HARPUT TABLETİ ŞİFRESİ

Kültür turizmi, şehirlerin hafızasını yaşatan, ekonomisini canlandıran ve kimliğini geleceğe taşıyan en stratejik sektördür bence.Dünyanın dört bir yanında milyonlarca insan, binlerce yıllık geçmişin izini sürmek, o kadim toprakların hikayesini yerinde solumak için yollara düşer. Elazığ gibi doğunun kültürel kapısı olan, bilinen tarihi MÖ 3 binli yıllara uzanan bir coğrafyanın bu turizm pastasından hak ettiği payı alması ise hiç şüphesiz sahip olduğumuz değerleri ne kadar doğru vitrine koyduğumuzla doğrudan ilgilidir.
Ancak ne yazık ki uzun yıllardır şehrimizde bu vitrinin en kıymetli parçalarından biri karanlıkta, gözlerden ve ziyaretçilerden uzak tutuldu.

Kırık Çıkan, Yıllarca Saklı Kalan Bir Miras
Da Vinci Şifresi romanındaki gibi adeta filmleri aratmayan bir serüvene sahip olan Harput Kabartması’ndan (veya bilinen adıyla Harput Tableti/Rölyefi'nden) bahsediyorum. 2016 yılında Harput Hüseynik seyir alanı mevkisinde bulunan, savaş, kuşatma ve tören sahnelerini tasvir eden figürleriyle Anadolu arkeolojisinin en önemli keşifleri arasında yer alan bu yaklaşık 4 tonluk dev eser, 4 bin yıllık geçmişiyle adeta bir medeniyet tanığı ve Zafer Anıtıdır.

Büyük bir trajediyle anılan 18 Ağustos 2016’daki Elazığ Emniyet Müdürlüğü terör saldırısında o dönemin Arkeoloji ve Etnografya Müzesi binası ağır hasar almış, bu süreçte eser güvenlik amacıyla kaldırılmıştı. Ardından yaşanan depremler, yeni müzenin yapım sürecinin yılan hikayesine dönmesi derken; bu eşsiz eser tam 10 yıl boyunca halkından uzak kalması ve 30 bini aşkın diğer tarihi eserle birlikte karanlığa mahkum edilmesi Elazığ’ın kültürel mirası adına hepimizin içini sızlatan acı bir tabloydu.

Replikanın Yarattığı Heyecan ve Asıl Sorular
Halkın bu esere olan özlemi o kadar büyüktü ki, orijinali yıllarca depolarda bekletilirken, 2024 yılında Elazığ Kent Müzesi'ne konulan eserin birebir replikası (kopyası) bile kısa sürede büyük bir ilgi gördü. Belediyemize ait müzenin bu yılın ilk 6 ayında 46 bin vatandaşı ağırlamasının arkasındaki en büyük çekim gücü, şüphesiz o girişteki Harput Kabartması kopyasıydı. İnsanlar aslına hasret kalmışken, kopyası bile bu kadar ilgi görüyorsa, orijinalinin yaratacağı turizm etkisini bir düşünün!
Ancak burada durup sormamız gereken çok kritik sorular var:
-Akad İmparatorluğu'na ait izler taşıdığı belirtilen bu tabletin bulunduğu bölgede, aradan geçen yıllara rağmen neden kapsamlı ve derinlemesine başka bir kazı çalışması yapılmadı? Yapıldı ise sonuçları ne oldu?
-Bu topraklarda kök salmış o kadim medeniyete dair yeni izler sürmek veya daha eski medeniyetlerin eserlerini keşfetmek,Harput’un altındaki tarihi zenginliği tam anlamıyla gün ışığına çıkarmak için daha neyi bekliyoruz?

Tarihi İdadi Binasında Yeni Bir Umut
Nihayet, son dönemde gelen sevindirici gelişmeler umutlarımızı tazeledi. AK Parti Elazığ Milletvekili Prof. Dr. Erol Keleş’in yoğun çalışması sonucu yapımında sona gelinen ve eskiden Askeri İdadi binası olarak hizmet veren tarihi yapının Elazığ Arkeoloji ve Etnografya Müzesi olarak kapılarını açacak olması büyük bir kazanım.

Şimdi gözlerimiz, bu yeni müzenin bir an önce kapılarını ardına kadar açacağı o tarihte. Elazığ’ın turizmde parlak bir geleceğe ulaşması, geçmişine sahip çıktığı ve onu bugünün dünyasıyla buluşturabildiği ölçüde mümkün olacaktır.
Harput’un 4 bin yıllık bu sessiz tanığı artık hak ettiği vitrinde, sevenleriyle buluşmayı bekliyor. Geç kalındı ama güç olmasın; çünkü Elazığ’ın turizm potansiyeli bu tarihi mirası ayağa kaldırmaya fazlasıyla hazırdır.

Hayırlı haftalar dilerim.