Hızla gelişen teknolojiye rağmen, para ve sermaye piyasalarında işlem yapma imkânına herkes ulaşamamakta ya da yeterli sermaye birikimi olmadığı için bu süreçlerin dışında kalmaktadır. Yakın zamana kadar Kur Korumalı Mevduat (KKM), çeşitli para piyasası fonları ve serbest fon işlemlerinden faydalanan tasarruf sahipleri, toplumun yalnızca belirli bir kesimini oluşturuyordu. Oysa bugün ticari, ilmi, sanatsal ve sportif alanlarda servet birikimi yapan insan sayımız giderek artmaktadır.
Paylaşım ekonomisinin işleyebilmesi için bireyin; kendisine kâr veya gelir getirebilecek, yahut kendi kendine çoğalma potansiyeline sahip (hayvanlardaki doğum gibi) bir mal veya ürüne sahip olması gerekir. Toplumsal huzur ve barış ortamını güçlendirmek adına ihtiyaç sahiplerine destek olmak insani bir zorunluluktur. Özellikle son yıllardaki ekonomik değişimlerden olumsuz etkilenen kesimlerle daha büyük bir dayanışma ve yardımlaşma içerisinde olmamız şarttır.
Toplumumuzda zenginlik ve yoksulluk ölçütü olarak "nisap" miktarı esas alınır. Nisap, zengin sayılmanın alt sınırıdır. Paylaşma oranları bu alt sınır üzerinden hesaplanmalı; ancak tavsiyemiz, gönüllülük esasıyla bu oranların üzerine çıkılmasıdır.
Son yıllarda altın ve gümüşün ciddi bir değer kazanmasıyla birlikte paylaşım yapacak kişi ve kuruluşların sayısında artışlar kaydedilmiştir,buna binaen bir hatırlatma yapalım.
* Altın ve Para: En az 80,18 gram altını veya bu değerde parası/sermaye piyasası aracı olanlar, servetlerinin en az %2,5'ini (kırkta birini) ihtiyaç sahiplerine dağıtmakla yükümlüdür.
* Gümüş: Nisap miktarı 561 gramdır.
* Hayvancılık: Koyun ve keçide nisap miktarı 40, sığırda 30, devede ise 5 adettir. Bu kalemlerin paylaşım oranları kendi içlerinde farklılık gösterir.
Tarımsal ürünlerde, madenlerde ve definelerde süre kısıtlaması yoktur; bu değerler elde edildiği anda paylaşım yükümlülüğü başlar. Diğer ürünlerde, nakit paralarda ve sermaye piyasası gelirlerinde ise üzerinden bir "kameri yılın" geçmesi beklenir.
Toprak ürünlerinde nisap miktarı 653 kg olarak kabul edilir. Paylaşım oranları ise üretim maliyetine göre şekillenir:
* Eğer ürün, emek sarf edilmeden doğal yollarla (yağmur vb.) yetişiyorsa oran %10’dur.
* Sulama, gübre, akaryakıt ve işçilik gibi masraflar söz konusu ise oran %5’e düşer.
* Maden ve deniz ürünlerinde ise nisap miktarı aranmaksızın, elde edilen varlığın %20’si paylaştırılır.
Zekat bir zorunluluktur ve belirli prensiplere ve kurallara tabidir.Bunun yanında diğer yardım ve dayanışma usulleri farklılık arzeder,Sadaka ve Fitre yardımları gibi.
Unutmamalıyız ki sadaka ve yardımlar sadece nakdi yardımlarla sınırlı değildir. "İyilik" kavramını bir yaşam biçimi haline getirip tüm dünyaya yaymak da en kıymetli sadaka vazifelerimizden biridir.
Hayırlı ve bereketli kazançlar dilerim.