KEBAN GÜRLEYEREK AKIYOR

KEBAN’IN GÜRLEYEN SESİ: FIRAT’IN YENİDEN ŞAHLANIŞI
Uzun yıllardır böylesine bir manzaraya, böylesine coşkulu bir berekete hasret kalmıştık. Keban Barajı’nın savak kapaklarının tamamının açılması, yalnızca teknik bir baraj tahliyesi değil; doğanın gücünü, suyun bereketini ve bu coğrafyanın hafızasını yeniden canlandıran tarihi bir dönüm noktasıdır. Devasa beton gövdenin ardında sabırla bekleyen o devasa su kütlesinin, ansızın açılan kapaklardan özgürlüğe doğru fışkırması, adeta Fırat’ın yeniden şahlanışıdır. Tonlarca su, metrelerce yüksekten büyük bir gürültüyle vadiye dökülürken gökyüzüne yükselen beyaz sis bulutu, kulağımızda doğanın ve insan emeğinin en görkemli senfonisine dönüşüyor.
Keban Barajı, sıradan bir mühendislik eseri değildir. O; Türkiye’nin endüstriyel devriminin, kendi kendine yetme mücadelesinin, karanlıktan aydınlığa çıkışının en somut anıtıdır. Yarım asrı aşkın süredir milyonlarca insanın evini aydınlatan, sanayinin çarklarını döndüren ve bölgeye can veren bu Cumhuriyet eseri, bugün bir kez daha gücünü bütün ihtişamıyla göstermiştir. Yıllardır iklim krizini, kurak geçen kışları ve "Barajlarımızda su kalmadı" manşetlerini o kadar çok okuduk ki; Keban’ın tüm kapaklarını birden sonuna kadar açması, coğrafyamızın bize verdiği enfes bir nefes, muazzam bir "Ben buradayım" mesajı olmuştur. Bu sene gökyüzü cömert davrandı, dağların karı bereket oldu ve Fırat, eski günlerdeki o delişmen enerjisiyle küllerinden doğdu.
Biz Elazığlılar için Keban’ın ayrı bir anlamı, kalbimizde bambaşka bir yeri vardır. Çünkü Keban sadece bir baraj değil; bu toprakların çimentosu, bu ülkenin kalkınma hamlesinin gurur sembolüdür. Bugün savaklardan akan sular, aslında geçmişten bugüne uzanan bir başarı hikâyesinin de sesidir. O anı görenler ya da ekran başında içi kıpır kıpır izleyenler sadece suyu değil; emeği, vizyonu ve devletin uzun vadeli yatırımlarının değerini de görmektedir. Hani derler ya, "Su akar, Türk bakar" sözünü tarihe gömen o büyük akıl, bugün savaklardan dökülen her damlada yeniden selamlıyor bizleri.

"Keban’ın savakları sadece su tahliye etmiyor; yılların kuraklık endişesini, geleceğe dair karamsarlığımızı da köpük köpük yıkayıp götürüyor."

Keban’ın gürleyen sesi bize zamansız bir gerçeği yeniden haykırıyor: Su hayattır, su medeniyettir, su güçtür. Küresel iklim krizinin kapımızı çaldığı bu çağda, bu kutsal kaynağı korumanın ve doğru yönetmenin hayati önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Savaklardan coşkuyla akan suyu izlerken sadece bugünün görsel şölenine kapılmamalı, geleceği de düşünmeliyiz. Çünkü bu köpük köpük beyazlık; toprağın suya doymasının, tarımın, üretimin ve çocuklarımıza bırakacağımız en büyük mirasın müjdecisidir. Biz biliriz ki Keban doluysa, arkasından gelen Karakaya da Atatürk Barajı da güvendedir, memleket aydınlıktır.
Eğer yolunuz bu günlerde Elazığ’a, Keban’a düşerse bu tarihi ana canlı şahitlik edin. Gidin ve o muazzam gücün karşısında doğaya ve bu eseri ülkeye kazandıran akla bir kez daha saygı duyun. Bugün Keban’dan yükselen ses, yalnızca akan suyun sesi değildir. O ses; üretimin, kalkınmanın, bereketin ve Türkiye’nin güçlü yarınlarının gür sesidir.
Fırat’ın uyanışı kutlu, bereketi tüm sofralarımızda daim olsun!