GEÇMİŞ BAYRAMIZ MÜBAREK OLAA
Kazasız belasız kurban bayramını ifa ettim. Gezip tozarken ilginç olayları not aldım ki sizlere de anlatam. Ahan da o ilginç olaylar:
Elimi öpen çağa çoluğa alt limit 100 TL olmak kaydıyla harçlık verdim ama çocuklar pek beğenmeyip "Amca çocuk mu kandırısin?" dediler...
Birinci gün kendimi frenleyemeyip tüm ikram edilenleri yiyince ve yediklerimi de tanışlara anlatınca "Ohaa!" dediler. Hatta nasıl mide fesadı geçirmediğime hayret ettiler.
Gittiğim evlerden birinde mevsimin ilk yerli ürünlerinden hıyarı yemek nasip oldu. Karaçor yöresinden gelmişti.
Aksilik işte, tam da bayramın birinci günü çakmağımın gazı bitti ve gene gittiğim evlerden birinde sehpadaki çakmakla benim çakmağı yer değiştirdim. Derken ilk değiştiğim çakmağın gazı da hemen bitti. Bir çakmak, iki çakmak, üç çakmak... Yani üç çakmağın yerini değiştirmek zorunda kalınca şunu anladım: Petrol fiyatlarına ardı ardına gelen zamlardan sonra insanlar artık çakmaklarına bile gaz dolduramaz hale gelmişler. Yakında kibrit devri başlar, eli kulağında.
Arefe günü nasıl olduysa paraya kıyıp kendime bayram için bir ceket aldım. Sağ olsun bizim gazetenin köşe yazarı, Giyimzade'nin sahibi Necati Yavuz çok güzel bir ceketi bana sattı ve bayram boyunca gittiğim her yerde dostlarım ceketimi çok beğenip, ünlü birinin ceketiyle aynı olduğunu söylediler. Anlayacağınız ceketimle iyi hava attım. Ceketime gösterilen ilgiden dolayı şöyle bir karar aldım: İlk seçimde bir yerlerden aday olup seçime girecem. Nasıl olsa ceketimi bile göndersem kazanırım!...
Yılların esnafı olarak çoktandır Ramazan Bayramı'nda 3 gün, Kurban Bayramı'nda ise hep 4 gün tatil yapmışızdır. Bu sene Kurban Bayramı'ndan sonraki gün pazara denk gelince tatilimiz 5 güne çıktı ve iyi bir tatil yaptık. Yedik, içtik, gezdik, yattık. Hem de 5 gün. Esnaf için çifte bayram oldu. Dini bayramlar ve pazar günleri haricinde yıl boyu çalış babam çalış. Milli bayramlarda bile açığız. Keşke bir karar alıp milli bayramlarda da iş yerlerini kapatalar.
Bayram boyunca ikram edilen yiyecekleri de sayam ki merakta kalmayasız. Zaten bu ikramlar Elazığ'da imkânı iyi olan ailelerde kesin yapıli: Zeytinyağlı yaprak sarması, kofik dolması, su böreği, ev yapımı dolanger ve baklava, çay, şeker, kolonya...
Bir dahaki bayrama kadar bu ikramlara elveda. Keşke bayram birkaç gün daha uzayaydı.
Elazığ da çok söylenen bir sözle bu bölüme nokta koyam. "Geçmiş bayramız mübarek olaa."
*****
BEŞİK GİBİ SALLANİK
Elazığ'da arefe ve arefe'den bir gün önce iki tane ufak deprem oldu. Yakın tarihlerde üç büyük deprem yaşayan Elazığ, en ufak bir depremde bile ister istemez bir tedirginlik yaşi. Neyse ki depremler hafif olduğu için "Arefeyi görsen bile bayramı göremezsin" sözünü çürüttük ve bayramı da gördük çok şükür.
Başka bi şehirden dönüş yapıp tekrar memleketi Elazığ'a yerleşen bi arkadaş, ufak depremlerde tedirgin olunca onu teselli etmek tecrübeli biri olarak bana düştü ve şu sözlerle sakinleştirdim: "Alış gardaş alış, burda depremle yatıli depremle kalkıli."
Gene deprem olduğunu ayıkmayan imam arkadaşım bana, "Yav deprem mi oldu, ben ayıkmadım ." deyince ona da "Yav gardaş, imamlar ve imanlılar depremi hissetmezmiş." esprisiyle cevap verdim.
Allah beterinden korusun, gerçekten Elazığ bugünlerde beşik gibi sallanıp duri.