Yıllardır Çimento Fabrikası’nın kaldırılması veya taşınması hep gündemde…

Çimento Fabrikası siyasilerin can kurtarma simidi gibi…

Bu konuyu 2000’li yıllarda Elazığ’ı ziyaret eden Merhum İsmet Sezgin’e sordum. Yılların kurt politikacısı Sezgin, “Sakın kaldırtmayın. Taşıyalım derler fabrika kapanır. Daha da faaliyete sokmazlar.” diyerek, hava kirliği için başka önlemler alınmasını istedi.

MHP Elazığ Milletvekili Semih Işıkver, Elazığ Çimento Fabrikası’nın çevre ve insan sağlığına olan olumsuz etkilerini vurgulayarak, Fabrikanın kaldırılması meselesinin aciliyetine dikkat çeken açıklamada bulunmuş.

Sayın Işıkver, Fabrika kapandıktan sonra yenisi kurulacak mı?

Sayın Işıkver, hadi fabrika kapandı diyelim oradan ekmek yiyenler ne olacak?

Sayın Işıkver, teknoloji gelişti. Acaba fabrika bacalarına filtre takılmaz mı?

*******         *******          ********

AK Parti Elazığ Milletvekili Mahmut Rıdvan Nazırlı, 250 çocuğu sünnet ettireceğini ve çocukların hediyelerinin ise iş insanları tarafından karşılanmasını istemiş.

FIRAT ÜNİVERSİTESİ TÜRKİYE’DEKİ ÜÇ ÜNİVERSİTEDEN BİRİ OLDU FIRAT ÜNİVERSİTESİ TÜRKİYE’DEKİ ÜÇ ÜNİVERSİTEDEN BİRİ OLDU

Sayın Nazırlı’nın bu açıklamasından sonra Elazığlı iş insanları destek açıklamalarında bulunmaya başladılar. Eczacı Bahadır Aslan, antibiyotik içeren kremleri vereceğini, İş insanları Asilhan Arslan ve Sayım Türkanoğlu ise organizasyona destek olacaklarını, Yunus Nazırlı çocukların kıyafetlerini karşılayacağını, SAKA Holding mekan ve organizasyon masraflarını karşılayacağını, Fahri Şahin 250 çocuğa 250 futbol topu hediye edeceğini ve Milletvekili Erol Keleş ve Semih Işıkver de kirvelik için söz verdi.

Neredeyse sünnet masrafları ve hediyeler karşılandı gibi… 18 Ağustos 2024’de yapılacak sünnet için geriye sadece sünnet olacak çocukların belirlenmesi kaldı.

Keyifli bir sünnet düğünü beklenirken, sosyal medyada yaşanan tartışma sinirleri gerdi. Neden mi? Vekil Nazırlı sünnet çağrısına yorum yazan Gazeteci Ferit Demir’e sosyal medyasından hakaretleri sıraladı. Gazeteci Demir ise Vekil Nazır’ı mahkemeye vermeye hazırlanıyor. Düğün çağrısıyla başlayan davet mahkemede sonlanacak gibi…

Meslektaşıma yapılan hakaretleri hoş karşılamadığımı belirtmek isterim. Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti’nin eski üyelerinden olan Ferit Demir’e yapılan bu hakaretleri de gazeteci olarak kınıyorum.

*******         *******          ********

Bir dönem lakaplara merak sarmıştım. Zaman zaman Elazığ’da kişilere verilen lakapları öğrenip sosyal medyadan paylaşmıştım.

Tıs Tıs Makbule (Makbule Çelik), Lillo (Metin Bakıray), Deli Nuro (Nurettin Orhan), Tarzan Ramazan (Ramazan Demirbaş), Kolo Yusuf (Yusuf Eroğlu), Böyük Abe (Bünyamin Eroğlu), Bülbül Ali (Ali Tokgöz), Ebe Anne (Seher Aydan), Mamo Paşa (Mehmet Yalçınkaya), Keklik Musto (Mustafa Turan), Mehdi Metin (Metin Öztürk), Jet Mahmut (Ahmet (Mahmut) Demirağ), Kara Dayı (İbrahim Kara), Peko Hüsen (Hüseyin Yetkin), Yeniceli Kemal (Kemal Uzundal), Bakkal Bayro (Bayram Ural), Kakuç Mehmet (Mehmet Çetin), Muhteşem Süleyman (M. Süleyman Selmanoğlu), Osman Gakko (Daldikli Osman Ozan), Yolyemez Dayı (Nazmi Bingöl), Şeker İbo (İbrahim Örün)…

