UYGULAMALARIN ÜLKEYE FAYDASI VE BÜTÇEYE GETİRECEĞİ YÜK

Devletin, yasalara ve kurumsal geleneklere uygun bir şekilde yönetilmesi ve ülkenin idaresi yürütme organı tarafından yerine getirilir. Türkiye’de, Cumhurbaşkanı hükümet sisteminden önce yürütmenin başı, Başbakan’dı. Günümüzde ise, Cumhurbaşkanı’dır.

Devlet yönetiminde, yeni düzenlemelerin topluma maliyetini ve kazancını ölçmek yasal bir zorunluluktur. Dolayısıyla yapılan araştırma ve analizlerle yeni işlem, kurum ve birimlerin topluma maliyeti, vatandaşa faydası ve bütçeye getireceği yükün ölçülmesi hedeflenir.

Ne yazık ki bu analizlerin, çok kapsamlı bir şekilde yerine getirilmesine karşın tek adam rejiminden sora planlamanın, denetimin, hesap vermenin ve sorumluluk almanın kalkmasıyla birlikte uygulamalarda yeterince gözetilmediği görülüyor.

1961’de faaliyete geçen, 2011 yılında kapatılan Devlet Planlama Teşkilatı, bölgesel eşitsizlikleri azaltmak için sosyal adalet ilkelerine göre, yatırımların dengeli dağılımını sağlayıcı çalışmalar yapardı. Ayrıca her bakanlıkta araştırma ve geliştirme birimleri tarafından hazırlanan raporlar üst kademelerin ve Bakanların karar almasında yönlendirici yarar sağlardı.

Ne var ki 25 yıldan beri ülkeyi yöneten mevcut iktidar döneminde, yapılan yatırımların bir çoğunun, ülkeye ve topluma yararları tartışmalıdır. Örneğin;

-Dünyada beşinci en iyi havaalanı seçilen, Atatürk Hava Alanı’nın kapatılması ve İstanbul Hava Alanı’nın yapılması için milyarlarca dolar harcanmıştır.

-Kanal İstanbul gibi Trakya’nın felaketi olacak, Türkiye’yi bitirmeye yönelik çılgın proje kapsamında ki yapılanmalar Sazlı dere Barajının kurutulmasına neden olmuştur,

-Şehirlerin merkezinde, hasta, güçsüz ve yoksul halkın kolay ulaşabileceği hastaneleri kapatarak, şehirlerin dışına Şehir Hastaneleri açmak; halkın vergileriyle ödenen milyarlara mal olmuştur.

- Tarım ve Orman Bakanlığı’nın iki ayrı bakanlığa bölünmesi, iç içe olan tarım ve orman alanlarında, kırsal kalkınma ve ekosistemin korunması dengesini sarstığı gibi kaynak israfı ve yetki karmaşası yaratmıştır;

-Birçok kamu kuruluşunun, Cumhurbaşkanı’na bağlı, Varlık Fonu A. Ş bünyesinde toplanması, Sayıştay denetimine tabi tutulmaması, bu kurumların zarar etmesine neden olmuştur;

-Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü'nün kapatılması, Türkiye'nin aşı üretim kapasitesini yok ederek ülkeyi dışa bağımlı hale getirmiştir;

- Harput’a yapılan ölü bir yatırım olan Külliye, UNESCO dünya miras geçici listesinde yer alan medeniyetlerin ve kültürlerin merkezi tarihi Harput’a zarar vermiştir;

Daha nice nice ülkenin ve halkın yararına olduğu tartışmalı yatırım ve uygulamalar sayılabilir. Hepsi “ben yaptım oldu” anlayışıyla yapılmıştır!

Son olarak da Esenboğa havaalanı dururken, halk sokaklarda “açız” diye haykırırken, Trump’ın Nato Zirvesi’ne gelmesi nedeni ile Etimesgut Havalimanı’nın ve yollarının yeniden düzenlenmesi için 10 milyar harcanmıştır;

Ayrıca bu kapsamda bazı kurumların idari yapılanmalarında veya taşra teşkilatlarında yıllar içinde değişiklikler yapılarak, bölge müdürlükleri ya kapatılmış ya da başka şehirlere alınmıştı, sesi çıkmayan Elazığ da bundan nasibini almıştı. İki gün önce ise, “Elazığ’da turizm sektörünü ilgilendiren yeni kararla, Harput Bölgesel Temsil Kurulu’nun faaliyetleri ve işlemleri artık Diyarbakır BTK tarafından yürütülecek” diye bir haber okudum.

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği bünyesinde faaliyet gösteren ve bölgedeki illerde yer alan BTK’nın Elazığ’dan alınmasının, TURSAB’a nasıl bir yarar sağlayacağının iç yüzünü bilmiyorum. Elazığ için iyi olmadığı kesin!

Ancak Elazığ Valiliğinin, Elazığ’da ki turizm şirketlerinin ve hiçbir konuda Elazığ’a sahip çıkmayan AKP Elazığ milletvekillerinin bu konuya da ilgisiz kalmaları Elazığ adına şansızlıktır!