlük dünya hayatında yapmamız ve yapmamamız gerekenleri bu ayetlerin ışığında tefekkür ederek Yüce Allah'a iyi bir kul, Peygamber efendimize de ona yakışır ümmet olmalıyız.

Enâm 58-59 ve 60. Ayetler...

'Peki, o gelsin de görelim' dediğiniz azab için, eğer elimde olsaydı cezasını anında vermesini isterdim. Fakat müşrik ve kâfirlerin ne zaman ve nasıl cezalandırılacağını, en iyi, herkesi yaratan Allah bilir.

O ki karada, denizde ve gelecekte neler olacağının kararını ancak o bilir ve verir. Düşen bir yaprak dâhi O'nun bilgisi dahilinde düşer. Toprağın derinliklerine atılan tohum, kuru-yaş- canlı-cansız her iş Allah'ın bilgisi ve kudreti dahilinde olur.

Ve O'nun sünneti olarak koyduğu kanunlara tabii olurlar. O her şeyden haberdardır.

Nitekim sizi geceleri ölü gibi uyutur, yaşatması gerekenlerin ise gündüzün de neler yapacağını O bilir. Sonra sizin için takdir ettiği eceliniz gelene kadar sizi hayata döndürüp yaşatan O'dur. Hepiniz sonunda O'na döndürüleceksiniz ve hiçbir adaletsizliğe, haksızlığa da uğratılmazsınız. Hâk ettiğinizin tam karşılığını da alırsınız"

Enâm Suresi 158. Ayetten 165. Ayete kadar ise; yüce Allah meâlen şöyle buyuruyor.

"Onlar iman etmek için neyi bekliyorlar? Meleklerin gelmesini mi, yoksa Rablerinin gelmesini mi yahut kıyametin kopmasını mı?

Daha önce iman etmemiş yahut iman ettiğini söylediği halde, bu imanının gereğine göre hayat sürmemiş ve ameller işlememiş, iyiliklerde bulunmamış kimseler, kıyamet alametlerin çıktığı anda iman ettiğini söylerse bu boş ve faydasız bir şey olur.

'Bekleyin bakalım. Biz de bellemekteyiz' denilir o kişilere"

Bilhassa bu bilgi çağında İslam dünyasının ve Türkiye'mizin içinde bulunduğu hâli pür melalini çok düşündüren Yüce Allah'ın bu sözleri ne kadar manidardır.

Bu ayetlerin ışığında sakin bir dimağ ve kafa ile bugüne kadar Allah'ın izniyle sürdürdüğümüz hayatımızı, yaşadıklarımızı, sevip sevmediklerimizi, taparcasına değer verdiğimiz şeyleri, gereğinden çok yücelttiğimiz kişileri, peşinden koştuğumuz dünyevi, siyasi ve benzeri fiilleri niçin yaptığımızı empati yaparak düşünelim mi?

Enâm 159.Hâli pür melalimizi çok güzel ifade ediyor:

"Bu müşrikler ve Kur'an ile bildirilmiş olan saf ve tertemiz olan dinlerini parça parça ederek gruplara bölüp, ayrılanlara gelince; senin onlarla

Hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır…

Hesap gününde Allah onlara bütün yapmış olduklarını tek tek bildirir ve onlara acıklı bir akıbet vardır"

Sizlere bu hükümleri ve mânayı tasdik eden Kur'an'ı Kerim'den başka ayetlerle de konuyu daha güzel anlatabiliriz.

Âli İmran suresi 105. Ayet

"Kendilerine apaçık mucizelerimiz ile geldikten sonra, üzerinde anlaşmazlığa düşerek birbirleri ile çekişen kimseler gibi olmayın. Onlara büyük bir azap vardır."

Enâm 153. Ayet

"İşte benim dosdoğru yolum budur. O yolu tutun. Sizleri Allah yolundan ayıracak başka yollara sapmayın. Allah O'na karşı gelmekten sakının diye bunları size emretti"

Enbiyâ suresi 93. Ayet

"Fakat insanlar aralarındaki inanç bağını parçaladılar. Hâlbuki dönüşünüz ancak bizedir."

Müminun suresi 53:

"Ancak onlar aralarındaki inanç bağını parçaladılar. Her topluluk kendisinin inancı ile övünür"

Rûm suresi 32. Ayet

"O müşrikler dinlerini parçalayıp bölük pörçük oldular. Her topluluk kendisi ve kendisininki ile övünür"

Enâm suresi 160 ile 175. Ayetlere kadar olan meâlde ise Yüce Allah şöyle buyurmaktadır.

"Bir iyilik yapan en az 10 veya 100 misli ile sevap alır. Kötülük yapan ise sadece o kötülüğünün günahını alır. Kimseye de haksızlık yapılacak değildir.

Elbette Rabb'im beni dosdoğru yola, batıldan uzaklaşıp, hâkka yönelen İbrahim'in sapasağlam dinine iletti. İbrahim asla müşriklerden olmadı"

Şu buyurulanlara ve bugün dünyalık ve siyasi ikballer adına yediğimiz haklara, atılan iftiralara, gıybete ve kötücül dillere bir bakıp, tefekkür edelim mi? Neyin peşinde, hangi dünyevi çıkarlar ve kötü nefisler için ne tür zulümleri tasdik ettiğimizi ve Allah'ın katında neler diyeceğimizi şöyle bir tefekkür edelim mi?

