TAKDİR-İ İLAHİ

​Maçın sonucunu, finalde penaltılarla kaybetmemizi yazmaya hiç gerek yok; zira bir milyon Elazığlı bili ve ekranlardan izledi. Kaybetmemizin hatalarını ve suçlu aramamıza da gerek yok; zira kazansaydık şu an suçlu görülenlerin hepsi birer kahraman olarak yazılacaktı.
​Fırsatı kaçırmamızın tek sebebi şanstır. Şans bizden yana değildi ve kaybettik.
​Gelelim bu maçın kazandırdıklarına...

​Kenetlendik, hem de ne biçim kenetlendik; dünya alem gördü. Elazığspor taraftarının nasıl bir taraftar olduğunu maç haftası izleyen herkes gördü. Davullar, klarnetler, halaylar, türküler eşliğinde Bursa'ya akan binlerce taraftar... Bu taraftara söylenecek tek söz: "Helal olsun size Gakgolar!"

​Gelelim en önemli mevzuya. Hemen hemen tüm lig maçları tamamlandı gibi. Futbol bize neyi gösterdi? Şu bir gerçek: Temiz futbol bitti. Futbol oyun olmaktan çıktı. Birileri kendi çıkarları için futbolu çirkinleştirdiler. Şehirler kutuplaşıp düşmanlaştılar. Dün "dost" denilen komşu iller, birbirine öcü gibi bakmaya başladılar. İnsanlar ne yazık ki bu kirli oyunlara düştüler ve alet oldular. Sosyal medyaya baktığınız zaman yapılan yorumlar bunun en büyük kanıtıdır. Troller resmen bu işi bilediler. Gerekli tedbirler alınmazsa, hava yumuşatılmazsa; ileriki yıllarda, üzülerek ifade edeyim ama istenmeyen, kimsenin istemediği sonuçlar olabilir.

​Aylardır el birliğiyle seyircisi, futbolcusu, hocası, teknik ekibi ve yöneticisiyle omuz omuza yola çıkıp terinin son damlasına kadar savaşıp kazanmak için elinden gelen her şeyi yapan Elazığspor camiasına teşekkür ederiz. Elazığspor'a destek veren tüm şehirlere de, başta Bursa ve taraftar gruplarına, teşekkür ederiz. Köstek olmaya kalkan komşulara da sitemlerimizi göndeririz. Unutmayın, her gün yüz yüze bakacağız.

*****

ÜÇ HARFLİLER

​Finale kaldığımız günden sonra gözler finalin oynanacağı stada çevrildi. "Acaba nerede oynanacak?" derken Bursa çıktı. Buraya kadar her şey normal. Uçak krizi, otobüs kampanyaları falan... Derken ben hemen Bursa'ya maça gideceklerin uçakla kendi başına nasıl gideceği olayına odaklandım. Maçın oynanacağı yer ilan edilmeden önce, üç harfli hava yolu şirketleriyle İstanbul'a gidip oradan Bursa'ya geçmek için bilet fiyatlarını takip eden arkadaşımla konuyu konuştum.
​Dedi ki: "Abe; telefon elimde ve fiyatları stat ilan edilince hemen radarıma aldım. Gördüğüm şuydu: İlan edilmeden hemen önce bilet 2.500-3.000 arasındaydı. İlan edildiği gün hemen 5.000 TL civarına fırladı. Dönüş de 2.500 civarındaydı ve o da maçın hemen ardından uçakla dönecekler için 5.000'lere çıktı."

​Yıllardır üç harfli marketler yazıldı, çizildi. Cezalar kesildi, teşhir edildi. Peki gardaş, şu üç harfli hava yolu şirketleri niye denetlenmi? Yaptıkları fırsatçılık değil mi? Geceden etiket değiştirme olimi yani? Bu davranış insanların ihtiyacı olduğu anlarda "hırtlege binme" değil mi? İnsanlar heves etmiş, işini gücünü bırakıp para harcayıp takımına destek olmaya gidip; ardından zaman kaybetmeden hemen işinin başına dönmek için en hızlı ulaşım aracını kullanmayı tercih etmiş. Siz kalkın fırsatçılık yapın, fiyatlarınızı yüzde yüz arttırın. Ayıptır ayıp, günahtır günah. Deve bile kessez bu nabalın altından kalkamazsız.

*****

NE OLACAK

​Yıllar önce rahmetli Abdullah Şekeroğlu'nun emeklilik işlemlerini sağ olsun o zamanki SSK müdürü halletmiş ve gece telefon açıp demiş ki: "Hadi hayırlı olsun gardaş, artık emekli oldun." Haberi alan Abdullah Usta fazla bir tepki göstermemiş ve "Tamam," deyip telefonu kapatmış. Aradan on dakika filan geçtikten sonra bu sefer kendi müdürü arayıp, "Yav müdür bey, ne olacak bu emeklinin hâli?" demiş. Bu sözü duyan müdür bey, "Kapat telefonu! Emekli olduğun haberini vereli on dakika oldu," demiş.
​Bizim de rüya gibi bir haftamız geride kaldı ve rüya bitti.
Eee... Ne olacak memleketin hâli?