Bedeninde midesinin dışında yürek de taşıdığının farkında olan her insan; kendisine veya başkalarına yapılan haksızlığa ve zulmü isyan eder. Zulme isyan etmek, zalimi karşı durmak insan olmanın ve insan kalmanın olmazsa olmazıdır. Haksızlığa karşı ses yükseltmek bir büyük erdemdir. Zulmü yapanın suratına tükürmek ise yüceliktir ben de insanım diyene...
“Ant olsun ki, cinlerden ve insanlardan birçoğunu cehennem için yarattık. Onların kalpleri vardır, fakat onunla gerçeği anlamazlar. Gözleri vardır, fakat onlarla görmezler. Kulakları vardır, fakat onlarla işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibidirler. Hatta daha da aşağıdırlar. Bunlar, gafillerin ta kendileridir.”, diyen Araf Suresi 179. Ayeti ile işaret edilen gafillerden, “haksızlık karşısında susarak dilsiz şeytan rolünü üstelenenlerden olmamak için” ben de zulme karşı öfkemi; zalime olan kızgınlığımı yazarak gidermeye çalışıyorum. Ancak, adaleti katleden haksızlık ve zulüm bazen öylesine insanlık dışı, öylesine planlı ve sinsice yapılıyor ki işte o zaman duygularımı ifade eden düz yazı kalıpları dar geliyor bana. Ben de böyle zamanlarda içimde kopan fırtınayı bir nebze de olsa dindirmek amacı ile şiirin kanatlarına tutunuyorum. Şiir mi oluyor, feryat mı, çığlık mı varın ona da siz karar verin.
Küfre rıza gösterenler susmuşlar
Edepsize meydan kalmış, vah ki vah!
Yüreksizler çalı ardı pusmuşlar
Töresize meydan kalmış, vah ki vah!
Cehalet örgütlü, ilim pısırık
Başlar öne eğik, bakışlar kırık
Kinin ekseninde dönüyor çıkrık
Kıblesize meydan kalmış, vah ki vah!
Soysuz, sütsüz, arsız olmuş şebeke
İhanet, bel altı; yüzlerde maske
Uğraşlar boşuna süt vermez teke
Temelsize meydan kalmış, vah ki vah!
Kurnaz rant peşinde, akil dağınık
Fasık cürüm işler, maktuller sanık
Düzenbaza, kılbaz oluyor tanık
Fikretsize meydan kalmış, vah ki vah!
Bulanık sularda dans eder yalan
Liyakat çukurda, yandaşa meydan
Yetişin a dostlar! Talan var talan…
İffetsize meydan kalmış, vah ki vah!
İsraf dama çıkmış, ekmek askıda
Rüşvet katar katar, yolsuzluk moda
İtibar çömelmiş, peşrev zurnada
Emeksize meydan kalmış, vah ki vah!
Kanunsuzluk tepelerden başlıyor
Hak yiyenler, haklıları taşlıyor
Gariban derdini, dertle haşlıyor
Vicdansıza meydan kalmış, vah ki vah!
Eğitim şinanay, üfle bacaya
İhanet gemisi yanaşmış koya
Sen hâlâ tutmaz de sapkın mayaya
Kitapsıza meydan kalmış, vah ki vah!
Alın teri sefil, emekli darda
Faiz başa buyruk, zina çukurda
Paragöz domuzlar ikinci turda
İsmetsize meydan kalmış, vah ki vah!
Dertler doludizgin derman seferde
Cübbe, iki büklüm; emre amade
Adalet çaprazda, haklı kündede
Kefesize meydan kalmış, vah ki vah!
Hırstan gözü dönen siyasi mevta
Ne sınır tanıyor ne had ne kota
Ahlak mı? Onur mu? Valla işporta!
Çizgisize meydan kalmış, vah ki vah!
İçte yıkım, dışta zillet tavanda
Sefillik bir yanda israf bir yanda
Yönetenler su dövüyor havanda
Bedelsize meydan kalmış, vah ki vah!
Kifayetsiz muhterisler seferde
Daire fasit, kir dönüyor çemberde
Oyun aynı oyun katlanmış dörde
Perdesize meydan kalmış, vah ki vah!
Şiraze dağılmış, şaft yalpalarda
Uçuruma ramak, çıkmıyor seda
Kulaklar tıkalı acı feryada
Kademsize meydan kalmış, vah ki vah!
Vekil andın çiğner, der ki ben de ben
Aldığı her karar asile diken
Devam etmez elbet bu kirli düzen
Güvensize meydan kalmış, vah ki vah!
Fesat çıkarıyor, bak şu iblise
Bir de saray diyor BOP’lu kümese
Hadi, sakın kanma bu sinsi sese
Şerefsize meydan kalmış, vah ki vah!
Hadi ÖNAL/ 21 Haziran 2026/ Elazığ