METAL ENFLASYONU

2025 yılı, emtia piyasalarında tarihe geçti.2026 ile birlikte altın ons başına 4.700 dolar civarına yerleşirken, gümüş 95 dolar bandını zorluyor, bakır ise Londra Metal Borsası’nda (LME) 13.000 dolar/ton seviyesini aşarak rekor üstüne rekor kırdı. Bu üç metalin aynı anda böylesine coşkulu bir ralliye girmesi tesadüfi değil tabi ki: Küresel ekonomi, jeopolitik gerilimler, yapay zekâ patlaması ve yeşil enerji dönüşümü arasında sıkışmış durumda.
Bu fiyat patlaması enflasyonu yansıtıyor mu, yoksa tetikliyor mu? Cevap net değil, çünkü her metal farklı bir hikâye anlatıyor.
Altın, klasik “güvenli liman” rolünde. Merkez bankalarının rezerv çeşitlendirmesi, ABD borç tavanındaki artış, Fed’in faiz indirim beklentileri ve jeopolitik riskler (Grönland krizi, İran gerilimi, ticaret savaşları) fiyatları yukarı itiyor. Altın, enflasyon korkusunu önceden fiyatlıyor – yani genellikle enflasyonun sonucu olarak yükseliyor, sebebi değil..
Gümüş ise biraz daha karmaşık: Endüstriyel kullanım oranı %50’yi aşıyor (güneş panelleri, elektronik cihazlar , Yapay Zeka ekipmanları). Bu yüzden hem hedge hem de talep baskısı var. Fiyatlar 95 dolar civarında dalgalanırken, gümüşün rallisi kısmen enflasyon beklentisini yansıtıyor, kısmen de yeşil teknolojinin maliyetlerini artırıyor.
Bakır: İşte asıl tehlike burada – cost-push- maliyet enflasyonun tetikleyicisi durumunda.
Bakır, nam-ı diğer “Dr. Copper”, ekonominin nabzını tutan endüstriyel metal. Fiyatlar 13.000-13.400 dolar/ton bandına fırladıktan sonra hafif gerilese de (şu an 13.000 civarı), 2025’te %40’ın üzerinde artış gösterdi. Nedeni ise Arz kıtlığı ve talep patlaması.
• Talep tarafı: Yapay zeka veri merkezleri, elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji şebekeleri ve savunma harcamaları bakırı “stratejik” hale getirdi. Tek bir veri merkezi, geleneksel bir tesise göre 10 kat daha fazla bakır yutuyor.
• Arz tarafı: Şili, Peru, Endonezya’daki maden kesintileri, grevler, çevre protestoları ve yeni maden projelerinin yavaşlaması arzı daraltıyor.
Bu dinamik, maliyet kaynaklı enflasyonu (cost-push inflation) doğrudan tetikliyor. Bakır kablolardan elektroniklere, inşaat malzemelerinden otomotiv sektörüne kadar her şeye giriyor. Fiyat artışı, üretim maliyetlerini yükseltiyor ve mal ve hizmet fiyatlarına yansıyor o da enflasyon baskısını artırıyor. IMF ve CEPR(Ekonomik Politika Araştırmaları Merkezi) çalışmaları, bakır arz şoklarının manşet ve çekirdek enflasyonu kalıcı şekilde yukarı çektiğini gösteriyor – petrol şoklarından farklı olarak daha yavaş ama uzun süreli bir seyir izliyor.
Küresel enflasyon 2026’da %3.7 civarına gerileyecek diye tahmin ediliyor , ama bakır gibi metallerin zincirleme etkisiyle bu rakam kolay yükselebilir. Eğer Fed erken indirim yapmazsa veya tarifeler devam ederse, stagflasyon riski (yüksek enflasyon ile düşük büyüme) kapıda.
2026’da Bakırın Uyarı Işıkları
Dr. Copper’ın teşhisi karışık: yeni madenler gelene kadar fiyatlar yüksek kalacak.
Bu, ekonomiye “yeşil geçişin bedeli yüksek olacak” sinyali veriyor. Enflasyon sadece para politikası değil; artık maden arzı, teknoloji patlaması ve jeopolitik hamlelerle şekilleniyor. Yatırımcılar için fırsat, ama tüketiciler için maliyet artışı demek.
Metaller 2026’da enflasyonu hem yansıtacak hem de tetikleyecek. Altın ve gümüş “korku endeksi” gibi davranırken, bakır gerçek bir uyarı ışığı: Dünya ekonomisi elektrifikasyona ve Yapay zekaya koşarken, enflasyonun yeni sürücüsü “maden kıtlığı” olabilir.
Türk fonları Bakırı yeni keşfetmeye başladılar.
Dünyanın maden merkezi Elazığ Bakır Madeni sesimizi duyuyor musun…
Hayırlı haftalar dilerim.