SÖZE TAHAMMÜL, SANATA SAYGI: BİR FIKRADA BOĞULMAK
Sanat; bazen güldürür, bazen düşündürür, bazen de toplumun aynasını tutar. Mizah ise bu sanatın en eski ve en güçlü damarlarından biridir. Ancak son günlerde Elazığlı sanatçımız Mustafa Keser’in maruz kaldığı durum, mizahın ve sanatın üzerine ağır bir gölge düşürmüştür. Bir sanatçının sahnede anlattığı, yıllardır hepimizin dilinde olan bir "Kayserili" fıkrasından yola çıkarak hedef tahtasına oturtulması, sadece o sanatçıya değil; ifade özgürlüğüne ve sanatın doğasına yönelmiş bir baskıdır.
Mesele tam da burada başlıyor: Bir anlatıdan rahatsız olmak başka şeydir, tehdit dili kurmak bambaşka bir şey. MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy’un, “Biz nefes alıyorken Kayseri’de hiçbir programa çıkamayacaksın” şeklindeki ifadeleri, demokratik toplum anlayışıyla bağdaşmayan, üst perdeden bir güç gösterisidir. Bir vekilin, bir sanatçıyı şehre giriş yasağı koyarcasına tehdit etmesi, sanatın ve özgür sözün önüne set çekmektir.
Mustafa Keser, bu haksız saldırılar karşısında geri adım atmayarak onurlu ve mert bir duruş sergilemiştir. Kendisine yöneltilen ağır ithamlara karşı; “Ben sahne adamıyım. Neden hakaret edip ekmeğimle oynayayım?” diyerek yanıt veren usta sanatçı, konunun dini değerlere çekilmesini ise haklı olarak “espri fakirliği” olarak nitelendirmiştir. Keser’in de vurguladığı gibi, bir fıkradan yola çıkarak kutsal değerlere saldırı iması çıkarmak, sadece dinlediğini anlamayan bir zihniyetin ürünü olabilir.
Aslında hepimiz biliriz; biri çok pazarlık yapsa hemen “Kayserililiğin tuttu” demez miyiz? Hatta bazen bizzat Kayserili dostlarımız pazarlığı uzatınca “Bak benim Kayserililiğim üzerimde” diye kendisiyle barışık şakalar yapmaz mı? Bu, Anadolu irfanının bir parçası olan "kendine gülebilme" yetisidir. Durumdan vazife çıkarıp konuyu başka yerlere çekmek kimseye bir şey kazandırmaz. Mustafa Keser; vatanseverdir, milliyetçidir, bayrağını ve milletini canından aziz bilir.
Mustafa Keser; Türk Sanat Müziği’nden Türk Halk Müziği’ne kadar devasa repertuvarı, icrası ve bilgi birikimiyle bu milletin yaşayan en donanımlı hazinelerinden biridir. Sahnede gördüğünüz o şen şakrak adamın arkasında, çok sert ama bir o kadar da mert, sözünün arkasında duran, para sevdalısı olmayan, hayırsever ve hatırşinas gerçek bir Elazığlı vardır. Kendisini yakından tanıyanlar bilir ki; o sadece bir sanatçı değil, aynı zamanda karakter sahibi bir şahsiyettir.
Bugün mesele sadece bir fıkra değildir; mesele, ömrünü sanata adamış bir ismin linç edilmesidir. Bu toplumun en az yarısının, %60’ının gönlünde taht kurmuş bir sanatçıyı susturmaya çalışmak, aslında o büyük kitleye de saygısızlıktır. Sanatçı susturulduğunda toplum da susar. Elazığ, yetiştirdiği değerlere sahip çıkmayı bilen bir memlekettir. Mustafa Keser gibi çok iyi bir aile babası, iyi bir eş ve büyük bir müzisyen olan hemşehrimize sahip çıkmak, sanatın özgürce nefes alabildiği bir geleceği savunmaktır.
Unutulmamalıdır ki; sanata kızılabilir, sanatçı eleştirilebilir; ancak sanatçı asla tehdit edilemez ve susturulamaz. Mustafa Keser hocam; seni seviyor, mücadeleni ve vatansever duruşunu takdir ediyoruz. Yanındayız.