RAHMİ KESER’İN ARDINDAN

Bizim neslin arkadaşlıklarında hiç kimsenin hangi soydan, hangi kökenden geldiği konuşulmazdı. Aramızda tek bir aidiyet vardı; kendimizi Türk milletinin bir ferdi olarak görmek ve bu şuurla yaşamak. Rahmi Keser de bu anlayışın en samimi, en kararlı temsilcilerinden biriydi.
Onun sahip olduğu ülkücü duruş, birçok insanın tahmin edemeyeceği kadar derin ve tavizsizdi. Gözü pekti; zor zamanlarda geri adım atmaz, üstlendiği görevi eksiksiz yerine getirirdi. Bursa Eğitim Enstitüsü’nde bizden iki yıl sonra gelen gençler arasında cesareti, fedakârlığı ve kararlılığıyla kısa zamanda herkesin takdirini kazanmıştı. Bu karakterini hayatı boyunca muhafaza etti.
Yıllar sonra yaptığımız son görüşmelerden birinde bana, “Ağabey, ben Arnavut asıllıyım,” dediğinde büyük bir şaşkınlık yaşamıştım. Çünkü bizler için kökenlerin hiçbir önemi yoktu. Aramızda farklı etnik kökenlerden gelen arkadaşlarımız vardı ve bunu hiçbir zaman mesele etmemiştik. Hepimizin ortak bir ülküsü, ortak bir hedefi vardı: Türk milletinin hürriyetini, refahını ve şerefli varlığını koruyup yüceltmek.
Bir ömre yayılan dostlukların en güzel tarafı, aynı ideale inanarak omuz omuza mücadele etmektir. O günleri yaşayanlar bugün hâlâ büyük bir özlemle hatırlar. Bursa’nın Uludağ’a yaslanan yamaçlarında, Rahmi Keser’in adımlarının değmediği, arkadaşlarıyla koşturup hatıra biriktirmediği kaç sokak vardır ki? Eskilerin “Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer” sözü, sanki tam da o günler için söylenmiştir.
İnsan yaş aldıkça geçmişe duyduğu özlemin arttığını daha iyi anlıyor. Bizim nesil bir araya geldiğinde mutlaka eski mücadelelerden, yaşanmış hatıralardan söz açılır. Çünkü bazı dostluklar yalnızca zamana değil, ortak davalara ve ortak fedakârlıklara dayanır. Rahmi Keser ile buluştuğumuz zamanlarda da aynı samimiyet, aynı muhabbet ve aynı hatıralar etrafında gönüllerimizi ısıtırdık.
Ne var ki hayatın değişmeyen bir gerçeği vardır: Her başlangıcın bir sonu, her sonun da bir başlangıcı vardır. İnancımız bize bunu öğretmiştir. Rahmi Keser de imanı güçlü, inancı sağlam bir ülküdaşımızdı. Hastalığının ilerlediği son dönemlerde yaptığımız telefon görüşmelerinde bunu daha yakından hissediyordum. Sözlerinde teslimiyet, kalbinde sükûnet ve Rabbine duyduğu güven açıkça hissediliyordu.
Bugün Rahmi Keser’i ebediyete uğurlarken geriye sadece hatıralar değil; dürüstlüğü, cesareti, davasına bağlılığı ve dostluğuyla örnek olmuş bir ömür kalıyor. Onunla aynı yılları paylaşmış olmak, aynı ideallere inanmış olmak bizler için daima kıymetli bir hatıra olarak yaşayacaktır.
Rahmi Keser’e Yüce Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânı cennet, makamı âli olsun. Geride bıraktığı ailesine, yakınlarına ve bütün dava arkadaşlarına sabır ve başsağlığı diliyorum.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun.