CHP Maden İl Genel Meclis Üyesi Suat Ören'in çağrısı üzerine 29 Mayıs 2026 Cuma günü Gezin Tren İstasyonu'nda gerçekleşen toplantıda halkın talebi ortak duygularla bir metin halinde ilan edildi.

Gezin eski Belediye Başkanı ve aynı zamanda kısa adı HAKGÖKDER olan Hazar Gölü Koruma Derneği Başkanı Fethi Aydın tarafından okunan talebin tam metni ise şöyle kayda geçti:
''Değerli Basın Mensupları ve Kıymetli Hemşehrilerimiz,
Bugün burada, Elazığ’ımızın ve bölgemizin en değerli doğa mirası, göz bebeği olan Hazar Gölü Havzası’nın geleceğini yakından ilgilendiren, geri dönülmez zararlara yol açmasından derin endişe duyduğumuz bir planlamayı kamuoyuyla paylaşmak ve yetkilileri uyarmak adına toplanmış bulunmaktayız.
Maden ilçemizde kuruluşundan bu yana üretim ve taşıma faaliyetlerini kendi bölgesinde sürdüren tarihi bakır işletmesinin, alınan yeni bir kararla yaklaşık 25 kilometre uzaklıktaki Hazar Gölü Havzası’na taşınması gündemdedir. Bizler istihdama ya da sanayi üretimine karşı değiliz; ancak üretimin ve lojistiğin yapılacağı yer seçilirken doğanın, tarımın, turizmin ve insan sağlığının hiçe sayılmasına sessiz kalmamız mümkün değildir.

I M G 0462
HAZAR GÖLÜ BİR SİT ALANI VE DOĞA MİRASIDIR
Hazar Gölü ve çevresi, yasalarla koruma altına alınmış bir Doğa Sit Alanı’dır. Kendine has ekosistemi, endemik türleri ve tektonik göl yapısıyla sadece Elazığ’ın değil, Türkiye’nin nadide zenginliklerinden biridir. Koruma altında olan bir havzaya, ağır sanayi ve maden taşımacılığı gibi yüksek riskli lojistik faaliyetlerin getirilmesi, sit alanı statüsünün ruhuna ve hukuka açıkça aykırıdır.


I M G 0464
TARIM ARAZİLERİMİZ VE ORMAN YAPIMIZ TEHDİT ALTINDADIR
Bu bölge, ulusal ve uluslararası öneme sahip Hazar Gölü Sulak Alanı kapsamındadır. Havza, bölgenin en önemli oksijen kaynağı olan ormanlık alanlara ve yöre halkın geçim kaynağı olan birinci sınıf tarım arazilerine ev sahipliği yapmaktadır. Coğrafi işaretli Elazığ Keven Balı üretimine hayat veren geven bitkisi örtüsünü barındırmaktadır. Maden taşıma, depolama ve lojistik faaliyetleri sırasında havaya karışacak ağır metal içeren tozlar, rüzgâr koridorlarıyla ormanlık alanlara ve ekili dikili arazilere yayılacaktır.
Toprağa çökecek bu kimyasal ve ağır metaller, tarımsal ürünlerin kalitesini bozacak, toprağı zehirleyecek ve uzun vadede ağaçların kurumasına yol açacaktır. Tarım biterse, havza köylüsünün geçim kaynağı da elinden alınmış olacaktır. Çileğimizi, fasulyemizi kaybedeceğiz.


BÖLGE TURİZMİNİN KALBİNE HANÇER SAPLANACAKTIR
Hazar Gölü, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin en önemli turizm ve dinlenme merkezidir. Plajları, kamp alanları, yelken kulübü ve batık şehriyle her yıl binlerce turisti ağırlayan bu huzur coğrafyası, maden kamyonlarının gürültüsü, tozu ve egzoz dumanı altında ezilecektir. Maden faaliyetlerinin gölgesindeki bir göle ne yerli ne de yabancı turist gelecektir. Yıllardır bölge turizmine yapılan yatırımlar ve mavi bayrak vizyonu bu kararla tamamen yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.


SU KAYNAKLARININ KİRLENMESİ VE HALK SAĞLIĞI RİSKİ
Bölge, Dicle Nehri’nin doğuş noktası ve Hazar Gölü’nün su taşıyan su kanalının hemen yanındadır. Maden taşıma işleminin yaratacağı en büyük risklerden biri de sızıntı sularıdır. Yağmur ve yüzey sularıyla yıkanacak maden atık ve tozları, yer altı su yataklarına ve doğrudan Hazar Gölü’ne karışma riski taşımaktadır. Göl suyunun ve çevre su kaynaklarının ağır metallerle kirlenmesi, hem göldeki canlı yaşamını (endemik Hazar Dişli Sazancığı gibi) bitirecek hem de çevre halkının sağlığını doğrudan tehdit edecektir.


Neticede Yetkililere ve Kamuoyuna Çağrımızdır:
Maden ilçesindeki tesislerin kurulduğu günden beri kendi yerinde yürütülen bu taşıma işleminin, hiçbir ekolojik ve hukuki gerekçeye dayanmadan Hazar Gölü gibi kırılgan bir ekosisteme kaydırılması kabul edilemez. Bu karar; ormanı, tarımı, turizmi ve bölge halkının sağlığını aynı anda ateşe atmaktır.
Bizler, çevre örgütleri, yöre halkı ve bu topraklara sorumlu vatandaşlar olarak;
* Bu yanlış karardan derhal dönülmesini,
* Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerinin şeffaf, tarafsız bilim insanları ve odaların katılımıyla yeniden ele alınmasını,
* Hazar Gölü’nün bir maden lojistik sahası değil, korunan bir doğa cenneti olarak kalmasını talep ediyoruz.
Gelecek nesillere kirli bir göl, zehirlenmiş bir toprak ve yok edilmiş bir orman bırakmamak için tüm hukuki ve demokratik haklarımızı sonuna kadar kullanacağımızı ilan ediyor; başta Valiliğimiz, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkilileri olmak üzere tüm ilgilileri sağduyuya ve bu yanlışı durdurmaya davet ediyoruz.
Ve diyoruz ki;
* Toprağıma, suyuma dokunmayın,
* Hazar Gölü ekosistemini bozmayın,
* Çileğimizi, fasulyemizi, keven balımızı zehirlemeyin,
* Turizm gelişme bölgemizin geleceğini öldürmeyin,
* Hazar Gölü Havzası sahipsiz değildir.''