Her bahar sadece mevsim değişmez; bazen umut geri döner, bazen insan yeniden inanmayı hatırlar. Yaren’in gelişi işte tam da böyle bir hatırlayıştır.
Ne iyi geldin yine Yaren…
Seni beklemek ne umutlu bir bekleyiş. Ne eşsiz bir dostluğun kahramanısın sen.
Tam 15 kez…
Her bahar yeniden, her gelişinde biraz daha inançla, biraz daha hayranlıkla bekledik seni. Beklemek bazen yorar insanı. Ama seni beklemek öyle değil… Senin gelişin, yenilerek değil yenilenerek ayağa kalkmanın sembolü gibi.
Adem Amca’nın o içten, yılların çizgilerini taşıyan ama hiç eksilmeyen gülümsemesi… İşte o gülümsemede sen varsın. Sadece bir leylek değilsin sen. Bir sadakatin, bir vefanın, bir sözün tutulmasının kanatlı hâlisin.
Kış sadece soğuk değildir.
Bazen kırgınlıktır.
Bazen yorgunluktur.
Bazen içimize çöken o ağır sessizliktir.
Ve sen gelince…
Sanki sadece hava ısınmıyor. İçimiz ısınıyor. Küskünlükler hafifliyor. İnsan yeniden inanıyor. Dostluğa, sadakate, beklemenin değerine…
Ülkenin en büyük umudu gibi gelişin. Gürültüsüz, gösterişsiz ama derin bir anlamla…
Her yıl bunca karmaşanın, bunca umutsuzluğun ortasında, “Hâlâ güzel şeyler var” dedirtiyorsun bize.
Belki de bu yüzden bu kadar seviyoruz seni Yaren.
Çünkü sen, baharın kanat sesi değil sadece…
İnsan kalabilmenin, sözünü tutmanın ve her şeye rağmen geri dönmenin adı oldun.
Ve biz yine bekleyeceğiz.
Baharı…
Seni…
Ve o hiç eskimeyen umudu.
Sevilay Aksağan