(Türk Töresine Dayalı İnsan Yetiştirme)
Şu hususu baştan belirtmeliyim ki, genel olarak şiddet veya okulda şiddet konusu hepimizin az çok fikir yürüttüğü, 100’ün üzerinde etkene sahip bir konudur. Yani her birimizin bu konuda söyleyecek çok şeyi vardır.
Geçtiğimiz günlerde; 14 Nisan 2026'da Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde bir lisede, 15 Nisan 2026'da ise Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesinde bir ortaokulda art arda yaşanan silahlı okul saldırıları, yalnızca kamu vicdanını değil bütün bir eğitim camiasını derin bir sarsıntıya uğrattı.
Siverek'te 16 kişi yaralandı, Kahramanmaraş'ta ise 14 yaşındaki bir öğrenci, üzerinde taşıdığı 5 ayrı silahla sekizi öğrenci, biri öğretmen toplam 9 can aldı.
Okulda şiddet meselesiyle bizim için yeni sayılabilecek bir mesele. Mesela Amerika’da ilk okul saldırısı 1927 yılında gerçekleşmiş.
Aslında bu tablo, bir güvenlik meselesinden ibaret değil; kökleri derinlere uzananbir medeniyet krizinin en çarpıcı zuhuru olsa gerektir.
Esasen biz gerek fert, gerekse cemiyet olarak şu soruları sormalıyız.
- Bu çocuklar nasıl böyle oldu?
- Biz gerçekten "insan yetiştirmeyi" başarabiliyor muyuz?
Bu yazı; okuldaki şiddetin yapısal sebeplerini Türk kültür ve medeniyetinin irfan penceresinden okuma ve "Türk Töresine Dayalı İnsan Yetiştirme" modelini bir alternatif çerçeve olarak önerme amacıyla hazırlanmıştır.
GÖRÜNÜM
Okullarda Şiddet
Okullarda şiddet söz konusu olduğunda tartışılan konulardan biri; bu durumun bireysel mi, yapısal mı olduğudur.
Türkiye'deki uzman değerlendirmelerine bakıldığında, okul şiddetinin bireysel bir davranış sorununun ötesinde, toplum yapısındaki kırılmanın bir yansıması olduğunu ortaya koymaktadır. Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Prof. Dr. Gökşin Karaman, gençler arasındaki artan yalnızlaşmanın şiddet riskini önemli ölçüde artırdığını; dışlanma ve aidiyet eksikliğinin saldırgan davranışların başlıca sebepleri arasında yer aldığını vurgulamaktadır.
(https://www.aa.com.tr/tr/gundem/uzmanlar-okullardaki-siddet-olaylarini-degerlendirdi/3907637)
Bazı araştırmacılar, konunun ekonomik tarafının bulunduğunu ve ekonomik yetersizliğin insanlarda bunalıma sebep olup, şiddeti doğurduğunu ifade ediyorlar.
15 ile 17 yaş aralığındaki çocuklarda cinayet, yaralama, tehdit, uyuşturucu kullanımı ve hırsızlık gibi suçlara yönelmede son dönemde ciddi bir artış gözlemlendiği hususu da istatistiksel verilere yansımaktadır.
Ayrıca, cemiyet seviyesinde yoğunlaşan kutuplaşma süreciyle birlikte güvensizlik, korku, öfke, sevgisizlik ve saygısızlık temelli şiddet yönelimlerinde hızlı bir artış yaşandığı görülmekteyse de esas meselenin “İnsan Yetiştirme”, hatta “İyi İnsan Yetiştirme”ye dayandığını düşünmekteyiz.
Güvenlik Tedbiri Alma Yeterli Midir?
Okulların kapısına polis dikilmesi, metal dedektörler yerleştirilmesi gibi polisiye tedbirler anlık ve görünür bir çözüm olabilir ama uzmanlar bu yaklaşımın kökene inmediğini; şiddet ortaya çıktıktan sonra alınan önlemlerin yalnızca geçici bir kontrol sağladığını açıkça ifade etmektedir.
Bu durum, tedbirlerin “Önleyici” olması gerektiğini ortaya koyuyor.
Başta Millȋ Eğitim Bakanlığı ve diğer ilgili kurumların ciddȋ çalışmaları var elbette. Mesela “Millî Eğitim Bakanlığı”nın 2024 yılında yayımladığı "Okullarda Şiddetin Önlenmesi Genelgesi" psikososyal koruma, kriz ekipleri, risk haritaları ve veli iş birliği gibi başlıklar içermekle birlikte bu adımların kâğıt üzerinde kaldığına dair yakınmalar söz konusudur.
Okulun yani güven ve hikmetin kalesi olması gereken mekânların şiddetle anılması, çocuklarımıza sadece teknik bilgi yüklediğimizi, onları "insan" kılacak derûnî pusulayı veremediğimizi gösteren acı bir uyarıdır.
Çözümün, yalnızca polisiye tedbirlerin artırılmasından değil; rehberlik, psikolojik danışmanlık, erken risk tespiti ve okul ikliminin onarılmasıyla birlikte; aile, toplum ve okul işbirliğiyle insan yetiştirmeden geçtiğini düşünmekteyiz.
KÖKLERİMİZE DÖNMEK
(Türk Töresinin Anlam Dünyası)
Töre Nedir?
Türk kültürünü oluşturan ve bir sosyal hayat nizamı sağlayan Türk töresidir. Töre; sosyal ilişkileri düzenleyen, kişisel disiplini otoriteye bağlayan, millȋ birlik ve dayanışmayı sağlayan bir kültürel yapıyı ihtiva eder.
Töre hem kanun anlamına gelir, hem de moda, teamül, görenek, ȃdet, gelenek ve örfü kapsayan kültür dairesi bütününe verilen isimdir.
Eski Türk toplumlarında törenin oluşumu üç yolla gerçekleşirdi: kağanlarca konulan kurallar, kurultaylarda alınan kararlar ve toplum içinde kendiliğinden oluşan gelenek-görenekler.
Töre; devlet başkanından sıradan vatandaşa kadar toplumun her ferdini bağlayan ve uyulması zorunlu olan değerler ve kurallar bütünü olarak kutsallık taşımaktaydı; öyle ki "Töre konuşunca Hakan susar" deyimi bu anlayışın simgesi olmuştu.
Türk töresinde her bireyin toplum içindeki yeri, sırası ve görevleri belirli kurallarla tespit edilmişti.
Töre; dilencilik, sarhoşluk, serserilik, vasıfsızlık, cahillik, tembellik gibi hareketleri "erdemsizlik" kabul eder ve makbul görmezdi.
Türklerin olmazsa olmazı; erdemli bir insan olmak ve erdemli bir hayat tarzı seçmekti.
Töre halen var. Ancak töreye dayalı insan yetiştirme var mı?
Devam edecek…