Kent Konseyi Başkanı Av. SEPTİOĞLU; “Nurettin ORHAN’ın ismi yaşatılmalı” diye konuştu… FÜ Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail AYTAÇ, Sanatçı ve Ressam Emekli Öğretim Görevlisi Yaşar Sabri ŞANLI, Sanatçı Rölyef Ustası Harun TAŞDEMİR yetkililere seslendiler…

Gazeteniz TURAN’ın geçen hafta 12 Nisan 2022 Tarihli nüshasında ‘HEYKELLER NEREDE?’ başlıklı Manşetiyle gündeme taşıdığı Elazığlı Öğretmen, Ressam, Usta Heykeltıraş Nurettin ORHAN’ın, çevre düzenleme gerekçesiyle yerinden kaldırılan ve akıbetleri bilinmeyen 2 eserinin nerede olduğuna dâir “Özel Haberi” kamuoyunda, özellikle de sosyal medyada büyük yankı buldu…

ESERLERİ BULUNMALI VE İSMİ MUTLAKA YAŞATILMALI!..
Elazığ Kent Konseyi Başkanı Av. Rüstem SEPTİOĞLU, Fırat Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail AYTAÇ, Sanatçı ve Ressam Emekli Öğretim Görevlisi Yaşar Sabri ŞANLI ve Sanatçı Rölyef Ustası Harun TAŞDEMİR gazeteniz TURAN’a yaptıkları değerlendirmede yetkililere seslenirlerken, Elazığ’ın kültürünü simgeleyen ve kentin tanıtımında büyük rol üstlenen sanat eserleri Eski Aile Parkı’ndaki “İlk Çayda Çıra” heykeli ile İstasyon kavşağındaki “Değirmen Çekenler” heykelinin bulunması ve yerlerine konulması, ayrıca Elazığlı Öğretmen, Ressam, Usta Heykeltıraş Merhum Nurettin ORHAN’ın isminin de özellikli bir yere verilmesini önererek, mutlaka yaşatılması gerektiğini dile getirdiler. İşte o görüşler…

ELAZIĞ KENT KONSEYİ BAŞKANI AV. RÜSTEM KADRİ SEPTİOĞLU;  
*“O, YAŞADIĞI DÖNEMİN ÖTESİNDE RUHANİYETE, SANATSAL BİR KİŞİLİĞE SAHİPTİ!”

‘’Merhum Nurettin ORHAN’ın yaptığı Çayda Çıra ve Değirmen Çeken heykelleri, hem şehrimizin folklorik değeri, hem yöresel kültürümüzü gösterme açısından önemliydi. Niye kaldırdılar, hangi mantıkla bilinmiyor? Ondan daha güzelini yapıp koysalardı belki hatırasını unutabilirdik ama, maalesef bırakın yeniyi yapmayı, hiçbir şey yapmadan eski değerleri kötülemeye, yok etmeye çalışıyoruz. Bence heykeltıraş Nurettin ORHAN, yaşadığı dönemin ötesinde ruhaniyete, sanatsal bir kişiliğe sahipti. O ruhla bu eserleri ortaya koymuştur. Bütün layık kişiler bulunduğu dönemde anlaşılmaz, sonradan anlaşılırlar. Genelde yaşadıkları dönemde deli diye adlandırılırlar. Bizim üstadımızda olduğu gibi. Biz Elazığ olarak bir ilki başardık; bulunduğu devirde kıymeti bilinmemiş bir sanatçının eserlerinin kıymetini sonradan da bilemedik.”

