MISRA İZİNDE

Allah'a dayan, sa'ye sarıl, hikmete râm ol / Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol".

M. Akif Ersoy

Birkaç gün önce eşim, “Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete râm ol…” dizelerini söyleyip bu mısralar üzerine bir şeyler yazmamı istediğinde, açıkçası ne yazacağımı bilememiştim. Ama şimdi kalemin ucunda dolaşan her cümlede onun o anki bakışını, sesindeki sakin ama derin anlamı hissediyorum. Sanki bu dizeler sadece bir öğüt değil de, birlikte yürüdüğümüz hayat yoluna bırakılmış bir iz gibi… Ben de şimdi o izin peşinden giderek yazıyorum; hem onun bana hatırlattığı anlamı hem de içimde yankılanan duyguları kelimelere dökmeye çalışıyorum.

Bu mısralar, insanın hayat karşısındaki duruşunu sade ama derin bir şekilde özetler. “Allah’a dayan” diyerek insanın kendi sınırlılığını fark edip sonsuz bir kudrete yaslanmasını öğütlerken, “sa’ye sarıl” ifadesiyle bu teslimiyetin asla bir durgunluğa dönüşmemesi gerektiğini hatırlatır. Çünkü inanmak, ancak çabayla anlam kazanır. “Hikmete râm ol” dizesi ise her şeyin hemen anlaşılmak zorunda olmadığını, bazen hayatın akışına güvenmenin ve sabretmenin de bir bilgelik olduğunu anlatır. Ve sonunda gelen “Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol” sözü, tüm bu düşüncelerin bir tecrübe süzgecinden geçtiğini hissettirir. Sanki şair, uzun bir arayışın ardından ulaştığı bu yolu sessiz ama kararlı bir kabullenişle dile getirir. Bu dizeler, insanın hem inancını hem emeğini hem de sabrını bir arada tutabildiği ölçüde gerçek bir yol bulabileceğini fısıldar.

Şöyle ki;

Bu iki mısra, yalnızca bir nasihat değil; bir hayat pusulasıdır. Mehmet Akif burada insanın üç temel dayanağını özetler: iman, emek ve akıl.

“Allah’a dayan” derken, insanın güçsüzlüğünü kabul edip sığınacağı en sağlam kapıyı gösterir. Bu, pasif bir bekleyiş değil; kalbin korkudan arınıp güvenle dolmasıdır. Çünkü insan, dayanacak bir anlam bulmadan yola çıkamaz.

“Sa’ye sarıl” ifadesi ise bu güvenin tembelliğe dönüşmesini engeller. Akif’e göre dua, ancak emekle anlam kazanır. Çalışmadan beklemek, inancın değil, gafletin göstergesidir. İnsan alın teriyle yürümeli, çabasıyla kaderine yön vermelidir.

“Hikmete râm ol” ise yolun istikametini belirler. Her çaba doğru değildir; akıl, ilim ve basiret olmadan emek savrulabilir. Bu yüzden insan, hem kalbiyle inanmalı hem aklıyla düşünmelidir.

Ve sonunda gelen o kesin hüküm:

“Yol varsa budur…”

Bu, bir ihtimal değil; bir iddiadır. Akif, kurtuluşun tesadüfte, kolaylıkta ya da başkalarına sığınmakta olmadığını söyler. Kurtuluş; Allah’a güvenen, çalışan ve aklıyla hareket eden insanın yolundadır.

Bu dizeler bugün de aynı hakikati fısıldar bize;

Sadece inanmak yetmez, sadece çalışmak da yetmez.

İnsan, imanı ile ayağa kalkmalı, emeği ile yürümeli, hikmeti ile yön bulmalıdır.

Çünkü başka bir çıkış yolu yoktur.

Teşekkürler… M. Akif Ersoy