Trump’ın izlediği siyasi politikalar yanında zayıf dolar politikası, düşük faiz ve tarifeler yoluyla büyüme teşviki; özellikle altın, gümüş ve değerli madenlerin fiyatını roket gibi fırlatmıştı. Fed Başkanı Powell, faiz indirimine direniyordu ama faizleri de indiriyordu. Son Fed toplantısında faizleri sabit tutup bir müddet daha indirim yapılamayacağını belirtmişti; buna rağmen altın, gümüş ve madenlerin fiyatı pik yapmaya devam etmişti.
Trump, Fed başkanlığına Kevin Warsh’ı aday gösterince piyasaların yönü iyice karıştı. Kevin Warsh, piyasalarda yüksek faiz yanlısı ve piyasalara müdahaleye mesafeli biri olarak tanınıyordu. Ancak Warsh, geçmişteki ekonomik söylemlerinden keskin bir dönüş yaparak faiz indirimini savunmaya, yapay zekâ ve üretkenlik artışıyla güçlü bir büyümenin enflasyonsuz bir ekonomi yaratabileceğini öne sürmeye başladı. Bu değişim Trump’ın dikkatini çekti.
Fed’in bağımsızlığına önem veren biri olarak Warsh, önümüzdeki dönemde kısmen düşük faiz politikasına devam edebilir; ancak enflasyon alarm verirse eski Kevin Warsh’ı yeniden görebiliriz.
Fed’in faiz politikasının önümüzdeki dönemdeki yönü, şimdiden altın, gümüş ve diğer enstrümanlarda sert oynaklığa yol açmaktadır.
Geçen aylarda da belirttiğim gibi gümüş, bir emtiadan ziyade endüstride ve sanayide kullanımı yaygın bir kimyasal elementtir. Teknolojinin ve yenilenebilir enerjinin hızla arttığı bir dönemde gümüş; yapay zekâ, güneş panelleri, yarı iletkenler ve bataryalarda kritik hammadde olarak kullanıldıkça nadir element statüsüne yükselerek değer kazanmaya başladı.
Yakın zamana kadar maliyeti yüksek görüldüğü için madenciliği ara verilen gümüş üretimine yeniden hız verileceğini düşünüyorum.
Altın gibi bir takı aracı olmasa da gümüşün kullanım alanlarının genişlemesi nedeniyle fiyatlarında yükseliş trendinin devam etmesi muhtemeldir.
ABD ekonomisinde ve siyasetinde yaşanan değişimler; tüm emtia, para birimi ve ekonomilerde daha yoğun etkiler yaratmaya başladı.
Trump’ın siyasi ve ticari politikalarıyla güç ve iktidarı kullanma konusunda elini güçlendirdikçe, diğer ülkeler de ABD’ye karşı ittifak arayışını artıracaktır.
Avrupa Birliği, dünyanın en büyük serbest ticaret bölgelerinden biri olan Mercosur üyeleri (Arjantin, Brezilya, Paraguay, Uruguay) ile yeni anlaşmalar yaptı.
AB, Hindistan ile de Serbest Ticaret Anlaşması imzaladı.
AB ile Türkiye arasındaki Gümrük Birliği’nin güncellenmesi artık stratejik bir zorunluluk haline gelmiştir.
Dünya, tek bir ideoloji ya da merkez etrafında değil; çok sayıda bölgesel güç, farklı yönetim modelleri ve yerel öncelikler etrafında şekilleniyor. Önümüzdeki yıllarda hangi aktörlerin bu çoğul yapıyı iyi okuyabildiği ve buna uyum sağlayabildiği ölçüde söz sahibi olacağı görülecektir.
Karşımızda beliren bu tablo, yeni yönelimler ve yeni ittifaklar doğuracaktır.
Borsa İstanbul’da yabancı alımlarının artacağını söyleyenlere dikkatle bakarsanız, Türkiye’nin yeni partner(ler)ini de görmüş olursunuz.
Hayırlı haftalar dilerim.