KEYKUBAD KERVANLARINDAN ENERJİ KORİDORLARINA

Tarih, insanlığın ortak mirası olan adaletli ticareti, güvenliği ve medeniyetler arası köprü kurma vizyonumuzu hatırlatması açısından çok kıymetlidir.
Ekonomi tarihi bize her fırsatta aynı gerçeği fısıldar: Kalıcı bir güç olmak istiyorsanız, sadece toprağa değil, o toprağın üzerindeki ticaret ve stratejik geçiş yollarına da hükmetmek zorundasınız. Bugün modern devletlerin, küresel ticaret savaşlarında ve jeopolitik hamlelerinde kendi lehlerine avantaj sağlamak için enerji hatlarını ve ticaret koridorlarını ele geçirmek için orantısız bir güç kullandığını hayretle ve üzüntüyle izliyoruz. Halbuki bu "ticareti ve stratejik avantajı insanlık lehine çevirme" sanatını bundan tam sekiz asır önce bu topraklarda uygulayan bir deha vardı: Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubad.
13. yüzyıl Anadolu’su ile bugünün küresel ekonomi ve enerji ligini bir teraziye koyalım.
“Güvenlik Yoksa Ticaret de Yoktur”anlayışıyla Alâeddin Keykubad, doğuda ülkesinin sınırlarını Aras boylarına ve Van gölüne kadar ulaştırdı. Yine onun devrinde Akdeniz ve Karadeniz’de donanma meydana getirildi. Yaklaşmakta olan Moğol istilâsına karşı tedbir olarak Konya, Sivas ve Kayseri’yi sağlam surlarla çevirtti. 1222’de Alâiye’yi (Alanya) fethetti. Türk denizciliğinin ilk döneminde önemli bir yeri olan Alâiye’de bir tersane inşa ettirdi. Şehri sultana teslim eden Kyr Vart’ın kızı ile evlendi. Moğollar’ın 1223 yılında Kırım sahillerindeki Suğdak’a hücumları üzerine, Karadeniz donanması sayesinde Kırım’daki Suğdak şehri Selçuklu idaresine bağlandı. Bu sıradan bir toprak kazanma arzusu değildi; Anadolu’yu hem kuzey-güney hem de doğu-batı aksında küresel bir lojistik ve ticaret üssü yapma stratejisiydi.
Selçuklu’nun o dönemde yabancı tüccarlara uyguladığı düşük gümrük vergisi ve dünyada ilk kez hayata geçirilen "devlet sigortası sistemi" (kervanı soyulan tüccarın zararının hazineden karşılanması), bugünün güvenli yatırım ve transit geçiş garantileriyle birebir aynı mantığa dayanıyordu.
Ortadoğu, Hazar Havzası ve Orta Asya’nın devasa enerji kaynaklarına Batı’nın kesintisiz ihtiyacı var. Bu iki dünyayı birbirine bağlayacak en güvenli, en istikrarlı ve en ekonomik güzergâh ise yine Anadolu topraklarıdır. Tıpkı ticaret kervanlarının Anadolu kervansaraylarında güvenle konaklaması gibi, bugün de Ortadoğu’nun ve bölgenin kaynakları TANAP, TürkAkım gibi dev projelerle Anadolu üzerinden dünyaya akıyor.
Ticareti ve jeopolitiği insanlığa hizmetin yanında kendi ülkesinin lehine de çeviren akılcı bir anlayış; Anadolu’yu sadece enerjinin "transit geçtiği bir boru hattı" olarak değil, enerjinin fiyatlandığı, depolandığı ve dağıtıldığı küresel bir "Enerji Ticaret Merkezi" haline getirmiş olacaktır.Bu strateji, cari açıkla mücadele eden güncel ekonomimize devasa bir finansal kaynak ve küresel masada çok güçlü bir diplomatik kaldıraç sağlayacaktır.
Keykubad'ın vizyonunu bugünün gerçekleriyle harmanladığımızda, güncel ekonomik modelimiz için şu üç temel ders öne çıkıyor:
-Lojistik ve Enerji Entegrasyonu: Anadolu’yu hem fiziki ticaret malları hem de enerji hatları için dünyanın en vazgeçilmez geçiş koridoru haline getirmek.
-Küresel Güven ve Öngörülebilirlik: Yatırımcıya ve dış dünyaya "burası güvenli liman" mesajını (modern devlet sigortasını) hukuki ve ekonomik istikrarla verebilmek.
-Transit Güçten Üretim Gücüne Geçiş: Boru hatlarından ya da kervan yollarından geçen zenginliği, yerli sanayiye ve katma değerli üretime enerji girdisi avantajı olarak yansıtıp ihracatı büyütmek.

Toprağı sadece bir sınır çizgisi olarak değil; insanları, kültürleri, enerjiyi ve emeği buluşturan bir "merkez" olarak gören o köklü anlayışa bugün tüm dünyanın ihtiyacı var.

Alâeddin Keykubad’ın sekiz asır önce attığı temeller, bugün Asya’nın ve Ortadoğu’nun yeni enerji ve ticaret köprüsü olma vizyonumuza ışık tutmaya devam ediyor. Çünkü kervan hâlâ yoldadır ve o kervanın rotasını belirleyen, geleceğin de kazananı olacaktır.

Hayırlı haftalar dilerim.