SAHİPSİZ ELAZIĞ

Basında çıkan haberlerde:

“2022 yılında gerçekleştirilen, Elazığ’ın Maden İlçesi alanında çıkarılacak piyasa değeri 30 milyar olan maden rezerv ihalesinin, 2 milyar 205 milyon TL bedel karşılığında Cengiz Holdinge bağlı Port Madencilik tarafından alındığı;

Sadece bakır değil altın, çinko, kobalt gibi farklı madenlerinde çıkarılacağı;

Çıkarılacak madenin Gezin Tren İstasyonu çevresinde depolanacağı ve buradan diğer kentlere sevk edileceği;

Depolama ve sevk alanının SİT ve tarım alanı içinde yer aldığı, bu nedenle konunun muhalefet tarafından yargıya taşınacağı” yer almıştı.

Daha sonra yaptığım araştırmalarda, ihale süreciyle ilgili hukuki itirazlar ve iptal haberleri gündeme gelse de Cengiz Holding’in ‘ÇED Olumlu’ raporu alarak, bünyesindeki Eti Bakır A.Ş üzerinden icraata devam ettiği kaydediliyor.

Bilindiği gibi Türkiye’de son 24 yıl boyunca devletin dev ihaleleri kapsamında maden ihaleleri de iktidara yakın “Beşli Çete” olarak tanınan holding ve şirketlere veriliyor. Bunların başında Cengiz Holding ve bünyesindeki şirketler yer alıyor. Elazığ’ın Maden İlçesi alanlarında çıkarılacak maden ihalesini de Cengiz Holding’in alması hiç şaşırtıcı değil…

Ne var ki maden çıkarmak kadar sevk ve depolama alanlarının da ağır çevresel etkileri olduğu konunun uzmanları tarafından sürekli gündemde tutuluyor. Maden stok alanlarında; su kirliliği ve su kaynaklarının bozulacağı, sızan kimyasal yüklü suların, akarsuları ve göletleri kirleteceği, suya dayalı ekosistemi bozacağı, su, toprak ve hava kalitesi üzerinde kalıcı zararlar oluşturacağı, yöredeki arazinin fiziksel yapısını bozacağı, erozyona ve toprak verimliliğinin düşmesine neden olacağı ifade ediliyor.

Hepsi bu kadar da değil, metan vb. gibi sera gazlarının atmosfere salınmasının iklim değişikliğine neden olacağı, çevreye yayılan toz ve sızıntıların, toprağın kimyasal yapısını değiştirerek çoraklaşmaya ve biyolojik çeşitliliğin yok olmasına yol açacağı belirtiliyor.

Maden çıkarma ve sevk işlemleri sırasında kırma-eleme tesislerinden ve depolama alanlarından yayılan tozların hava kirliliğine ve toz emisyonuna neden olacağı, çevredeki yerleşimleri ve doğal hayatı olumsuz etkileyeceği vurgulanıyor.

Ayrıca sevk sırasında iş makinelerinin çalışması, hem yaban hayatının hem de yerel halkın gürültü kirliliğine maruz kalacağı, bu çevredeki alanlarda uzun vadeli çevre sorunlarına yol açacağı belirtiliyor.

Görüldüğü gibi Elazığ’daki maden çıkarma ve sevk işlemlerinin yörede yaratacağı yıkımın etkileri saymakla bitmiyor. Dolayısıyla Hazar Gölü ve Maden İlçesinin çevresi gibi Gezin Tren İstasyonu ve çevresindeki, tarım alanları ve çiftçiler de tüm bu etkilere maruz kalacaktır.

Ne yazık ki bütün bu olanlara karşı, Elazığ’ın iktidar partisi milletvekilleri ve de Elazığ halkı duyarsız kalmaktadır. En acısı da bu kadim kentin insanlarının doğup büyüdükleri bu verimli topraklara sahip çıkmamasıdır. Oysa bu dünyada her canlı için toprak, su ve havadan daha önemli ne olabilir ki?

Türkiye’nin her tarafında maden aramaları nedeni ile ortaya çıkacak doğa katliamlarına karşı çevreciler ve yöre halkı tepki verirken, bu uğurda hapse atılmayı dahi göze alırken, “ Elazığ halkı neden uyuyor, Elazığ halkı bu biat kültüründen ne zaman kurtulacak” diye sormaktan kendimi alamıyorum?

Depolama ve sevk işlemleri için neden Maden Tren İstasyonu değil de Hazar Gölü sulak alanı kapsamında olan, Gezin Tren İstasyonunun seçildiği dahi gündeme getirilmiyor. Depolama ve sevk işlemleri için Gezin Tren İstasyonu’nun kullanılması, Hazar Gölü’ne, Geven Balına, Bermaz Tarım Ovasına ve Gezin fasulyesine ağır zararlar verecektir. En azından buna karşı ilgili kuruluşlara ve yargıya tekrar başvurulmalıdır. Elazığ halkı toplu halde direnmeli ve Gezin İstasyonu’ndan uzak durulması sağlanmalıdır!