Geçtiğimiz günlerde elektronik postadan, Ali Coşkun ile Burhan Tarlabaşı Beyefendilerden;

“Ağına Sahiplenelim” yazımızla ilgili, ‘bilgiler, görüşler’ aldım!

Ali Coşkun Beyefendi yazımızla ilgili şu ifadelere yer veriyorlar; ‘'Ağına Sahiplenelim'' yazınızı okudum ve çok memnun oldum.

Ben Eğin İlçesi Başpınar nahiyesindenim ilkokul hocam, Ağınlı merhum Hasan Özmen için yazdığım bir şiirimi, Eğinli hemşehrimiz Burhan Tarlabaşı bestelemişler.

 Ve hem kaymakamlığa hem de belediye başkanlığına göndermişti. Bu yazınızı okuyunca size de göndermeğe karar verdim umarım beğenirsiniz.  Saygılarımla Ali coşkun

Sayın Bakanımız Ali Coşkun ve Burhan Tarlabaşı’na müteşekkirim.

Çok duyarlı bir eser… Sözleriyle, bestesiyle, okunuşuyla nefis…

‘Sahiplenme…’ kavramında, Kemaliye İlçemiz, ‘Rol-Model’ alınmalıdır.

Kemaliye, “Kültür ve Doğa Sporları Festivalinin bu yıl 41.si yapıldı!”

Bir projenin hayata geçirilmesi ve devamlılığı o kadar önemlidir ki;

Kemaliye İlçemiz, “Turizm Altyapısını da geliştirerek…”

Sürekli kendisini yenileyerek önemli çalışmalara imza atıyor!

 Kemaliye, ‘değerlerine sahip çıkıyor’

Kemaliye yıllar önce; ‘İş Dünyasının Katkılarıyla’ MYO’na kavuşuyor

Kemaliye, birçok şehre örnek olacak; “Mâni Yolu’nu” gerçekleştiriyor.

İnönü Üniversitesi’nde, “Bilgeler Yolu!” dikkatimizi çekmişti…

Kemaliye, ‘tarihi evlerini restore etmesini bildi’

İsterseniz Kemaliye İlçemize, ‘kalemin fırçasıyla’ yolculuk yapalım;

Arabanız Karasu Vadisinin sarp yamaçlarından kâh döne döne dağın en zirvesine sizleri taşıyor;

Kâh döne döne Karasu nehrinin seslerin en güzeli;

Su ve bülbül sesinin birbirine karıştığı eşsiz bir ahengin cilvesi ile baş başa bırakıyor.     

Karasu Vadisi için cennetten bir köşe diyebiliriz.

Vadinin sağına, soluna serpilmiş yeşil duvaklar içerisinde kendisini saklayan irili ufaklı köyler;

O köyler için, ‘garibim köyler’ diyeceğim. Öyle ki, genci gurbet yolunu tutmuş;

Mahzun yürekleriyle bir iki koca ihtiyar o kocaman konakların kader bekçiliğine soyunmuş…             

Uzaklarda bir köy görünüyor, Apçağa Köyü!

Bu köyün özelliği nedir? Dilden dile dolaşan bir şiir vardır…

Uzaklığın yangın alevlerini içimize taşıyan şiir

“Orda bir köy var uzakta

O köy bizim köyümüzdür

Gezmesek de tozmasak da

O köy bizim köyümüzdür

İşte, o köyün ufkunda gözlerimiz dalarken gurbeti hasret odunda tüttüren, Kemaliye’nin Apçağa Köyü’nde dünyaya gözlerini açan, Ahmet Kutsi Tecer’ini bir daha yâd ediyoruz.                 

Apçağa kelime olarak sözlükte; ‘çağlayan su’ anlamına geliyor.

Kemaliye, dört dağın içinde bir efsane şehirdir.

UNESCO tarafından tarihi kentler içerisinde haklı olarak yerini almış bulunan Kemaliye, Fırat Vadisi’nde; tarihini, kültürünü, mimarisinin ince zevk ve estetiğini korumuş…

Şairin ifadesi ile ‘bir küçük şehirdir’

Şairimiz Ahmet Tevfik Ozan, şiirinde Kemaliye ile Harput arasında bağ kurmuştur.

