KURTLAR SOFRASI

Kıymetli okurlar, her ne kadar başlığı Kurtlar sofrası olarak atmış olsak da Türk Mitolojisinde Kurt; Türk Milletinin başına bir iş geldiğinde ya da herhangi bir tehlike belirdiğinde ortaya çıkan hayvandır. Bu nedenle kurtların insanların yaşadığı alanlara inmesi pek hayra alamet olarak görülmez. Zira bu durum yaklaşan toplumsal ve doğal afetlerin habercisi olarak görülür. Dolayısıyla kurdun yerleşim birimlerine inmesi insanlar açısında habercilik vasfı taşır. Disiplin dâhinde hareket kabiliyetine sahip olan bu hayvan, mitolojik açıdan dikkatli ol ve tedbirini al ikazını verir.

Yapmış olduğumuz ön bilgilendirmeye binaen malumunuz son günlerde birçok şehirlerimizde ve kırsal alanlarımızda kurtların şehirlere indiğine dair haberler gelmektedir. Kırsal alanda yaşamlarını sürdürmeye alışmış olan bu hayvanların şehirlere inmesini birçok insan aç kalmalarına ve soğuk havalara bağlasa da Türk Mitolojisine kulak vermek yararlı olabilir. Zira son zamanlarda siyasi arenada yaşanan hadiseler hiç de alıştığımız türden değil! Milliyetçi bir siyasi irade bakıyorsunuz bölücü bir iradeye yol açma gayretine girerken, sosyalist bir iradenin milliyetçi söylemlerle karşılık verdiğini görmemek imkansız. Sadece bu mu? Hayır bir bakmışsınız siyasi iradenin başı birkaç sene önce dile getirdiği söylemlerden bir gecede vazgeçip, tam aksini ifade edebiliyor. Bir bakıyorsunuz bölücü irade Türkiye’yi böldürmeyiz ve Türkiye’nin yönetimine talibiz diyebiliyor. Akabinde milli görüş çizgisini benimseyen bir irade; “Biz, ‘mevcut iktidar gitsin de ne olursa olsun’ anlayışıyla değil, bu milletin sorunları çözülsün de kim çözerse çözsün’ anlayışıyla siyaset yapıyoruz. Biz yıkmak için değil, yapmak için geliyoruz. Madem öyle neden ayrı bir parti kurma gereği duydunuz diyemeden edemiyor insan. Çünkü temel probleminizin iktidar olmak değil, sorunları çözmek. Oysa iktidar olmadan sorun çözmek mümkün mü? Ya da iktidardan kısmen memnunsanız neden varsınız? Daha sayısız örnek sıralamak mümkün… Anlamakta ve anlamlandırmakta zorluk çektiğimiz bir sürece girdik son on yıllık zaman diliminde. Kimin ne olduğunu bilmediği ve kendini siyasi açıdan tanımlayamadığı bir süreçteyiz. Bu süreçte seçmen açısından oy vermenin de fazlaca sakıncası vardır. Zira ideoloji olmadan iddia dile getirilemez. Sistem zaten denetimden oldukça uzaklaşmış durumdayken bir de kafa karıştıran bu tanımlamalar oldukça manidardır. Şayet bu tanımlamalar sadece oy kazanma adına yapılıyorsa bunun da gelecek günler açısından birçok sakıncası vardır. Daha kendilerini siyasi açıdan tanımlamaktan aciz olan siyasi partilerle gelecek inşa etmek ne kadar mümkündür sualini de siz değerli okuyucuların yorumlarına bırakmadan önce bir cümleyle yazımı bitirerek, sağlık ve esenlik dolu bir ömür diliyorum. ‘’At izi it izine karışmışsa eğer en doğrusu Kurt izini takip etmektir.’’