‘’İSMİ, ESERLERİNİN MİNYATÜRLERİ’NİN SERGİLENECEĞİ BİR ANIT PARKA VERİLMELİ’’
‘’İki heykelin yerinden kaldırılmasının yanlış bir şey olduğuna inanıyorum. Heykelleri kaldırıp yerlerine çiçek koymak, parkları imara ve konut sektörüne açmak, günümüze ve geleceğe ihanettir. Kültürel hayatımızda önemli bir yere sahip olan sanatsal değere ve sanatçılara sahip çıkmalıyız. Yapılan hareketin kültürümüzün nefesini kısmaya yönelik bir hareket olduğunu düşünüyorum. Elbette tüm aklı başında Elazığlılar, Nurettin ORHAN isminin yaşatılmasını ister. Nurettin Bey’in Harput’ta yaptığı Balakgazi yapıtının heykel dışında bir yapı olduğunu düşünüyorum. Harput’a büyük bir değer katmaktadır. Nurettin Bey, yaptığı eserle Harput gibi tarihi bir yerde sembol eser koymuştur. Bu açıdan Nurettin ORHAN isminin yaşatılmasını öneriyoruz.  Kıymetli sanatçımızın ismi bence bir caddeye değil de anıt bir parka verilmeli ve yaptığı eserlerin minyatürleri o parkta yaşatılmalı.’’

FÜ GÜZEL SANATLAR EĞİTİMİ BÖLÜMÜ ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. İSMAİL AYTAÇ;
“BELEDİYELER DÜZENLEME YAPARKEN ESKİLERİ ARŞİVLEMEK YERİNE KALDIRIP ATIYOR?’’

‘’Merhum Nurettin ORHAN’ın yaptığı heykeller nitelikli değil, ancak yerelde önemli bir değere sahiptir. Elazığ’a mal olmuş bir sanatkârın yapmış olduğu eserler. Ayrıca Elazığ’da başka heykel de yok. Dolayısıyla bunların şehir mobilyası olarak hafızalarımızda bir yeri var. Ancak, bütün belediyeler yeni bir düzenleme yaparken, eskileri kaldırıp bir yerlere arşivlemek yerine kaldırıp atıyor. Bu Elazığ’da bir sorun.’’

‘’HEYKELLER İSLÂM DÜNYASI’NDA BİN 400 YILDIR PUT OLARAK ALGILANMAZ!..’’
‘’Şehrin çok az kesiminde heykellere bir tepki var, sanki putmuş gibi. Heykeller çeşitli olayları hatırlatan görsel iletişim aracıdır. İslam dünyasında Bin 400 yıldır heykeller put olarak algılanmaz. Ama hâlâ bu düşüncede olan insanlar şehirde karar verici durumda oluyorlar. Sonuçta kendi kültürümüzü ve tarihimizi yansıtan eserlerden mahrum oluyoruz. Bunların hâlâ bir görseli yok. Sanatı ve sanatçıyı değerlendirirken, evrensel düşünmek lazım. İnsanlara olan faydasından bakmamız lazım. Sanatın görevi de toplumu birleştirmektir. Ortak değerleri ayakta tutmaktır.’’

‘’TARİHÎ DEĞERE SAHİP BİRÇOK İSİM VAR, ANCAK HEYKELLERİ YOK?’’
‘’Harput’ta çok önemli tarihî isimlerimiz var. İslâm ve Türk dünyası için, yakın tarihimiz için önemli bilim adamı, din âlimi, devlet adamları yaşadı bu bölgede. Dönemlerine etki yaptılar. Yüzlerce isim sayabiliriz. Bu isimler damga vurdular ama, biz bunlara sahip çıkmıyoruz. Bu isimlerin bir kabartması, bir heykeli yok. Şehrin karar vericileri sözlü olarak zikredip, görsel olarak bunlara yer vermiyorlar. Sanatçımız var ama bize fırsat vermiyorlar. Böyle bir kopukluk var. Bu anlamda Elazığ’da sanata yatkın bir şehir olarak konunun yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.’’

‘’YAPILAN BİR ARAŞTIRMAYA GÖRE; ELAZIĞ SANATA YATKIN ÜÇÜNCÜ ŞEHİR’’
‘’Yapılan bir araştırmaya göre, İstanbul ve Trabzon’dan sonra insanları sanata yatkın üçüncü şehir Elazığ. Çağdaş Türk resminde dünya çapında ressamlarımız var. Bir kısmı hayatta…

Edebiyattan, şiire, resimden müziğe kadar birçok isim var. Örnek verecek olursak Pakistan’da yapılan Şah Faysal Camii’nin mimarı Elazığlı Mimar Vedat DALOKAY’dır. Çağdaş Türk Resmi’nde Adnan ÇOKER ressamımız var. Bu isimler Türkiye’yi Dünyaya tanıtan insanlar. 40 tane sayayım ancak, biz bunları gündemde tutamıyoruz.’’

