OKULLARDA SAVAŞ TAMTAMLARI: Gençliğin İmdat Çığlığını Kim Duyacak?
Kahramanmaraş’ta ve Siverek’te yaşanan okul saldırıları artık birer “asayiş haberi” değil; göz göre göre yaklaşan bir felaketin işaret fişekleridir. 15 yaşındaki bir çocuğun okula 5 silahla girebilmesi münferit bir olay değil; sistemin, denetimin ve toplumsal sağduyunun topyekûn iflasıdır.
Fatma öğretmen henüz hayattayken, toplumun vicdanında yankılanması gereken o cümleyi haykırmıştı: “Okullarda can güvenliğimiz yok!” Ne yazık ki bu feryat duyulmadı. Bugün Fatma öğretmenin çığlığı, bir uyarı olmaktan çıkıp kan donduran bir gerçeğe dönüşmüştür. Ancak bu şiddeti sadece "ergenlik sorunları" veya "güvenlik zafiyeti" ile açıklayamayız. Mesele, derinden gelen bir toplumsal çürüme ve görmezden gelinen bir yoksullaşma krizidir.
Favela Kültürü ve Zombileşen Bir Nesil
Mesele sadece okul kapısına dedektör koymak değildir. Biz bir süredir modern binaların arasında, etik değerlerin hiç edildiği, ahlâksızlığın popülerleştiği sanal bir “Favela” kültüründe yaşıyoruz. Gençlik büyük bir anlam boşluğunda; amaçsız ve ilkesiz bırakılmış durumda.
Ancak bu çöküşün suçlusunu sadece ekranlarda aramamak gerekir. Evet; mafya dizileriyle racon kesmeyi kahramanlık diye sunduk, uyuşturucuyu ve kolay yoldan zengin olmayı sıradanlaştırdık. Fakat asıl zehir, toplumun ruhunu kemiren ekonomik çöküştür. > "Ne mafya dizileri, ne savaş oyunları ne de sosyal medya... Bu ülkenin birinci sorunu refah seviyesinin düşüklüğüdür. Psikolojisi bozuk bir toplum, kaçınılmaz olarak çok sayıda çürük birey çıkarır."
Makam Arabalarından İnmeyenlerin Göremediği Gerçek
Gençlerin şiddet diline hapsolmasının temelinde, geleceğe dair besledikleri umutsuzluk yatıyor. "Güçlü olan haklıdır" ilkesi, ekmek kavgasının vahşileştiği sokaklarda öğreniliyor. Bugün karar vericilere düşen görev sadece genelge yayımlamak değildir.
Makam arabalarınızdan inip otobüslere binin ve insanların birbirine nasıl baktığını görün. O gözlerdeki öfkeyi, çaresizliği ve tahammülsüzlüğü bizzat soluyun. Geçim derdiyle sinir uçları alınmış bir ebeveynin evinde büyüyen çocuğun, okulda barışçıl olmasını beklemek en büyük hayalciliktir. Çocuk toplumun aynasıdır; aynada gördüğümüz bu canavarlaşmış siluet aslında bizim eserimizdir.
Gençlik SOS Veriyor!
Gençlik çığlık atıyor, "imdat" diyor. Bu feryadı duyan tek kesim olan fedakâr öğretmenlerimiz ise bu devasa yükün altında yapayalnız. Bir eğitimci okula girerken “Acaba bugün başıma bir şey gelir mi?” diye düşünüyorsa, orada medeniyetten söz edilemez.
Artık İhmal Mazur Görülemez:
* Güvenlik: Caydırıcı ve profesyonel önlemler derhal hayata geçirilmelidir.
* Kültürel ve Ekonomik Dönüşüm: Gençliğe sadece "sabır" değil, insanca yaşayabileceği bir refah seviyesi sunulmalıdır.
* Toplumsal Rehberlik: Okullardaki psikolojik destek mekanizmaları, toplumun bozulan sinir katsayısını hesaba katarak yeniden yapılandırılmalıdır.
Aksi halde, dökülen her gözyaşı "timsah gözyaşı" olarak kalacak. Bugün attığımız her ihmal adımı, yarının daha büyük acılarını inşa edecektir. Gençliğin imdat çığlığını bugün duymazsak, yarın üzerine titreyeceğimiz bir geleceğimiz kalmayacak.