Enâm 162. Ayet

"Şöyle de. Benim namazım, bütün ibadetlerim, hayatım ve ölümüm yalnızca alemlerin Rabbi olan Allah içindir"

Kurban kestiğimizde, bu Enâm 152. Ayeti Allahu Ekber'den sonra okur ve kurbanımızı keseriz. Bu, tamamen Allah rızası için yapılan bir ibadetin Allah tarafından ifadesidir.

"Onun eşi ve benzeri yoktur. Ortağı yoktur. Bana bu emredildi. Ben de Müslümanların ilkiyim. (Hz İbrahim)

Enâm 164 ve 165. Ayetler ile konumuzu tamamlayalım.

"Şöyle de. Allah her şeyin Rabbi iken, ben kendime ondan başka Rab mi arayacağım?  Herkesin amelleri, kazançları yalnızca kendisinedir. Hiçbir günahkâr bir başkasının günahını üstlenmez, yüklenmez. Herkes kendi günahını çekecektir. Sonunda hepiniz Rabb'inize döneceksiniz. O size bu dünyada üzerinde anlaşmazlığa düştüğünüz her şeyi size tek tek bildirecektir."

Efendimiz Hz. Muhammed bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuştur.

"İslam'da kim iyi bir çığır açarsa, o kimseye o cıgırın, güzel yolun sevabı eksiksiz bir şekilde verilir. O çığır etrafında yürüyen ve o çıgıra katkı sunanlar da bu sevapta pay sahibi olurlar. Bu çığrı açan ve onun izinden gidenler kıyamete kadar bu sevaptan yararlanırlar.

Bir insan kötülük yapmaya niyet eder, sonra bundan vazgeçerse, ona günah yazılmaz ama, doğru işe karar verdiği için ona bir iyilik sevabı yazılır. Şayet bu fenalığı yaparsa ona sadece bir günah yazılır."

165. Ayetde Yüce Allah şöyle buyurmaktadır.

"Sizleri yeryüzünde halife yönetici ve idareciler yapan, verdiği nimetler ile sizi imtihan eden ve sizlere adil olan, çok bağışlayan ve çok merhametli olan ancak Allah'tır."

Meallerini verdiğim bu ayetlerden ve Kur'an'ın gayelerinden bir tanesini tespit edin deseler, sizlere şunu derim.

Ahiretinizi mağmur etmek ve Cenneti kazanmak için dünyadaki amellerinizi Kuranla ve Hz. Resulullah ile güzelleştirmek suretiyle ancak böyle bir maksada ulaşabiliriz.

Rabb'im şu mübarek Cuma günü hürmetine bizleri Cuma ile mübarek eylesin ve amellerimizi, yaşayış ve davranışlarımızı da O'nun rızasına ve Habibinin şefaatine layık olacak şekilde güzel kılsın.

Bu hutbem sonrası size çok önemli bulduğum bir video'yu nakletmek isterim.

Bir kafeste beş maymun ve ortada asılı bir muz var. Muza çıkarken bir merdiven ve yanında su fıskiyesi de var.

Bir maymun muzu almak için tırmanır ve o dahil bütün arkadaşları ıslanırlar.

Bundan ders almayan ikinci maymun da tırmanır ve yine hep birlikte tekrar ıslanırlar. Ve artık bu muzu almak için tırmanmayı bırakırlar.

Sonra, içeriden ıslanmış bir maymun çıkarılır ve yerine yeni bir maymun sokulur kafese.

Girdiği gibi, ıslanmaktan habersiz merdivene ve muza yönelmek ister ama, 4 maymun onu alaşağı eder. Niye dayak yediğini bilmeyen bu maymun muzu da unutur ve hayatını sürdürür.

Sonra yine ıslanmış tecrübeli bir maymun daha dışarı alınır ve ıslanma bilmeyen yeni bir maymun daha içeri alınır. O da merdivene ve muza yönelirken, diğerleri tarafından dövülür ve alaşağı edilir.

İşin tuhaf yönü, ikinci maymuna en çok tepki veren ve onu en çok döven ilk dayağı neden yediğini bilmeyen ve halen bunu sorgulamayan maymundur.

Bu kez üçüncü yeni maymun girer ve tecrübeli bir diğer maymun dışarı alınır. Bu değişimler sürer gider ve sonunda içerideki tüm Maymunlar artık sorgulamayan ama ıslanmayan ve muzu da dert etmeyen maymunlardır.

Fıskiye hep orada durur. Muza kimse bakmaz. Merdivene de tırmanmaz.

Muza ulaşması ve yemesi gereğini de bilmezler.

İşte bu muzun yerine bize zorla dayatılan ahlak, hayat tarzı, akli olmayan şekilci din vb, din adına yalan, iftira ve haram, yolsuzluk...

Aklınıza ne gelirse...

Düşünün kardeşlerim.

Ne haldeyiz...

Müslüman kim, İslam dini nedir?

Müslümanlar kime hizmet ediyor? Emredilen dosdoğru bir hayatı yaşıyor mu?

Düşünün ve tefekkür ile düşünün.

Selam ve dualarım ile…

Lokman ABBASOĞLU KİMDİR?

Lokman ABBASOĞLU 1948 Doğumlu Ankara İlahiyat Fakültesi 1974 Mezunu, İş insanı, kültür adamı, yazar