KÂBE’DE HACILAR HU DER ALLAH
Yolun hemen hemen dörtte üçünü tamamladım. Bilerek veya bilmeyerek bir sürü günah işlemişimdir herhâlde. Yani heybem doldu. Eee… Artık tövbe lazım değil mi?
Peki, çare ne? Tabii ki umre veya hac. Onun için gidip bi umre ya da hac yapam diyim. Yalnız ben öyle yanımdaki cep telefonumla selfie yapmayacam. Kâğıt üzerine falan filanın adını yazıp sipariş dualar etmeyecem. Memleketten zemzem, hurma, seccade, tesbih, külah, gümüş yüzük alıp da “Bunları oradan getirdim.” diyerek millete dağıtmayacam.
Beni yollamaya, karşılamaya da gelmeyesiz. Yalnız gittiğimi duyarsaz hakkızı helal edesiz. Bir şekilde duyururum. Bu işi gizli yapacam. Zira bildiğim kadarıyla ibadetin gizli olanı makbuldür. Büyüklerden duymuşum.
Yanlız eskiler derdi ki: “Zekât verirken gizli verme, açık açık ver ki herkes senin zekât verdiğini görüp örnek alsın ve kendileri de versin.”
Bazen de diyim ki; umreden, hacdan vazgeçip zekât versem, hayır yapıp ülkemdeki fakir fukaraya yardım etsem nasıl olur?
İl vaizi Ediz Erşen Hocam, yazımı okuduysan rica etsem yanıma uğrasan; bir çedene ikram etsem, bu mevzuları konuşsak nasıl olur?
Son bir cümle daha yazam ve bu mevzuyu kapatak. Son cümleyi de duygularımı yanlış anlamış olabilenlere yazacam.
Benim de en büyük hayalim; yıllarca sıranın bana gelmesini beklemeden, binlerce döviz yatırmadan, herkesin tok yattığı ülkemden yola çıkıp; yine tüm Müslümanların tok yattığı, çocukların ve kadınların katledilmediği, Müslüman kardeşlerimin birbirini vurmadığı İslam ülkelerinin olduğu coğrafyalardan geçerek hacca gidip dinimin şartını yerine getirmek ve Kâbe’de “Hu” demek.
****
YAĞLI EKMEK
Ramazan ayı olunca, boğazımızın derdine düşünce insanın aklına hemen yiyecek içecek geli. Şehrimiz, zengin mutfağıyla bizim köşe yazılarımıza epey malzeme suni.
Diyim ki bu hafta da şu bizim meşhur yağlı ekmeğimizden biraz bahsedem. Aslında yağlı ekmek haricinde fırınlarımızda yapılan başka ekmeklerimiz de var ama konumuz yağlı ekmek olsun. Yalnız kısaca ekmeklerimizin adlarını bi hatırlatam: peynirli ekmek, çekme ekmek, fodula, tırnak ekmeği ve açık ekmek benim aklıma ilk gelenler. İleride bir gün bunlara da değiniriz.
Gelelim yağlı ekmeğimize… İlk sahur yapacağımız gün hemen soluğu fırında aldım. Ne yazık ki bir gün önce tanesi 20 TL olan yağlı ekmeği 25 TL yapmışlardı!
Pis bir huyum var; illa o yağlı ekmekler nar gibi kızarmış olacak. Tırnak ekmeğinin yağlı hâline yağlı ekmek dendiği için ince ve iyice kızarmış bu ekmeğimiz, Elazığ’ın sahurlarında vazgeçilmez yiyeceklerimizdendir. Hele bir de sahuru kahvaltı türü yapisez bu ekmek olmazsa olmazımızdır.
Eskiden tereyağı ucuzken genelde biraz küncü ve tereyağını iftara yakın kendimiz fırına götürüp yağlı ekmeğimizi yaptıridik. İnceliği, küncüsünün fazlalığı ve nar gibi kızarmışı sahurda bize adeta bayram ettiridi.
Bazen de fırından geç çıkmışsak ve yoldaken ezan okunmuşsa eve kavuşana kadar bir tanesini havada götüridik.
Son yıllarda ben de yeni bir huy edinmişim. Beni iftara davet edenlere badem şekerimizin yanında birkaç tane de yağlı ekmek hediye götürim.
Buradan fırıncı arkadaşlara birkaç tavsiyem olacak: Her sene ramazan’ın ilk günü zam yapmayın ve ekmeğimizi iyice kızartın. Yani külleme yapmayın. Bilmem farkında mısız ama bu ekmeklerimiz ülkemizde de meşhur olmuş. Daha bi zahmet sanatızı gösterin gardaş.
Fiyatını, inceliğini ve bol küncülüsünü biz de fotoğraflarla kayıt altına alıp sosyal medyalarımızda paylaşik.
Belki inanmazsınız ama yöresel ürünler satan arkadaşlar il dışından aldıkları yağlı ekmek siparişlerini isteyenlere parasıyla gönderiler. Yağlı ekmeğimize il dışından da yoğun bir ilgi var.