TURAN’IN MİSYONU VE ELAZIĞ 

“Otuzüç yıl önce ılık bir Mayıs günü idi…
Günlerden beri hazırlıkları yapılan gazete (TURAN) işte o gün çıkacaktı.
Bu satırları yazarken bile o günkü, Otuzüç yıl önceki ılık Mayıs gününün zevkli heyecanını aynen yaşadığımı hissediyorum…
Ne heyecanlı ve ne hareketli gündü,  O gün…
Ve hiç unutmam Gazete, okuyucular ve meraklılar tarafından kapışılmıştı o gün…
Hatıramda aldanmıyorsam, TURAN’ın o günkü (ilk) nüshasında; o gün oynanan bir futbol maçının safahatını anlatan benim de bir yazım çıkmıştı..
“TURAN”, bu suretle kendi çapında memleket kültürüne olduğu gibi, spora da sütunlarında yer ayırmıştı.
O günden bu yana Otuzüç yıl, bir çeyrek asırdan fazla zaman geçti.
Bunca günlük neşir ömrünü çeşitli yönlerde başarı ile geçiren TURAN’ı bu kere de daha çok ihtiyaca, daha geniş bir şekilde cevap verebilen ve tamamen memleket hizmeti uğruna büyük bir fedakârlıkla, gelişmiş olduğunu iftiharla görmekteyiz.
Bu başarı dolayısıyla, gazetenin (TURAN’ın) daha çok Otuzüç yıllar yaşayacağına inancımın kuvvetlendiğini bilhassa ve memnuniyetle belirtirken, bugüne kadar  olan sebat ve fedakârlığını takdirle gördüğümüz gazete sahibi arkadaşımız İhsan TURAN’ı ve aynı yolda yürüyen çocuklarını en candan hislerle tebrik eder başarılar dilerim.”
Zeki COŞKUN.
***
Noktasına, virgülüne dokunmadan köşemde yer verdiğim bu yazının TURAN Gazetesi’nde yayınlandığı tarih 6 Şubat 1963…
Babamın amcası Zeki COŞKUN’un yaklaşık 59 yıl önce kaleme aldığı bir yazı…
“Turan Gazetesi’nin tekâmülü sebebiyle…” şeklinde bir spotun altına “BİR HATIRA“ Başlığını kullanmış…
Zirâ, 1963’te yayınlanan yazısında anlattığı hatırası, giriş bölümündeki “Otuzüç yıl önce ılık bir Mayıs günü idi…” vurgusunda da belirttiği gibi 1930 Yılı’nı ve 1 Mayıs Tarihi’ni işâret ediyor… 
Yani, TURAN Gazetesi’nin ilk kez yayınlandığı 1 Mayıs 1930 gününü ve öncesinde yaşanan heyecanı anlatıyor Zeki amcamız…
Benim böyle bir yazıdan da, özellikle Zeki amcamızın TURAN’ın İlk Sayısı’nda ve de bir futbol maçını kaleme aldığından da haberim yoktu…
***
Kanal Fırat Televizyonu’nda  Gazeteci Kardeşim Sevgili Furkan DİLAVER’in hazırlayıp sunduğu, benim de konuk olduğum “Son Baskı” Programı’nı izleyen, babamın kuzeni aile büyüğümüz Enis Ağabey’den, ertesi gün; “Güzel bir program oldu. Tebrikler ve sevgiler…” diye bir mesaj aldım…
Türkiye’nin duayen hukukçuları arasında yer almasının yanı sıra yayımlanmış birçok eseri ve sayısız makaleleri bulunan Enis Ağabey, mesajının devamında bir gazete kupürünün altına da; “Vehbi, babamın TURAN’da yayımlanmış bu yazısını buldum… Başka ve daha eski tarihli yazıları ve tefrika öyküleri de var. Ancak, bu gönderdiğim yazının içeriğine göre TURAN'da yollarınız ilginç biçimde kesişiyor…” Notunu düşmüş!..
***
Tabii, hemen herkesin üzerinde hemfikir olduğu ve dile getirdiği bir gerçek var ki; 1 Mayıs 1930 Tarihi’nde yayın hayatına başlayan TURAN Gazetesi, geçmişten bugüne Cemil MERİÇ’ten Ahmet KABAKLI’ya, Yusuf HAYÂLOĞLU’ndan Şeref TAN’a varıncaya dek Elazığ’da yetişen nice değerlerin, unutulmaz isimlerin yer aldığı ekol hüvîyetinde 90 yıllık bir çınardır…
Babamın amcası rahmetli Zeki COŞKUN, Elazığ’da olduğu günlerde bugünkü Ziraat Bankası’nın arkasında bulunan Türk Ocağı’nın bahçesinde, kardeşi ve Elazığ’ın İlk Müslüman Türk Fotoğrafçısı olan ismini taşıdığım dedem Hayrullah Vehbi COŞKUN ile birlikte ilk sessiz sinemayı işleten insandır.
O dönemde sinema, tiyatro, güzel sanatlara verilen önemle ve okuma yazma oranı ile yüksek öğretim yapan gençlerin çokluğu ve kültürüyle Elazığ, bölgesinde çok ama çok farklı bir şehir…
Babamın amcası Zeki COŞKUN’un, Elazığspor’un kuruluşundan tam 37 yıl önce TURAN’ın ilk sayısında bir futbol maçını anlatan spor yazısı yazmış olması ve gazetenin ilk sayısında böyle bir yazıya yer verilmiş olması elbette çok kıymetli!..
Zeki amcamızın; “TURAN, bu suretle kendi çapında memleket kültürüne olduğu gibi, spora da sütunlarında yer ayırmıştı…” ifâdesi, gazetenin üstlendiği misyonun net bir göstergesi!
Özellikle “günlerdir hazırlıkları yapılan TURAN’ın ilk sayısının okuyucular ile meraklıları tarafından kapışıldığı” bilgisi, ayrıca Zeki amcamızın; “Sebat ve fedakârlığını takdirle gördüğümüz gazete sahibi arkadaşımız İhsan TURAN ve aynı yolda yürüyen çocukları” ifâdeleri, o günlerde halkın sahip olduğu kültürün ve Elazığ’da neler yaşandığını anlatan bir gözlemin eseri olarak çok değerli…
Bugün artık, edindiği intibalarla o satırları yazan Zeki amcamız da, tebrik ettiği İhsan amca ve çocukları da rahmetli oldular. Mekânları cennet olsun.
Ancak, O’nun TURAN Gazetesi için “nice 33 yıllara” temennisinde olduğu gibi; TURAN, bugün de aynı misyonla yaşamaya / yaşatılmaya devam ediyor.
Daha nice yıllar da yaşar ve yaşatılır umarım…