SPACEX HARPUT MUVAKKİTHANESİ

Space X halka arz edildi ve Cuma günü ilk işlem gününde 2,1 trilyon dolarlık piyasa değeri ile günü kapattı.
Bir yanda insanlığı çok gezegenli bir tür haline getirme vizyonuyla uzayın "sınırlarını" yeniden çizen SpaceX ve modern teknoloji, diğer yanda binlerce yıl önce Harput’un tepelerinden, Urartu’nun kaya oymalarından gökyüzüne bakarak zamanın ve evrenin gizemini çözmeye çalışan kadim medeniyetler.
İşte bu iki dünyayı, "insanın gökyüzüne bitmek bilmeyen merakı" ekseninde birleştirelim.

İnsanlık tarihi, aslında iki farklı uç arasında gidip gelen bir sarkaca benzer; Bir uçta yerçekimine bağlı kalma çabası, diğer uçta ise o yerçekimini kırma arzusu.

Geçtiğimiz günlerde piyasalara bomba gibi düşen SpaceX’in halka arzı, sadece devasa bir finansal veri değil; insanlığın yeni bir çağa geçişinin imza törenidir. SpaceX’in piyasaya sunduğu şey sadece roket değil; "yörüngeye giriş biletidir." internetin faks makinelerini tozlu raflara kaldırması gibi, Starship de bugün bildiğimiz kısıtlı uzay ekonomisini parçalayıp yerine sınırsız bir potansiyel inşa ediyor.
Peki, biz bu hırsı nereden aldık? İsterseniz şimdi zamanda bir yolculuk yapalım sonra geleceğe dönüş bileti alırız…

Bugün Elâzığ’da, Sara Hatun Camii’nin avlusuna, o mütevazı muvakkithaneye baktığınızda, orada sadece namaz vakitlerini hesaplayan basit bir zaman ölçer görmeyin. Orada, gökyüzünü bir matematik ve geometri diliyle okumayı başarmış bir medeniyetin izlerini göreceksiniz. Harput, yüzyıllar önce yıldızların konumuna bakarak ekinin zamanını, mevsimin döngüsünü ve hilalin gelişini bir "bilimsel kesinlikle" öngörebiliyordu.
O günün muvakkitleri, bugünün uçuş mühendislerinin atalarıdır. Rubu tahtasıyla enlemi hesaplayan, usturlapla gökyüzünü bir harita gibi okuyan o zihinler; o zamanın kısıtlı imkânlarıyla evrenin devasa mekanizmasını anlamaya çalışıyorlardı.

Roma'nın gökyüzünü bir navigasyon ve devlet yönetimi aracı olarak kullandıklarını biliyoruz.
Urartuların gökyüzüyle olan ilişkisi sadece tarımsal bir takvimden ibaret değildi. Kayalara kazdıkları astronomik gözlem noktaları, güneşin en dik ve en eğik geldiği günleri takip etme çabaları, bu coğrafyanın gökyüzünü kutsal bir "bilgi deposu" olarak gördüğünün kanıtıdır.
Akatlar'ın Mezopotamya’nın uçsuz bucaksız düzlüklerinde yıldızları tanrısal birer imza gibi not etmesi hep bu toprakların medeniyet bakiyeleriydi.
Hepsinin ortak noktası aynıydı: "Yukarıda ne oluyor?" sorusunun cevabını bulmaktı.
Bugün SpaceX'in roketlerinin taşıdığı o devasa sensörler, aslında binlerce yıl önce bu topraklarda kil tabletlere kazınan ilk gözlemlerin dijital ve gelişmiş birer devamıdır.

SpaceX’in bugün ulaştığı nokta, bürokrasinin değil, hırsın ve mühendisliğin zaferidir. Kötümserliğin, "daha azla yetinmeliyiz" diyen o sıkıcı anlatının sona erdiği noktadayız. Harput’un tepelerinden gökyüzünü izleyen o bilgeler, bugün Mars’a giden bir roketin içine otursalardı, muhtemelen hiç şaşırmazlardı. Onlar zaten oraya, yani yıldızlara gitmeyi, o yörüngeyi hesaplamayı hayal etmişlerdi.

SpaceX ile başlayan bu yeni çağ, aslında insanlığın 10 bin yıldır süren "yeryüzüne sığmama" serüveninin bir sonraki perdesidir. Eskiden gökyüzünü sadece gözlemliyorduk; şimdi ise orayı mesken tutmaya, oraya yerleşmeye gidiyoruz.

SpaceX’in yıllardır yüksek maaş yerine çalışanlarına hisse vermesi, halka arzla birlikte büyük servetlere dönüştü.

Şirketteki 400 çalışanın servetinin 100 milyon doları aştığı belirtilirken, bu kişilerin yalnızca yöneticilerden değil; kaynakçılar, teknisyenler ve yemekhane çalışanlarından da oluştuğu bildirildi.

Bugün SpaceX'in attığı o roketlerin arkasındaki itici güç, Harput'taki o kadim gözlemcilerin "daha uzak, daha yüksek" arzusunun modern bir yansıması olarak görülmüyor mu?

İyimserliği satın alın; çünkü gelecek, yerçekiminden kurtulanların olacaktır.

Hayırlı haftalar dilerim…