“HÂLÂ BİR MÜZE YERİMİZ YOK?..’’
‘’Kültür ve sanat şehri olan Elazığ’da maalesef şehir müzesi için bir yer gösterilmiyor. Müze yapılması için tahsis edilecek yer yok. Kent müzesinin tadilatı için yıllarca parası geldi. Kent müzesi yeni yapılıyor. Bunlar kültür şehri için çok eksik şeyler. Bu sene pandemi bitiyor. Harput’a beklenenden fazla insan gelecek. Bu açıdan Harput’ta bir ‘Şairler Meydanı’ kurulmasını istiyoruz. Şairlerin büstünün sergileneceği, kültürel etkinliklerin yapılacağı bir meydan talep ediyoruz. İster kale önü olur, ister Sarahatun Meydanı olur. Kale içerisinde uygun bir alan var. Bu meydan yapılırsa kalenin içinde, insanlar geldiğinde hatıra olarak fotoğraf çektirebilecekleri bir alana kavuşmuş olurlar.’’

SANATÇI, RESSAM, EMEKLİ ÖĞRETİM GÖREVLİSİ YAŞAR SABRİ ŞANLI;

“ESKİ BELEDİYE BİNASI TARİHÎ BİR YAPI OLARAK ŞEHRİMİZİN KAFASINA KAZINMIŞTI”
Her şehrin bir yüzü, görsel kimliği vardır. Bu görsel kimliği iyi kurmak gerekiyor. Elazığ halkı 8 köşe şapka ve yumurta topuk ayakkabı ile görsel bir kimlik oluşturmuştur. Bu objeler insanların zihnine kazınmıştır. Örneğin eski belediye binası tarihî bir yapı olarak şehrimizin kafasına kazınmıştı. O binayı yıktılar. Yerine konulan binayı gördüğünüz zaman modern anlamda denilen, camdan ibaret bir bina diktiler. Bunları yapmamak gerekiyor. O şehirde var olan geçmiş insanların ortaya koyduğu değerleri bir sonraki nesillere aktarmak gerekiyor. Bunu gelişmiş ülkelerde görüyoruz. Önemli olan insanların bu bilince ulaşması gerekiyor.’’

‘’İSLÂMİYET’TE ASIL KONU FİKRİNİZDİR, NİYETİNİZDİR’’
“İslâm devletlerinde heykel ve resme sıcak bakılmıyor. Heykel halen daha İslâmî milletlerde tepki görebiliyor. Bunun asıl temel sebebi şu; İslâm’dan önce insanlar kendi elleriyle yaptıkları putlara taptıkları için, İslamiyet döneminde heykeller sıcak karşılanmamış. Özellikle peygamberimiz ve halifeler dönemlerinde. Hatta çok ileri düzeyde fetvalar verenler olmuş. İslamiyet’te asıl konu fikrinizdir, niyetinizdir. O şeye bakış açınızdır. Eğer amacınız tapmaksa iğneye, ipliğe bile tapabilirsiniz.”

“ELAZIĞ ŞARTLARINDA ELAZIĞ’I TANITAN, SEMBOLLEŞTİRİLEN ESERLER YAPMIŞTIR”
“Belki müziğe değer veriyoruz ama baktığımızda rahmetli Nurettin ORHAN Türkiye’nin ilk heykeltıraşlarındandır. Atatürk’ün heykellerini yapan sanatçılardan ders almıştır. Onun talihsizliği memleketi Elazığ’a yerleşmiş ve burada sanatını icra etmiştir. Sanatın en büyük destekçisi devlettir. Bu şekilde valilik ve belediye rahmetli hocaya eserler yaptırmış. Hoca da bu işle uğraşmış. Ne kadar zorluklar çektiğini oğlu anlatmıştı. Verilen imkânlar dâhilinde Elazığ şartlarında Elazığ’ı tanıtan, sembolleştirilen eserler yapmıştır. Ben de çocukluğumdan hatırlıyorum; en çok gönderdiğimiz kartpostallar Çayda Çıra heykellerdir. Ansiklopedilerde Elazığ’ı anlatan yazılarda Çayda Çıra heykellerinin fotoğrafları yer almıştır.’’

