Eski binalar yıkılırken neden maske takmalıyız?
Belediyeler neden daha sıkı denetim yapmalı?
Gördüğünüz o devasa toz bulutları sadece "moloz" değil...
Bir zamanlar sanayinin "sihirli lifi" olarak göklere çıkarılan, ısıya dayanıklı olduğu için çatıdan tabana, frenden yalıtıma kadar her yerde kullanılan asbest, bugün modern dünyanın en sinsi miraslarından biri haline geldi. Ancak asıl mesele, bu mineralin geçmişte kullanılmış olması değil; bugün yanı başımızdaki bir yıkımla ciğerlerimize doluyor olma ihtimali.
Asbestin tehlikesi, onun "görünmezliğinde" saklı. Bir bina yıkılırken havaya yayılan o dev toz bulutunun içinde, mikroskobik iğneler düşünün. Bu lifler solunduğunda akciğer dokusuna saplanıyor ve vücut bunları dışarı atamıyor. İşin en ürkütücü yanı ise sabırlı olması: Kendini hemen belli etmiyor. Bugün soluduğunuz o toz, 20 ya da 30 yıl sonra karşınıza "mezotelyoma" (akciğer zarı kanseri) olarak çıkabiliyor. Yani bugünün ihmali, geleceğin teşhisi oluyor.
Şehirlerimiz yenileniyor, eski binalar yerini depreme dayanıklı modern yapılara bırakıyor. Buraya kadar her şey güzel. Ancak 2010 yılından önce yapılmış her bina, potansiyel bir asbest deposu. Eğer bir bina, uzmanlar tarafından asbest taraması yapılmadan, karantina önlemleri alınmadan ve "toz kalkmasın diye" sadece üzerine su sıkarak paldır küldür yıkılıyorsa; o mahalle sadece toz değil, zehir soluyor demektir.
Bu durum sadece o inşaatta çalışan işçinin değil, o sokağın köşesinde oyun oynayan çocuğun, balkonunda çay içen komşunun da sağlığını ipotek altına alıyor.
Asbest yönetimi bir "formalite" değildir. Belediyelerin yıkım ruhsatı verirken sunduğu asbest raporlarının kâğıt üzerinde kalmaması hayati önem taşıyor. Denetimlerin sahada, maskelerin yüzde, önlemlerin tam olması gerekiyor. Unutmayalım ki; bir binayı yıkmak dakikalar sürer ama o yıkımdan kalan asbestin ciğerlerdeki tahribatı bir ömür boyu bitmez.
Sonuç olarak, modernleşirken geçmişin zehrini geleceğe taşımayalım. Gökyüzünü kaplayan o beyaz toz bulutlarına sadece "inşaat" deyip geçmeyin; o tozun içinde geleceğimiz saklı olabilir.