TÜRKİYE’DE BANKALAR

Ülkemizde, kuvvetler ayrılığının zayıflaması, hesap verme, sorumluluk alma ve denetimin işlevsizleşmesi ile birlikte yargı da artık bağımsız değil. Tüm yetkiler ve devlet gücü tek adamda toplandı ve hizmetler, iktidar partisinin çıkarlarına göre şekillendirilme sürecine girdi. Bu durum hayatın her alanı gibi bankaları da etkilemektedir.

Bilindiği gibi bankalar para ve kredi işlemleri yapan kuruluşlardır. Müşterilerine finansal hizmetler sunarlar. Tasarrufların ekonomiye kazandırılmasını sağlayarak, ülkenin büyümesine ve kalkınmasına hizmet ederler.

Ülkemizin ilk kamu bankası, Mithat Paşa tarafından, çiftçilere kredi vermek için Memleket Sandıklarının birleştirilmesi ile kurulan Ziraat Bankası’dır. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra Atatürk döneminde, farklı sektörlere hizmet sunan, Sanayi Bankası, Emlak Bankası, Sümerbank, Halk Bank, İller Bankası ve Etibank, birer kamu bankası olarak faaliyete başlamışlardır.

Ülkenin para politikasını yönetmek ve Türk parasının değerini korumak için, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası da Atatürk döneminde kurulan bankalardan biridir.

Ayrıca 1924’te İzmir İktisat Kongresi kararları doğrultusunda, Atatürk’ün direktifleri ve sermaye katkısıyla, özel sermayeli ticari bir banka olan Türkiye İş Bankası faaliyete geçtiği gibi Türkiye Tütüncüler Bankası, Esbank, Türk Ekonomi Bankası, Egebank gibi özel bankalar da hizmete girmiştir.

1950’li yıllarda, birer kamu bankası olan Türkiye Vakıflar Bankası ve Denizcilik Bankası ile hepsi özel banka olan Şekerbank, Pamukbank, İstanbul Bankası ve Demirbank kurulmuştur.

Planlı kalkınma dönemi olan 1960 ve 80’li yıllarda da yeni banka açılımları devam etmiştir.

1980 ve 2022 yılları arası, dış ticaretin serbestleştirildiği, ekonominin dışa açıldığı, finansal kısıtlamaların azaltıldığı dönemdir. Bu dönemde yabancılar Türkiye’de finansal hizmetlerini yaygınlaştırmak için, “Türk bankalarının yok olması” adına istediklerini yaptırmaya başlamıştır. Yabancıların banka satın alması cazip hale getirilmiş, bazı bankaları iktidara yakın yerli firmalar almış bir süre sonra ucuza aldıkları bu bankaları, büyük karlarla yabancılara satmışlardır. Finans Bank, Dışbank, Denizbank bu bankalar arasındadır. Albaraka Türk ve Kuveyt Türk bu dönemde açılan özel, yabancı bankalardır. Farklı bir anlatımla, IMF’in istekleri ile Türk Bankacılığına darbe vurulmaya başlanmıştır.

2002 yılında iktidar olan AKP döneminde yüzlerce kamu kuruluşu, fabrika, tesis ve de banka özelleştirilerek satılmış ya da kapatılmıştır. Mali bünyesi zayıflayan 24 banka, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmiş, birçoğu kapatılmış, bir kaçı da birleştirilmiştir. Kapatılanlar arasında Sümerbank ve Etibank gibi köklü devlet bankaları da yer almıştır.

Günümüze gelindiğinde, geride sadece kamu mevduat bankaları olarak Ziraat Bankası, Halkbank ve Vakıf Bank kalmıştır. Söz konusu bankaların üçü de başında Cumhurbaşkanının olduğu, Sayıştay ve TBMM denetiminin dışında tutulan, Türkiye Varlık Fonu’na bağlanmış ve mali bünyeleri önemli ölçüde bozulmuştur. Konunun uzmanları, yayın organlarında, Banka kaynaklarının siyasi amaçlarla yönlendirildiğine ve kullanıldığına işaret etmektedirler.

Kamu bankalarına yapılan atamaların, liyakatten ziyade siyasi yakınlığa göre yapıldığı, hükümete yakın büyük iş ortaklıklarına, medya gruplarına veya siyasi nüfuz sahibi kişilere piyasa koşullarının çok altında, esnek geri ödeme planlarıyla krediler sağlandığı bu kredilerin geri ödenmesinde sorunlar yaşandığı belirtilmektedir. Ayrıca söz konusu bankaların, reklam ve ilan bütçelerinin adil dağıtılmadığı, çok büyük bir kısmının, iktidar yanlısı yayın organlarına aktarıldığı ve muhalif medyanın mahrum bırakıldığı da bilinmektedir.

Son olarak da AKP iktidarı tarafından, İş Bankası’ndaki Atatürk'e ait hisselerin CHP'nin elinden alınıp Hazine'ye devredilmesi yolunda çalışmalar yapıldığı haberleri yayınlanmaktadır. Hepsi bu kadar da değil, İş Bankası gibi nitelikli özel bankaların iktidar tarafından, kamu bankası statüsüne alınmasının da planlandığı iddia edilmektedir.

Türkiye İş Bankası, 102 yılık geçmişiyle, saygın ve halka güven veren ülke çapında hizmet vermiş bir bankadır. Kuruluşundan bugüne, ülkemizin, ulusal sermayesinin oluşturulmasında, sanayi ve tarımın finansmanında ve de eğitim ve kültür alanlarında kalıcı destekler sağlayarak, önemli hizmetlerde bulunmuştur.

AKP iktidarının, akıl ve mantık dışı, siyasi çıkar ve beklentiler doğrultusunda, kurum ve kuruluşların bağımsızlığını yok ederek aldığı kararlar, toplumda güven duygusunun kaybı ve huzursuzluk yarattığı gibi ülke ekonomisinde de daha derin çöküşlere neden olacaktır! Şu da bir gerçek ki ülkenin bu duruma gelmesinden, 24 yıldan beri seçimlerde takım tutar gibi mevcut iktidara destek veren seçmenler de sorumludur!

Batı felsefesinin temelini atan filozof Platon; “ Gücün haklı olduğu yerde adalet yoktur. Güce tapan insanların olduğu yerde huzur yoktur.” der.