Bu isimlere yenilerde ekleniyor. Değerli büyüğümüz Yavuz Gezer, Fırat Gazetesi’ndeki köşesinde Elazığ anılarından bahsederken kullanılan lakaplara yer vermiş:

“Devamında Mamoş'un kahvesi (iki katlı binanın ikinci katında) … Sanki içeride Sezo (Akliman), Meherrem (topuk dede, maymak), Kolo Ahmet, büyük Kakuç (Mehmet), Fiko, Ahmet GÜLYAŞAR, Drej Neco, Yasin, Macir Hasan ve Ahmet MUTLU'nun şen kahkahaları... Hoşkin (oşkin de derler) ya da okey oynarlarken, kulaklarımda...

Bu arada benim lakabım da Sükse Yavuz.”

Önümüzdeki günlerde ise neden “Sükse Yavuz” denildiğini inşallah öğrenir sizlere paylaşırım.

*******         *******          ********

O ki söz lakaplardan açılmışken bugünden itibaren birer birer ünlü lakapları yazalım…

TIS TIS MAKBULE (MAKBULE ÇELİK)

“Elazığ Lisesi’nde Muziplikleriyle ünlü öğrencilerin bulunduğu sınıflardan 6-Edebiyat şubesinde her tarih dersinde yoklama sorunu olur. Tarih öğretmeni Makbule Çelik sınıfa girince sınıf mümasilinden (sınıf başkanı) yoklamayı alır. Örneğin 54 mevcutlu sınıfın tamam olduğunu söylerken sınıf başkanı bir de kendisinin sınıfı saymasını söyler. Devamsızlık olup olmadığını kontrol için sınıfı kelle başına bakarak sayar öğretmen, fakat 54 değil 53 sayar. Bir kişinin eksik olduğunu söyler, bu kez mümessil sayar "öğretmenim 54 kişi, tamam" der fakat Makbule Hanım ikna olmaz, kendisi tekrar sayar yine bir kişi eksik çıkar. Böyle süre giderken ders saatinden en 10-15 dakika geçer. Makbule Hanım çareyi sınıf başkanını baş muavine yollamakta bulur ve gelmesini ister. Baş muavin girince sınıfa Makbule Hanım durumu anlatır. Baş muavin bey sayar, sınıf tamtamına 54 olduğunu görür. O arada Makbule öğretmen arka sıralardan bir öğrenciyi işaret ederek, "...Sen nereden çıktın, sen yoklamalarımda yoktun" der ve öğrenciyi disipline vereceğini söyler.

Baş muavin durumu anlar ve sırf dersi kaynatmak, öğretmene zaman kaybettirmek için sayım yapılırken mimli olan öğrencinin eğilip sıranın altına saklandığını, dolayısıyla her sayımda eksik sayının çıktığı anlaşılır. Böylece öğrenciler ile sınıf mümessili arasındaki bu diyalog anlaşılır. Ünlü lakabıyla “Tıs Tıs Makbule” olarak ün yapan tarih öğretmeninin dersleri yarı yarıya yoklama işiyle geçer. Haşarı gençlerin de isteği böylece gerçekleşir...

(Prof. Dr. Ramazan Demir/Çaydaçıra Dergisi)

*******         *******          ********

Turan Gazetesi İmtiyaz Sahibi Değerli Ağabeyim Murat Turan’ın kızı Av. Miray Turan 06 Temmuz Cumartesi günü yapılacak olan bir düğün merasimiyle Onur Okan Gökalp ile hayatını birleştirecek.

İstanbul’da gerçekleşecek olan bu düğün de inşallah bizde bulunacağız. Miray ve Onur Okan’a mutluluklar diler, Turan Ailesini de tebrik ederim.

Editör: Yücel ÇAKMAK