​FAHRİ HEMŞEHRİ OLDUM

Bazı insanlara, çeşitli yerlerde belediye meclisi kararlarıyla fahri hemşehrilik beratı verilmesi kanuni bir olaydır. Bunun bir de resmi olmayan simgesel şekillerinin bazı zamanlarda halk arasında ve derneklerde yapıldığı görülmektedir. Onun için benim anlatacağım olay da tamamen duygusal ve sembolik bir fahri hemşehrilik olayıdır.
​Peki o zaman "Hele anlat bakak gardaş, kim kime, niye böyle bir fahri hemşehrilik beratı vermiş?" diyeceksiz.
Peki o zaman ahan da anlatim.

​Tabi ki bana verdiler. Sevindim mi? Çok sevindim. Hem de o bölgenin temsilcisi, bir derneği ve ileri gelenleri fahri hemşehrilik beratını bana vermek için oy birliğiyle karar aldılar. Şimdi içizden "Yav de hadi ha, hele anlat ha, bizi meraktan çatlatma. Kim seni veya nere seni fahri hemşehri ilan etti, hadi yaz." demişsinizdir. Ahan onu da yazim. Karaçor Bölgesi Güzelleştirme Derneği beni fahri hemşehrileri ilan etti. Bu kararı da o bölgenin insanlarının bir araya gelip düzenledikleri birlik beraberlik gecesinde aldılar. Bölge insanları, belediye başkanları, müdürler, dernek başkanı ve muhtarlar, iş insanları... İlk defa verdikleri fahri hemşehrilik unvanını bana verip ilan ettiler. Verdikleri tarih de çok anlamlı ve hiç unutamayacağım bir tarih, zira o bölgenin yetiştirdiği değerli sanatçımız Emrah Güllü'nün doğum gününde olay gerçekleşti. Emrah gardaşa pasta kestiler, beni de fahri hemşehrileri ilan ettiler. Bundan sonra her sene Emrah Güllü'yle çifte kutlama yaparız.
​Veriliş sebebine gelecek olursak: Bölgeye olan sevgim, ilgim, manevi desteğim ve köşe yazılarımla olan katkım ve katıldığım etkinliklerinden dolayı beni fahri hemşehrileri ilan ettiler. Emeği geçenlere, başta Dernek Başkanı Raif Çelik hocam olmak üzere, herkese teşekkür ederim.

​İkinci Fahrilik Hayali: "Fahri Profesörlük"
​Şimdi gelelim ikinci fahrilik olayıma. Bu fahrilik işi çok hoşuma gitti. Niyetim bu saatten sonra bir de fahri profesör olmak. Yalnız prof olursam tören günü o başa takılan kepin yerine sekizköşe şapkamı takıp gitsem nasıl olur acaba? Onu havaya fırlatır tutarım.
​Gerçi prof olma yolunda ilk adımı 1987 yılında Konya Selçuk Üniversitesinde mastır kazanarak atmıştım ama devam etmekten vazgeçince nasip olmadı işte. Niye vazgeçtim bilisiz? Mastır için gittim, hocamla tanıştım ve okuldan beraber ayrılıp çarşıya çıkınca, yanımda ki diğer öğrenci arkadaşımla bana çantasını ve pazardan aldığı balıkları taşıtmaya kalkınca gıcık oldum ve aynı gece okulu terk edip mastır yapma ve prof olma hayalimden vazgeçip Elazığ'a geri döndüm. Kader işte, o gün o balıkları taşıyaydım belki de şimdi fahri profesörlük hayali kurmazdım.
​En iyisi mi ben nedem bilisiz? Gene Karaçorlu olan Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya hocamıza müracaat edem de bana fahri profluk versin. Yav siz de şakalarımı ciddiye alıp Ahmet Akkaya hocamıza haber verip vermeyesiz!

​Son Fahrilik Hayali
​Son fahrilik hayalim ise fahri trafik müfettişi olmak.
​Diyim ki beni fahri trafik müfettişi yapsınlar; alam elime ceza makbuzunu, ne kadar trafik magandası varsa cezaları döşeyem, pardon yazam çıkam. Eyi hoş diyim ama yav bir de cezaları benim yazdığımı bir şekilde öğrenirlerse o zaman ne halt edecem?