“ELAZIĞ’IN YÜZÜNÜ YOK ETMİŞ, DEĞİŞTİRMİŞ OLUYORSUN”
‘’Hocamız Elazığ’a sembol kazandırmıştır. Elazığ’ı görsel anlamda tanıtabilecek malzemeleri ortaya çıkaran kişiye değer verilmediği zaman sanata değer vermemiş olursunuz. Merhum ORHAN Hocamızın kayıp eserleri çok değerli. Onları bulmak, ortaya çıkarmak gerekiyor. O heykeller bir kesim tarafından sanatsal görünmeyebilir, ama Elazığ için tarihi önemi olan, Elazığ’ın yüzü olan objelerdi. O eserler, şehrin bir yüzüdür. Am, sen Elazığ’ın yüzünü yok etmiş oluyorsun, değiştirmiş oluyorsun. Bunlara dikkat etmek gerekiyor. Yenilenmek ilerlemek demek, her değişim ilerlemek anlamına gelmiyor. Ben bunları yıktım modern bina yaptım demek gelişmişlik değildir.’’

‘’ESERLER BULUNUP, ŞEHRİN EN GÜZEL YERİNE KONULMALI!..’’
Tarihimizin, atalarımızın bıraktığı izleri yok ettiğimiz zaman çok yanlış olur. Sanat eserleri o yöre insanının ortaya çıkardığı tapusudur, resmi evrakıdır. Heykeller Elazığ’ın görsel anlamda dışarıya tanıtımını sağlayan önemli kültürel öğeleridir. Onları bulup en uygun yerlere koymak gerekiyor. Sanat eseri sanatçıyla vardır. Sanat eseri eğer sanat diye isimlendiriyorsan, Nurettin hocanın yaptığı eserler birer sanat eseridir, Çünkü kendisi sanatçıdır. Bir esere sanat eseri diyebilmemiz için ilk şart, o eserin bir sanatçı tarafından yapılmış olmasıdır. O heykellerin önemi de Nurettin ORHAN tarafından yapılmış olmasından kaynaklanıyor. İnsanların heykellere sert baktığı bir bölgede ve zamanda yapılan bu eserleri bulup tekrar halkımızın hafızasına yerleştirmek gerekiyor.’’

ELAZIĞLI SANATÇI, RÖLYEF USTASI HARUN TAŞDEMİR; “TOPLUMUMUZ VE YÖNETİCİLERİMİZ SANATA, SANATÇIYA GEREKEN DEĞERİ VERMELİ’’


 

“Rahmetli Nurettin Hoca büyük bir heykel sanatçısıydı. Büyük eserler yaptı. Kendini bilmez bazı kişilerin yanlış tutumları ve davranışları oldu. Bunlar da Nurettin hoca’yı çok üzdü. Nurettin hocamız bu dünyadan üzülerek gitti. Nurettin hocamız gözü açık gitti. Böyle olmamalıydı. Toplumumuz ve toplumu yöneten büyüklerimiz, yöneticilerimiz sanata, sanatçıya gereken değeri vermelidir, göstermelidir. Bir sanatçıyı ölümsüzleştirmek, sanatını yüceltmek istiyorsanız değer vermelisiniz. Gazete’de okuduğum kadarıyla heykeller kayıp ve tahribata uğramış. Bunlar olmamalıydı.” 

‘’KÜLTÜR BAKANLIĞI’NDAN SANATÇI STATÜSÜNDEYİM”

‘’Elazığ Valiliği’ne bir eser yapmıştım, bu eser de senelerdir kayıp, ne ettiysem bulamadım. Kültür Bakanlığı tarafından sanatçı statüsündeyim. Biraz kendimizi övmek gibi oluyor ama, ben bunu hak ettim. Yüzlerce eser ürettim. Ülkemin doğusundan, batısına birçok rölyef çalışması yaptım. Büyük ilgiler gördüm. Çok takdir aldım. Bunlar benim için bir övünç meselesidir. Yalnız bir sanatçı olarak çok büyük bir üzüntü çektim. Çektiğim üzüntüyü TURAN Gazetesi aracılığıyla sizlere anlatacağım.”

