ELAZIĞ TOPLUMUNUN DUYARSIZLIĞI

Dünyaca ünlü yazar, Gabriel Garcia Marquez, Kırmızı Pazartesi adlı kitabında, toplumsal olayları, bir aşk öyküsü ekseninde anlatır. Okurlara vermek istediği mesajı bu aşk öyküsünü zemin yaparak verir. Öyküdeki karakterlerin yaşadığı olayın, toplumun duyarsızlığı nedeni ile yaşandığını, dolayısıyla toplumun olayın ortağı haline geldiğini vurgular.

Ne yazık ki bizim güzel ülkemizde de yaşanan siyasi, ahlaki ve toplumsal olaylarda, bireylerin ve de kurum ve kuruluşların duyarsızlığı, adaletsizliklerin sıradanlaşmasına, demokratik mekanizmaların işlevsizleşmesine yol açmaktadır. Ülkeyi yönetenlerin gücü, demokratik ve adil adalet sisteminin, tek taraflı bir dayatma veya çıkar ilişkisine dönüşmesine neden olmaktadır.

Son 24 yılda devlet kurumlarının karar ve icraatlarının pek çoğunun, toplum yararına ve de ülke çıkarına olduğu tartışmalıdır. Zenginleri daha zengin yoksulları daha yoksul yapan politikalar izlenmektedir. İktidar partili yerel yönetimlerde de doğaya ve kentin değerlerine duyarsızlık had safhada. Doğal ve tarihsel zenginlikler ve kültürel varlıklar ranta ve de müteahhitlerin çıkarına feda edilmektedir.

Günümüz koşullarında siyasi ve ahlaki olaylarda ikiyüzlü davranışlar izlenmektedir. Bireyler, sadece kendi çıkarlarını düşünmekte, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığı ile duyarsız kalmaktadır. Bu bağlamda Elazığ yönetimi de Gezin sorununa sahip çıkmak yerine siyasal erke itaat etme davranışı sergilemektedir.

1923’ten 1970’li yıllara kadar, Elazığ’dan değerli, eğitimli ve düzgün Elazığ sevdalısı siyasetçiler çıktığı, halkın ve Elazığ’ın sorunlarıyla ilgilendikleri ve kentin önemli sorunlarını TBMM’ne taşıdıkları, Elazığ’ı sahipsiz bırakmadıkları bilinmektedir. 1960’lı yıllara kadar Elazığ halkı da siyasette ideolojik bağnazlık ve biat kültüründen bihaberdi. Günümüzde ise Elazığ halkının oyları ile seçilen iktidar milletvekillerinin önceliklerinin kişisel yararları olduğu görülmektedir. Öyle ki meclise gelmediği halde geçersiz oy pusulası kullandıran AKP milletvekilleri arasında Elazığ vekillerinin de yer aldıkları açıklandı. Elazığ’ın doğası, havası, suyu, toprağı, yandaş müteahhit kazansın diye heba ediliyor, kendini dev aynasında görenlerin umurlarında değil!

Bilindiği gibi Elazığ’ın Maden İlçesi alanında çıkarılacak maden rezervinin, depolama ve sevk işlemleri için Gezin Tren İstasyonu kullanılmaktadır. Aşikâr ki bu pervasızlık maden stok ve sevk alanlarında; su kirliliği ve su kaynaklarının bozulması, akarsuların ve göletlerin kirlenmesi, suya dayalı ekosistemin bozulması, su- toprak -hava kalitesi üzerinde kalıcı zararlar oluşturması, yöredeki arazinin fiziksel yapısının bozulması, erozyon ve toprak verimliliğinin düşmesi gibi sakıncalar yaratacaktır. Gezin İstasyonu’nun kullanılmasının önlenmesinin, Elazığ için ne kadar önemli ve ivedi olduğu değerli Elazığlı yazarlar tarafından defalarca kaleme alınmış, vurgulanmıştır.

Ne yazık ki bugüne kadar Gezin Tren İstasyonun kullanılmasının engellenmesi konusunda sonuç alınamamıştır. Elazığ’ın karşılaşacağı kalıcı etkilenmelere izin veren kamu kuruluşları ile vatan toprağına ihanet eden, sırtını siyasi yönetime dayamış, çevre katliamcısı müteahhitler suç ortaklarıdır. Aynı şekilde Elazığ valiliği, Elazığ Belediye Başkanlığı, hukukçular, Elazığ’daki tüm sivil toplum kuruluşları, muhtarlar ve de çevre köylüleri ve doğup büyüdükleri kenti sahipsiz bırakan, hak aramak için mücadele etmeyen, duyarsız Elazığ toplumu da suçludur.

Konunun halen yargıda olup olmadığını bilmiyorum. Eğer yasal sürece taşınmamışsa, Elazığ ihmal ediliyor demektir. Elazığ toplumu her zaman olduğu gibi bu konuda da “devlet ne yaparsa doğrusunu yapar”, anlayışını sürdürüyor. Yıllar yılı mevcut iktidara oy veren Elazığ, hak ettiği değerden, ilgiden ve de yatırımdan mahrum edildiğinin farkında değil!

AKP’nin oy deposu Elazığ’ın, bu kartını kullanması, karşılığını alması, biat kültüründen kurtarılması gerekir. Elazığ’a, uyanmak, duyarlı olmak, halkın ise doğup büyüdüğü kentin, havasına, suyuna, topağına, ürününe, doğal değerlerine sahip çıkmak, hak aramada sağlam durmak, yetkili makamlara toplu halde ve sürekli sesini yükseltmek, haklılığını savunmak, sonuç alıncaya kadar vaz geçmemek yaraşır!