ELAZIĞIN VİCDANI KİR TUTMAZ

BEYAZ ÖNLÜĞE DÜŞEN GÖLGE: ELAZIĞ’IN VİCDANI KİR TUTMAZ!
Hastaneler; insanın en çaresiz anında kapısını çaldığı, umut aradığı, şifa beklediği kutsal kurumlardır. Bir annenin evladı için dua ettiği, bir babanın gözyaşını içine akıttığı, yaşlı bir insanın yeniden ayağa kalkabilmek için hayata tutunduğu yerlerdir. Oralar, paranın ve hırsın hüküm sürdüğü, ticaretin vicdansız yüzüne teslim edilecek yerler asla değildir!
Ancak ne yazık ki Elazığ’da bir özel hastane üzerinden gündeme düşen son skandal iddiaları, sadece bir "sağlık usulsüzlüğü" değil, açıkça bir vicdan ve ahlak iflasıdır. Söz konusu iddiaların odağındaki hastane yönetimi, sahipleri ve bu süreçte sorumluluğu bulunan herkes, toplumun vicdanını derinden yaralamıştır. Kamuoyuna yansıyan vahim iddialar doğruysa, mesele basit bir ihmal veya idari hata değil; insan hayatına, toplumun güven duygusuna karşı işlenmiş büyük bir vebaldir, açık bir suçtur!
Elazığ’ın Mayasında ve Asaletinde Bu Yanlış Yoktur!
Burada altını kalın çizgilerle çizmek ve yüksek sesle haykırmak gerekiyor: Elazığ’ın o asil, mert ve kadim insanı bu yanlışı yapmaz, yapamaz!
Bu yaşanan çirkinlikleri ne Elazığ’ın kadim ahlakına, ne bu şehrin kültürüne, ne de Elazığ'ın vicdanlı insanına mal etmek mümkündür. Çünkü Elazığ kültürü; komşusu açken tok yatmayanların, kul hakkından titreyenlerin, helal lokmayı her şeyin üstünde tutan gakgo’ların harmanlandığı yerdir. Bu şehirde insanlar yüzyıllardır “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışıyla, haramdan kaçarak yetişmiştir. Bir hastanın "Allah razı olsun" duasını almak, her türlü ticari kardan daha kıymetli görülmüştür.
Bugün hırsı gözünü bürümüş birkaç kişinin imza attığı iddia edilen yanlışlar üzerinden Elazığ’ın tamamını zan altında bırakmaya çalışanlara asla fırsat verilmemelidir. Eğer ortada bir suç varsa, bu suç şahsidir! Ne Elazığ’ın namuslu, gece gündüz demeden çalışan hekimleri, ne fedakâr sağlık çalışanları, ne de Elazığ terbiyesiyle yetişmiş dürüst insanlar bu kirli iddiaların gölgesinde bırakılmamalıdır. Bu leke, sadece ve sadece o rant düzenine göz yuman, payı olan sorumluların alnına yapışmıştır!
"Biz Şimdi Kime Güveneceğiz?"
Bugün sokaktaki her vatandaş haklı olarak şu soruyu soruyor: “Biz artık hangi kuruma, hangi hekime güveneceğiz?”
İşte karşı karşıya olduğumuz en büyük tehlike tam olarak budur. Sağlık sisteminde güven kaybolursa, toplumun vicdanı çöker. İnsanlar hastaneye giderken şifa mı bulacağım, yoksa mağdur mu olacağım endişesi taşımaya başlarsa bu memleketin huzuru kalmaz. Canımızı, evladımızı emanet ederken arkamıza bakmak zorunda kalıyorsak, sistem tıkanmış demektir.
Bu yüzden Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere tüm resmi yetkililere açıkça çağrıda bulunuyoruz: Özel hastaneler üzerindeki denetim mekanizmaları acilen, ama acilen sil baştan gözden geçirilmelidir. Dostlar alışverişte görsün tarzı denetimlerin acı faturasını halk ödememelidir.
Sessizlik Bozulmalıdır: Resmi makamlar derin sessizliklerini bozmalı, kamuoyunu acilen ve şeffaf bir şekilde bilgilendirmelidir.
Üstü Örtülmemelidir: Bu iddialar en ince ayrıntısına kadar araştırılmalı, dosyaların üstünün kapatılmasına izin verilmemelidir. Unutulmasın ki, dosyaların üstü örtülürse sadece suçlular değil, susanlar da vicdanlarda mahkûm olur.
En Ağır Ceza Verilmelidir: Kim olursa olsun; ister hastane sahibi, ister yönetici, ister doktor, ister bürokrat... İnsan sağlığı üzerinden kim bir rant düzeni kurmuşsa, ucu kime dokunursa dokunsun hukuk önünde en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.
Mesele artık sadece bir hastane meselesi değildir; mesele insan hayatıdır, mesele vicdandır, mesele bu memleketin geleceğidir. Hiç kimse Elazığ’ın adını bu kirli tezgahlarla yan yana getiremez. Sağlıkta ticareti vicdanının önüne koyanlar, adalet önünde de halkın vicdanında da ebediyen mahkum olacaklardır.
Çünkü bilinmelidir ki; Elazığ’ın vicdanı kir tutmaz!