“74 METRE KARE TABLO ESERİMİ 11 AYDA TAMAMLADIM…”
Elazığ Valiliği’nin bir yarışması vardı. Muharrem GÖKTAYOĞLU Valimiz tarafından düzenlenmişti. Bu yarışmaya Nurettin Hoca da katılmıştı. Bütün resim öğretmenleri yarışmaya katılım için mecbur edilmişti. Ben de bir eser üretmiştim bu yarışma için. Eserimi kurul incelemişti ve beni birinci seçmişti. Beni Valilik huzuruna çağırdılar.  Portreniz çok güzel ama, Cumhurbaşkanı Kenan EVREN bu eserinizi Atatürk’e benzetmez, beğenmez ise ne yapacağız? Dediler. Ben ise, “huzurunuzda söz veriyorum, bu eser Ata’mıza tıpa tıp benzeyecek, eğer olmazsa yenisini yaparım ve sizlerden masraf talep etmem.” dedim. Allah’a çok şükür 11 ayda eseri tamamladım. 74 metre kare, tablonun yanları ışıklandırma çok özel bir çalışma hazırladım. Sayın valimize, eseri teslim ettim ve “Kenan EVREN Paşa’mız ziyarete geldiğinde ben de burada olayım” dedim. Kenan EVREN Paşa’mızın eseri görünce ne yapacağını çok merak ediyordum… Gün geldi çattı, Kenan EVREN Paşa’mız elinde bastonuyla Valiliğin merdivenlerinden yukarı çıktı ve benim eserimi gördü. Eserimi bir kaç dakika inceledi, tam makama giriş yaparken, ‘’Şurası, şura mı?’’ Dedi, Valimiz ‘’Evet efendim’’ Dedi. Valimizi sanki musluk ile ıslatmışlardı, öyle terliyordu.  Valimiz dönüp diyemedi, bu eseri şurada duran arkadaş yaptı. Öyle heyecanlıydı.”

“VALİLİK BİNASI YIKILACAĞI ZAMAN, KEPÇE İLE DUVARDAN KAZITTILAR ESERİMİ!..”
“Eserim çok büyük bir beğeni almıştı. Yıllarca, eserim duvarda asılı durdu. Valiliği ziyaret eden herkes eserimi gördü. Elazığ Valiliği’ne yaptığım eserim, Valilik binası yıkılırken kayboldu, bir hiç gibi görülüp yok edildi. Valilik Binası yıkılacağı zaman, kepçe ile duvardan kazıttılar eserimi. Ben o dönemin Valisi Ömer Faruk KOÇAK’a kendilerine; ‘’Sayın valim, bu eseri benden başka kimse sökemez, sakın böyle bir şey yapmasınlar, ben gelip sökeyim, geri teslim edeyim.’’ Demiştim. Vali bey ise bana, ‘’Tamam sen gelip sökersin.’’ Demişti ve yanındakilere talimat vermişti. Arayan soran olmadı, bir duydum ki eserimi yok etmişler.”

SOSYAL MEDYA DUYGULU VE TEPKİLİ!   

Halis YILDIZ:
‘’Elazığ gün geçtikçe, iyiden iyiye bitiyor.’’

CELAL TURAN’I RAHMETLE ANIYORUZ CELAL TURAN’I RAHMETLE ANIYORUZ

Mustafa YILMAZ: ‘’Sevgili hocam bir tek o afacana mı kızmış tahtanın silgisini fırlatmış, Nurettin hocanın ders verdiği sınıflarda silgi fırlatma  hadisesi yaşanmıştır. Evet, sanatkârlar ve sanatçılar toplumun dışında farklı insanlardır. Ancak Nurettin hoca çok iyi bir heykeltıraş ustasıydı. Elazığ'ın dışında bir başka şehirde yâ da bir başka ülkede yaşamış ve sanatını oralarda yapmış olsaydı bugün el üstünde tutulurdu. Maalesef bağnaz bir şehirde yaşadığımızdan, sanatkâr ve sanatçıya gereken kıymeti veremiyoruz. Hep şunu söylüyorum sahipsiz Elazığ… Saygılarımla.’’

