Oruç Tutmak Sinirlendiriyorsa, Tutmayın!
Ramazan ayı geldi mi, sadece sofralar değil; üslubumuz da sınava girer. Oruç tutanla tutmayanın, sabredenle sabredemeyenin farkı daha görünür olur. Ancak son yıllarda bu kutsal ay, garip bir gerginliğin kalkanı haline geldi: "Aman üstüne gitme, oruçlu!" Açık konuşalım; oruç tutuyorsunuz diye size ayrıcalık göstermesi gereken merci insanlar değil, Allah’tır. Eğer tuttuğunuz oruç sizi bir "saatli bombaya" dönüştürüyorsa, o ibadette bir usul hatası var demektir.
Kimin İçin Aç Kalıyoruz?
İbadet, kul ile Yaratıcı arasındaki mahrem bir sözleşmedir. Bu sözleşmenin bedelini, trafikte korna çaldığınız sürücüye veya siparişi iki dakika geciktiren garsona ödetemezsiniz. Birine "oruçluyum" diyerek imtiyaz beklemek, ibadetin ruhuna aykırı bir kibirdir. Oruç, dünyadan el etek çekip başkalarına hayatı dar etme makamı değil; aksine, en zor şartta bile nezaketini koruma sınavıdır.
"Yoksulun Halinden Anlamak" Masalı
Yıllardır süregelen o meşhur söylemi artık bir kenara bırakalım: "Oruç, fakirin halini anlamak için tutulur." Hayır, bu mantık teolojik olarak da sakattır. Eğer gaye sadece empati olsaydı, zaten o hâli yaşayan yoksula ayrıca farz olmazdı.
Oruç, bir nefis terbiyesidir. Mideyi boş bırakırken dili yalandan korumak, elin harama uzanmasını engellemek ve en önemlisi de öfkeyi dizginlemektir. Aç kalmak işin sadece görünen yüzüdür; asıl oruç dilin, gözün ve kalbin orucudur.
Öfke Oruçla Meşrulaşmaz
“Oruçluyum, idare edin.” Bu cümle, son yılların en tehlikeli mazeretlerinden biri haline geldi. Oruç insanı inceltmeli, kabalaştırmamalıdır. Sabırsızlığı artırıyorsa, demek ki şekil var ama ruh eksik. Eğer açlık sizi hoşgörüsüz ve çekilmez biri yapıyorsa, siz nefsinizi terbiye etmiyor, sadece bedeninize eziyet ediyorsunuz demektir.
Son Söz
Oruç; bir mazeret değil, muhasebedir. Başkalarından anlayış bekleme hakkı değil; başkalarına karşı daha anlayışlı olma ödevidir. Unutmayın ki açlık geçicidir ama ahlâk kalıcıdır. Eğer bu süreç bizi daha sabırlı ve merhametli kılmıyorsa, akşam ezanıyla birlikte doyacak olan sadece midemizdir; ruhumuz değil.
Anlaşılmıştır umarım.