Elazığ son günlerde “Yatırım Alanları” meselesi üzerinden yürüyen sert bir tartışmayı izliyor. CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol’un açıklamaları ile AK Parti Elazığ milletvekillerinin buna verdiği karşılıklar, konuyu kamuoyunun merkezine taşıdı. Tartışma, görünürde Elazığ’ın yatırım alanı ilan edilip edilmediği noktasında kilitlenmiş durumda. Oysa mesele, bu sorudan çok daha derin ve çok daha yapısaldır. Asıl mesele, Elazığ’ın bu sürece hangi kurumsal hazırlıkla ve hangi ortak akılla dâhil olduğu sorusudur.
Bir ilin yatırım ya da sanayi alanı ilan edilmesi, siyasi beyanlarla değil; hukuki ve idari bir süreçle gerçekleşir. Nihai aşamada Cumhurbaşkanı Kararı alınır ve bu karar Resmî Gazete’de yayımlandığı anda hukuki sonuç doğurur. Bu çerçevede bakıldığında, Resmî Gazete’de yayımlanan illerin hukuken ilan edildiği; bakanlık açıklamalarında yer alan illerin ise henüz bağlayıcı bir statü kazanmadığı açıktır. Elazığ’ın bu listelerde yer almaması, bugünkü tablo açısından bir gerçektir. Ancak bu durum, Elazığ’ın sürecin tamamen dışında bırakıldığı anlamına da gelmez. Hukuk, bu konuda siyah–beyaz bir tablo sunmaz.
Buna rağmen tartışmanın yalnızca siyasi açıklamalar üzerinden yürütülmesi, Elazığ adına ciddi bir eksikliğe işaret etmektedir. Çünkü Ankara’da yatırım alanı kararları, polemiklere bakılarak değil; önüne konulan teknik dosyanın niteliğine bakılarak alınır. Yer seçimi yapılmış mı, altyapı uygun mu, lojistik bağlantılar kurulabilir mi, mülkiyet sorunları çözülmüş mü, üretim ve istihdam projeksiyonu ortaya konmuş mu? Bu sorulara net cevap veren bir dosya yoksa, en sert açıklamaların dahi karşılığı olmaz.
Bu noktada Elazığ açısından kritik olan, yalnızca milletvekillerinin ne söylediği değil; şehrin kurumsal aktörlerinin ne yaptığıdır. Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası, Elazığ Ticaret Borsası, Organize Sanayi Bölgeleri, şehrin ekonomik paydaşları ve hatta üniversite, bu sürecin doğal taşıyıcılarıdır. Aynı şekilde Fırat Kalkınma Ajansı, bölgesel kalkınma vizyonu, proje üretme kapasitesi ve Bakanlıklarla kurduğu teknik temaslar nedeniyle bu sürecin kilit aktörlerinden biridir.
Eğer Elazığ oda ve borsaları, Fırat Kalkınma Ajansı ile birlikte yatırım alanlarına ilişkin bir ön çalışma yapmış, yer tespiti gerçekleştirmiş, rapor hazırlamış ve bunu Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na iletmişse, bu çalışmanın kamuoyuyla açık ve şeffaf biçimde paylaşılması gerekir. Çünkü Elazığ kamuoyu, şehrin geleceğini ilgilendiren böylesine önemli bir konuda “ne yapıldığını” bilmek istemektedir. Şayet böyle bir çalışma yapılmadıysa, sorun daha da ciddidir; zira bu durumda Elazığ, yatırım alanları gibi stratejik bir başlıkta kurumsal refleks gösterememiş demektir.
Oda ve borsaların ve Fırat Kalkınma Ajansı’nın bu süreçteki rolü, siyasi tartışmaların kenarında durmak değildir. Aksine, şehir adına ortak bir teknik akıl üretmek, milletvekillerini aynı dosya etrafında buluşturmak ve Ankara’ya güçlü, ölçülebilir, savunulabilir bir talep sunmaktır. “Biz siyaset yapmayız” cümlesi, böyle dönemlerde bir erdem değil; sorumluluktan kaçış anlamına gelir. Çünkü burada söz konusu olan siyaset değil, kalkınmadır, şehrin menfaatidir.
Karşılıklı açıklamalar, sözlü sataşmalar ve polemikler Elazığ’a bir metrekare yatırım alanı kazandırmaz. Bu tartışmalar, şehrin Ankara nezdindeki ağırlığını artırmak yerine, meseleyi kişisel ve partisel bir çekişmeye indirger. Elazığ’ın ihtiyacı olan şey; parti farkı gözetmeden tüm milletvekillerini, yerel yönetimleri, oda ve borsaları ve Fırat Kalkınma Ajansı’nı aynı hedefte buluşturacak bir kurumsal iradedir.
Elazığ geçmişte fırsatlar kaçırmıştır. Ancak bu, kader değildir. Kader olan şey, aynı hataları tekrar etmektir. Bugün hâlâ yapılabilecek olan, siyasi söylemi geri plana çekip bürokrasinin ve planlamanın dilini konuşmaktır. Güçlü bir Elazığ yatırım alanı dosyası; ancak kurumsal iş birliği, teknik hazırlık ve ortak sahiplenmeyle mümkündür.
Yatırım alanları meselesi bir polemik konusu değil, Elazığ’ın geleceğine dair bir sınavdır. Bu sınavı geçmek, ancak kurumsal aklı öne çıkararak mümkün olacaktır. Elazığ kazanacaksa, bu ancak böyle ve elbirliğiyle olur.