Şemsettin TAŞBİLEK: ‘’Evet, Elazığ kültürü ve Türk Kültürü’ne düşman bir marjinal zihniyet, sinsice simgesel yapıları yok etmeye çalışıyor gibi bir durum var. Sorgulamanız iyi şey. Tebrikler.’’

Ahmet KÖKSAL: ‘’Vehbi Hocam biz nelere sahip olabildik ki? Biri yapıyor, biri yıkıyor olan da şehrimize oluyor. Çok yazık.’’

Mehmet ARICA: ‘’Her heykele bir hatıra, hatırlatma gözü ile değil de, put gözü ile bakılırsa yok oluşları normaldir. Eksiği, gediği varsa düzeltilir ve hatırına, yeniden yerine konulması sağlanmalıdır diye düşünüyorum.’’

Yavuz KUZGUN: ‘’Elazığ’ı Elazığ yapan güzide insanları, şahsiyetleri ve eserleri ile yok etmek demektir bu şehircilik anlayışı!’’

Barış PEKEL: ‘’Bu Heykeller Elazığ’ın Simgesi, kültürel bir değeridir. Hiç bir vilayette bulunmayan nadide bir Kültüre sahip Elazığ’da eski Harput’u yıktığımız yetmiyormuş gibi, tamamı ile el emeği göz nuru olan bu abideleri ortadan kaldırmak Sanat ve Kültür düşmanlığından başka bir şey değildir. Elazığ Belediyesi ve İl Kültür Turizm Müdürlüğü’nden bu konuda bir vatandaş olarak açıklama bekliyoruz.’’

Hasan Ergün YILMAZ: ‘’Heykellerin yeri, olduğu yerdir. Çıkarın koyun yerine!’’

Şener BULUT: ‘’ Nurettin Hocamızın eserlerine sahip çıkılmalıdır.’’

Fahreddin Yazan TEPEKÖYLÜ: ‘’Ya hocam TC ibaresi kalktı. Nurettin hocamın eserleri kalktı. Yeni bir heykeltıraş sanatını icra ediyor, bahse konu olan heykellerin yerine dikecek. Az kaldı 2023 bekleyin görün.’’

Kövenkli Mahmut Gakgo: ‘’Hocam yine kimsenin farkında olmadığı, yerel basınımızın itimad etmediği meseleleri haber yapmışsınız, tebrikler. Şehrimizdeki birçok meseleye karşı iyice duyarsızlaştık. Sesimizi duyuran veya bizi bilinçlendiren yayınlar da çok azaldı. Neyse ki TURAN Gazetesi bize nefes oluyor. ‘’

Yanlışa Yanlış Derim: ‘’Elazığ Atatürk Ortaokulunda elişi ve resim dersi hocamızdı. Sinirlendiği zaman tahta silgi veya eline ne geçerse fırlatırdı. Allah rahmetiyle muamele eylesin mekânı cennet olur inşallah.’’

*Tekin YAVUZ: ‘’ Elinize, kolunuza, emeğinize, yüreğinize sağlık. Er ya da geç bir gün olur ki, bu şehrin değerlerini yok sayanları, bizler yok sayar ve hatta yok hükmünde olarak görürüz vesselam!’’

Ferit DÜNDAR: ‘’Asırlık çınar @turangazetesi23 her sayıda, her haberde farkını ortaya koyuyor, gel de umutlanma… Murat TURAN abim, Vehbi COŞKUN hocam gerçekten iyi ki varsınız.’’

Suç ve Ceza: ‘’Bizde soruyoruz o zaman; Heykeller Nerede?’’

Ünal EFE: ‘’Rahmetli, bu dünyadan gidince bana rahmet okurlar diye düşünürdü de, eserlerime rahmet okurlar diye düşünmezdi. Ama bu Elazığ eski Elazığ değil işte…’’

Mehmet TOPAL: ‘’Rahmetli Nurettin ORHAN’a sağlığında sormuştum: "Hocam heykelleriniz neden bitmiş görünmüyor?’’

Cevabı: ‘’Bu benim üslubum. İzleyenler kendilerine göre kafalarında heykeli tamamlasınlar.’’

