Bir ülkenin kalkınması sadece betonla, asfaltla, gökdelenlerle olmaz. Bir ülke insanıyla büyür, emeğiyle güçlenir, eğitimiyle geleceğini inşa eder. İşte tam da bu yüzden bugün size görünmeyen ama toplumun her köşesine dokunan bir kesimin sesini taşımak istiyorum: Halk Eğitimi Merkezlerinde görev yapan usta öğreticiler.
Türkiye’nin dört bir yanında; köy köy, mahalle mahalle dolaşan bu insanlar yalnızca kurs açmıyor. Okuma yazma öğretiyor, kadınlara meslek kazandırıyor, gençlere umut oluyor, unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarını yaşatıyor, üretimi destekliyor. Kısacası toplumun nabzını tutuyor.
Ancak 2026 yılı için belirlenen kota uygulamaları, bu görünmez emeği adeta duvara toslatmış durumda. Birçok ilde kurslar açılamıyor. Usta öğreticiler aylarca iş bekliyor. Evine ekmek götürme mücadelesi veren insanlar “kontenjan dolu” gerekçesiyle kapıdan geri dönüyor.
Düşünün… Eğitim bütçesi artıyor, yatırımlar açıklanıyor, rakamlar büyüyor. Ama sahada işin yükünü çeken, halkla birebir temas kuran emekçiler bu artıştan pay alamıyor. Bu bir çelişki değil mi?
Sorun sadece istihdam da değil. Bu aynı zamanda bir sosyal adalet meselesi. Çünkü açılmayan her kurs; eğitime ulaşamayan bir çocuk, meslek edinemeyen bir genç, üretime katılamayan bir kadın demek.
Bugün bir usta öğretici bana şunu söyledi: “Biz devletten lüks istemiyoruz. Sadece çalışmak istiyoruz.”
Bu cümle aslında her şeyi özetliyor.
Kota uygulaması elbette bir planlama aracıdır. Ancak insanı yok sayan, bölgesel ihtiyaçları görmezden gelen, sahadaki gerçeklerle örtüşmeyen bir sistem çözüm değil, sorunun ta kendisidir.
Buradan yetkililere, karar vericilere ve kamuoyuna sesleniyorum: Halk Eğitimi Merkezleri bir bina değildir. Halk Eğitimi, insan demektir. Emek demektir. Umut demektir.
2026 yılı için usta öğretici kotaları yeniden değerlendirilmeli, kurs açma süreçleri kolaylaştırılmalı, bölgelere göre esnek uygulamalar hayata geçirilmelidir. Bu bir lütuf değil, toplumsal bir gerekliliktir.
Ve bizler, bu ülkenin yurttaşları olarak sessiz kalmamalıyız. Çünkü bugün onların sesi kısılırsa, yarın eğitimin sesi kısılır.
Unutmayalım: Kota ile sınırlanan sadece kadrolar değil, insanların hayalleri ve geleceğidir.