Küresel güçlerin ve siyonistlerin ana hedefi olan "Büyük İsrail'i Kurma Projesi", 1948 yılında İsrail'in kurulmasıyla hayata geçirilmiştir. Bu doğrultuda önce bölgenin güçlü ülkelerinin zayıflatılması, ardından da bölünüp parçalanması projesini devreye soktular. Bölge; Amerika ve İngiltere'nin destek verdiği İsrail'in saldırılarıyla sürekli bir ateş çemberinde ve huzursuzluk içinde tutuldu. İsrail-Arap savaşları kronik bir hal alarak devam etti.
İsrail'e destek vermeyen devlet başkanlarına suikastlar düzenlendi. 25 Mart 1975'te Suudi Arabistan Kralı Faysal, ABD'den dönen yeğeni tarafından Riyad'daki sarayında vurularak öldürüldü. Kral Faysal, 1973 yılında İsrail'i destekleyen ABD ve Batılı ülkelere karşı başlattığı petrol ambargosuyla dikkatleri çekmişti. Kral Faysal, "Dünyada bir tek Müslüman ülke varsa, o da Türkiye'dir," demişti.
1980 yılına gelindiğinde, bölgenin iki güçlü ülkesi olan İran ve Irak tam on yıl boyunca savaştırıldı. Bu savaşta Amerika, Irak'ı desteklemiş; daha sonra ise aynı Irak'ı işgal ederek bölüp parçalamıştır. Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin, 30 Aralık 2006'da idam edildi. Bu süreçte Amerika, Kürt aşiret liderleri ile temas halinde olup onları sürekli desteklemiştir. Barzani'ye Kuzey Irak'ta bir devlet kurdurmuşlardır.
Ancak bu kadarı yeterli olmayacaktı. Asıl hedeflerine varmak için bölgeyi bir kaos ortamına çekip Türkiye'nin bölünme zeminini hazırlamaları lazımdı. 2010 yılında "Arap Baharı"nı başlatarak bölgeyi tekrar ateş içine attılar. Suriye'de iç savaş çıkartarak beş yüz binden fazla insanın öldürülmesine sebep oldular. Suriye'de altı milyondan fazla insanın göç etmesine de yol açtılar. Bu süreçte Türkiye'nin doğu sınırındaki mayınlar temizlenerek, beş milyon civarında Suriyeli ülkemize göç etmek zorunda bırakıldı. On dört yıla varan Esad zulmü, bir senaryo ile Aralık 2024'te sona erdirildi. Daha sonra Amerika'nın kuklası olan Ahmed Şara, 29 Ocak 2025'te Suriye Devlet Başkanı olarak atandı.
Asıl hedef olan Türkiye üzerinde de sürekli oyunlar kurdular. Darbeler yaptırdılar, iç karışıklıklar çıkardılar, kendilerine karşı olan siyasilere ve devlet adamlarına suikastlar düzenlediler; ekonomik krizlerle ülkeyi sürekli zayıflatmaya çalıştılar. Bunların başında, terör örgütlerini kurup sürekli huzursuzluk çıkararak bölünme zeminini hazırlamaları geliyordu. Yaklaşık kırk üç yıldır terör eylemleriyle elli beş binden fazla insanımızı katleden PKK terör örgütünü sürekli desteklediler. Görünürde PKK ile mücadele ediliyordu; aslında Amerika, İngiltere, İsrail ve Avrupa ülkeleri ile mücadele ediliyordu. Yani biz bu ülkelerle savaşıyorduk.
Acaba 17 Şubat 1993'te Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis Paşa'nın uçağının düşmesi sonucu şehit olması basit bir kaza mıydı? Eşref Paşa'nın, yaptığı operasyonlarla PKK'yı bitirme noktasına getirmesinin yanında; Amerikan Çekiç Gücü’nün PKK'lı teröristlere havadan paraşütle erzak ve mühimmat attıklarını açıklaması sonrası uçağının düşmesi düşündürücü değil midir? PKK'nın bugüne kadar en az üç trilyon dolardan fazla ekonomik zarar vermesinin yanında, insan kaybımızın ve iç huzurumuzun bozulmasının bedeli nasıl hesaplanır?
Bugünlere geldiğimizde, PKK kurucusu caniye adeta bir kahramanmış gibi muamele yapılmaya çalışılıyor. Sanki Türkiye'yi kurtarmış gibi "kurucu önder" diye lanse edilerek normalleştirilmeye çalışılıyor. Bunu, milliyetçi bilinen bir parti ve siyasi iktidar eliyle yaptırıyorlar. Sözüm ona "kan akmasın" ve "barış" maskesiyle de durumu kamufle etmeye çalışıyorlar. Ayrıca terör örgütü temsilcilerine verilen tavizlerden dolayı ortaya çıkan akla ziyan istekler ise kabul edilir değildir.
Özellikle şu konuyu da vurgulamak istiyorum: Türkiye ekonomik kriz yaşayacak bir ülke değildir. Dünyada kendi kendine yeten ülkeler arasında ilk sıralarda olan bir ülkenin ekonomik kriz yaşaması akla ziyan, ekonomi ilmine de ters bir durumdur. Ülkemiz bu duruma bilinçli ve sistemli bir şekilde getirilmiştir.
Ezcümle, lafı uzatmadan şunun bilincine varmalıyız: Biz bu duruma tesadüfen gelmedik; çok sinsi bir planla ülkemiz bölünmeye çalışılıyor. Herkes aklını başına alsın...