Ali DÜZGÜN: ‘’Elazığ yerel yönetimi, değerlerine sahip çıkmıyor, üzgünüz…’’

Vedia ALTUNGÜL: ‘’Bunlar her şeyi kaybeder zaten..’’

Şemsettin TAŞBİLEK: ‘’Zihniyet malum; özellikle Elazığ’lı yerli kültür insanların çıkar için veya savrularak o zihniyete şak şak’ını tarih affetmeyecek...’’

Yaşar Sabri ŞANLI: ‘’Koskoca Tarihi Belediye Binamız gitti ve tekrar ve tekrar aynı zihniyet Başkanlığı kazandı. Bu ne ki?’’

Güven GÜNEŞ: ‘’Bunlara izin veriyor anlamıyorum? Kültür Müdürlüğü, Belediye, Valilik, Vakıflar... nasıl izin vermiş ilginç?’’

Nevzat ÇETİNKAYA: “ Tekrar çayda çıra heykelinin yerine konulmasını istiyoruz!”

Sıtkı CANAYDIN: “Rahmetli babam, bu parka gelen sanatçılara eşlik ederdi çok duygulandım çok…”

Selahaddin CANPOLAT: ‘’Mehmet TOPAL üstadım; kıymetli abim, İyi ki kaybolmuş.. Elazığ heykellerle değil, Bilim ile sanat ile Şehrin organizesi sanayisi ile anılması Daha güzel. Sanırım o heykeller artık toprak altında.’’

Sait BİCO: ‘’Bu heykelleri yapan sanatçı bizim lisede hocamızdı. Dünya malına önem vermeyen, tertemiz bir insandı yaptığı heykeli boyadıkları için çok sinirlenmişti.’’

Güven GÜNEŞ: ‘’Bu heykelleri mahvettiler, 40 Yıllık İstasyon Caddesi de, Bosna Hersek Caddesi oldu…’’

Vahit DABAK: ‘’Bizim için değeri olan her şeyi yavaş yavaş alıştıra alıştıra söküp aldılar. Daha kötüsü normalmış gibi davranmamızı sağladılar.’’

Mehmet ÇEÇ: ‘’Bu memleketin kaderi bu…  Kimi yapar? Kimi yıkmaya çalışır? Hamza’nın yaptığı bu Çayda Çıra Elazığ’ı… Bunlar iyi günler.’’

Cengiz YAZICI: ‘’Allah rahmet eylesin Nurettin bey benim de hocamdı. Nurettin Bey değeri anlaşılmayan bir dahiydi. Yalnız izninizle bir ekleme yapmak istiyorum. Bahsettiğiniz parkın adı Aile parkıydı daha sonra Çayda Çıra Parkı olarak değiştirilmiş olabilir. Ondan önce sadece İzzet Paşa Camisi’nin yanında bir park vardı. Yanılmıyorsam Yıldız Parkı diye geçerdi. İzzet Paşa Camisi yeniden yapılınca parkın yarısını camiye eklediler diğer kısmı hala duruyor mu bilmiyorum? Sadece Çayda Çıra Heykeli değil hiç bir tarihi esere kıymet verilmedi. Öğretmen Evi’nin tam karşısında Elazığ’ın sembollerinden olan tarihi ‘Beş Kardeşler’ diye adlandırılan beş tane konak vardı. Kaç sene önce gittim yerine başka apartmanlar yapmışlar içim sızladı. Ben bir Kiğılı olmama karşın bir Elazığ sevdalısıyım çünkü orada okudum ve en güzel günlerim orada geçti. NE ESKİ ELAZIĞ KALDI, NE ESKİ ELAZIĞLI…”

Ahmet KÖKSAL: ‘’Bu güzellikler yalnızca kartpostallarda kaldı maalesef.’’ 

Mehmet Şükrü BAŞ: ‘’ Her akşam şehrin gürleyen sesi olurdu o park yazık ettiler.’’

İdris ÇİMEN: ‘’Şimdikiler Nurettin hocanın eline su dökemez.’’

