ELAZIĞDA YAĞIŞ REKORU NEYİN HABERCİSİ

ELAZIĞ’DA YAĞIŞ REKORU: BEREKET Mİ, AFET HABERCİSİ Mİ?

Türkiye son yılların en sıra dışı yağış dönemlerinden birini yaşamaktadır. Bir tarafta kuraklık korkusu sürerken, diğer tarafta ani ve yoğun yağışlar şehirleri, tarım alanlarını ve altyapıları zorlamaktadır. Özellikle 2026 yılı yağış verileri, iklim sistemindeki dengesizliğin artık açık biçimde hissedildiğini göstermektedir.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre 2026 su yılı yağışları, uzun yıllar ortalamalarının oldukça üzerine çıkmıştır. Türkiye genelinde son 66 yılın en yüksek yağış değerlerinden bazıları kaydedilmiş; özellikle Doğu Anadolu, İç Anadolu ve Akdeniz bölgelerinde dikkat çekici artışlar görülmüştür.

Bu durumun en dikkat çekici örneklerinden biri Elazığ’da yaşanmaktadır. Meteoroloji 13. Bölge Müdürlüğü verilerine göre Elâzığ, 2026 yılının ilk beş ayında neredeyse bir yıllık ortalamanın üzerinde yağış almıştır. Şehirde yağış miktarının mevsim normallerinin yaklaşık %35 üzerinde gerçekleştiği belirtilmektedir.

İlk bakışta yağışların artması olumlu gibi görünse de mesele yalnızca “çok yağmur yağması” değildir. Çünkü iklim değişikliği artık yağışın miktarını değil, karakterini değiştirmektedir. Eskiden daha dengeli dağılan yağışlar artık kısa sürede, yüksek şiddette ve ani şekilde gerçekleşmektedir. Bu durum şehir selleri, heyelanlar, tarımsal erozyon ve altyapı yetersizliklerini beraberinde getirmektedir.

Elâzığ gibi topoğrafyası eğimli, fay hatlarına yakın ve yer yer plansız yapılaşma baskısı altında olan şehirlerde bu durum daha büyük risk oluşturmaktadır. Özellikle dere yatakları çevresindeki yapılaşma, yetersiz yağmur suyu drenaj sistemleri ve betonlaşmanın artması, yoğun yağışların afet etkisini büyütmektedir.

Diğer yandan uzmanlar, yoğun yağışların kuraklık sorununu tamamen çözdüğü düşüncesinin de yanlış olduğuna dikkat çekmektedir. Çünkü hidrolojik kuraklık yalnızca birkaç aylık yağışla ortadan kalkmamaktadır. Yer altı sularının beslenmesi, baraj rezervlerinin dengelenmesi ve toprak neminin sürdürülebilir seviyeye ulaşması için uzun süreli ve düzenli yağış rejimi gerekmektedir.

Bugün Türkiye’nin karşı karşıya olduğu temel sorun “yağış eksikliği” değil, “iklim aşırılığıdır.” Aynı yıl içinde hem kuraklık hem sel riski yaşanabilmektedir. Bu nedenle artık klasik meteorolojik değerlendirmelerin ötesine geçmek zorundayız.

Yerel yönetimlerin;

  • taşkın risk haritalarını güncellemesi,
  • yağmur suyu altyapılarını güçlendirmesi,
  • dere yataklarını koruması,
  • yeşil alan oranını artırması,
  • iklim dirençli şehir planlamasına yönelmesi

kaçınılmaz hale gelmiştir.

Elâzığ özelinde ise Keban Baraj Gölü havzası, Hazar Gölü çevresi ve şehir içi drenaj sistemleri yeni iklim koşullarına göre yeniden değerlendirilmelidir. Çünkü iklim değişikliği artık geleceğin değil, bugünün problemidir.

Sonuç olarak yağışların artması tek başına bir güvence değildir. Asıl mesele, değişen iklim koşullarına ne kadar hazırlıklı olduğumuzdur. Türkiye ve Elâzığ için yeni dönemin anahtar kavramı artık “iklim direnci” olmalıdır.