Özgül AYSAN: ‘’Neden bütün güzelliklerimiz imha ediliyor. Lütfen heykeli yerine koyun. Biz Elazığlıları üzmeyin.“ 

Ali Kemal AKCAY: ‘’Evet çok iyi hatırlıyorum bu heykelleri, bu parkları…  Elazığ halkının nefes aldığı bir yerdi. Ben de 1968 yılında Elazığ çimento fabrikası, (Çığlıklar Orkestrada) çalışırken, Çayda Çıra Parkı’nda defalarca konser vermiştik. Şeker Fabrikası’nın (los pencos orkestrası) ile defalarca nöbetleşe konserler olmuştu. O dönem birçok sanatçıya, ünlüye Elazığ’da eşlik etmiştik.’’

Mehmet ÖZTÜRK: ‘’Çayda çıralı park bizim neslin sembolüdür her Elazığ’lının Çayda Çıra Parkı’nda bir hikâyesi vardır. Maalesef bu zihniyet Elazığlıların maziye ve tarihe olan duygularını törpülemiş çok yazık.’’

Mehmet ISPARTALI: ‘’Daha dün gibi hatırlıyorum… 1964 Gençlik yıllarımda bu parklarda arkadaşlarım ile ders çalıştığımız günleri… Parktaki heykel boyalı değildi. Rahmetli resim hocamız Nurettin Bey, o heykelin boyandığını görünce çileden çıkmıştı. Boyayanları ve boyatanları güzelce sıvadı. “Çocuklar heykel boyanmaz, bunların alayı …. “ Dedi ve oradan ayrıldı. Boyamayı bırak, şimdi orada yapılan rezaleti görünce heykeli yerinden çıkarıp, dediğimiz yere atmaları da ayrı bir üzüntü verici. Özet olarak, o heykeli emek ile çalışıp yapan da, o heykeli kafasına göre boyatan da, o heykeli söktürüp yeni bir iş yaptım diye, çöpe atan da (şimdi hiçbiri aramızda yoklar) genellikle belediyelerimizde yeni gelen başkan, bir önce yapılanı söker, aynı yere kendi icraatlarını zevk ile yapar. Hepsini görüyoruz, ispata hiç gerek yok! Misal, hocamızın yaptığı bu heykel yıllardır örf ile adet ile devam ediyor. Devam edecektir de. Dünya’yı terk edip, gittikten sonra tek kalan, silinmeyen şey güzel izler ve hizmetlerdir… iyi anılar bırakmak değil mi? Meselenin özeti burada… O güzelim yılları, eski Elazığ’ı her an arıyor ve de özlüyorum. Bu arada ben yeni kelimesinden nefret ediyorum, yeni kelimesi, eskiye saygı duymamaktır.’’

Mustafa KOÇOĞLU: ‘’Vali Fahribey Caddesi’nde tarihi bir konakta kasket  benzeri şapka giyen, PTT civarında yürüyen, Paris’te öğrenim gördüğünü söyleyen güler yüzlü, kendi halinde bir hanımefendi  otururdu. Huzur Evi’ne götürdüler ve orada çok az yaşayıp öldü. Elazığ’ın en gösterişli evini de fare var denilerek yıktılar. Hükümet konağında eski Elazığ resimleri vardı. Bu şehir, bir kültür nereye gitti?’’
Sayme MADENLİ: ‘’ Çok üzgünüm…’’

Nurcan KIZILKOCA: ‘’Bu heykellerin ne zararı vardı?’’
Yusuf ELİTOK: ‘’Kimileri yapayım derken yok etti. Kimisi vereceğim derken alıp gitti. Elazığ’ın cazibesi böylece bitti.’’

Hüseyin YILMAZ: ‘’O zamanlar dediğiniz gibi parka Çayda Çıra Parkı denirdi. Bütün sanatçılar konser verirlerdi. Çok yazık o heykeli bulup mutlaka yerine konmalı. Çok güzel yakışmıştı. Bir simge olarak kalmalıdır. Heykel düşmanlığı yapılmamalı. Basın yayın bunun üstüne gitmeli. ŞERİFOĞULLARI’nın kapısına dikilip bu konuyu anlatmalı. Millete mal olmuş değerleri siyasi akımlara kurban edilmemeli.’’

Faruk KIRMIZIGÜL: ‘’Artık değerlerimiz ile lütfen oynamayın!’’