 “Bu yüzden, ahşap evler; tüller gibi sımsıcak

Parke taşlı sokaklar, Necip Fazıl’dan eser…

Ve demir nakışlarla örülmüş can kapılar

Bir dokunsan; hasretten sevinçten ağlayacak

 

Ey Selçuklu, Osmanlı Rüya’sının Lale’si!

Bulutların hasretle, taşlarına yazdığı

Bir bahar sabahında, çiğden birçok busesi!

Ey Eğin, güzel Eğin… Ey ceddimin hevesi!

 

 

Seni bir kartal gibi, Harput’tan gözlüyorum

Işığın gözlerime vursa da senelerce

Asırlık hasretle rüyanı özlüyorum”

Harput, Urfa, Kemaliye ve Kerkük’te ortak bir benzerlik vardır…

Türkülerimiz, oyunlarımız, hoyratlarımız, manilerimiz, düğünlerimiz, Toylarımız, masallarımız, efsanelerimiz…

O duygu zenginliği içerisinde bir şey söylemek isterim;

Kemaliye yolu üzerinde bir köy vardır; Ergü Köyü!

Bu köyü, Yavuz Sultan Selim, Azeri Türklerine kurduruyor!

Anadolu, Türklüğün harman olduğu bir şefkat pınarı!

Bunu coğrafyamızı gezerken taşından, toprağından, yazısından okumalıyız!

Yolumuz, Başpınar Nahiyesinden geçerken kim aklımıza geldi biliyor musunuz?

O’nu öncelikle; şiirleri, güfteleri, besteleri ve de, ‘yalın ayak’ isimli şiir kitabıyla tanıdığımız, bir dönem sivil inisiyatifin önde gelen isimlerinden, Sanayi Bakanımız Ali Coşkun! 

Kemaliye, Ali Coşkun gibi değişik görevlerde ülke hizmetinde bulunan, nice güzel şahsiyetleri bağrından çıkarmıştır.       

Eğin Destanı isimli şiirinde Ali Vecdi Bingöl;

“Sıla özlemini dağlar söylesin

Bu destanı ıssız bağlar söylesin

Ben susayım dostum "Çağlar" Söylesin

Ustada yakışır sözün sonu da.

Bu gece BİNGÖL'Ü dinliyor Eğin

Yosma İstanbul'u kinliyor Eğin

Bağrına taş basmış inliyor Eğin

Özü yalnızlıkta, gözü korkuda.”             

Kemaliye’yi gezerken, 1920’lerin o şen, o hareketli, 20 bin nüfuslu şehrin yerinde, ‘bağrına taş basan/ yalnızlık korkusu’ yaşıyor dersem yeridir.

Cenab-ı Allah’ın bütün güzellikleri üzerine devşirdiği; Fırat Vadisinin tabiat harikası, ‘bir küçük şehrinin’ yalnızlığı bizleri de ürkütüyor.

Öyle ki, 1970’lerde bile, her Evi’nde; ‘dokuma tezgâhlarının’ bulunduğu güzel Eğin’den, ‘genç nesil…’ göçmüş!

Bu ne demektir, Eğinli kendi geleceğini gurbetin sancılı yollarına bırakmış!         

Kemaliye, tarihi ve kültürel dokusu oldukça zengin bir yöremiz.

Harput ile o kadar sıcak bir bağı var ki;

Harput’ta meftun İmam Efendi Hazretlerinin bu beldeye olan ilgisini, dualarını biliriz.

37 Yıl Kemaliye Dört Yol Ağzı İmamlığını yapmış bulunan Rıfat Hoca ile sohbetimiz oluyor.

Rıfat Hocanın babaları, Küçük Ali Efendi; Şair ve Nakkaş olarak yörede bilinen âlim bir zattır.

İstanbul Fatih Medresesini bitirdikten sonra Kemaliye’ye gelir. Burada bir yandan Merkez Vaizliği yaparken beri taraftan da Dört Yol Ağzı Camiinde, 43 yıl imamlık yapıyor.

Birçok ilim ve feyiz sahibi talebe yetiştiriyor.

1. Cihan Harbinde, Ruslarla savaşırken babası Hoca Kâmil Efendiye, ‘Arzuyu Vatan’ isimli şiirini yazarak gönderir.

Bu şiirde, Kemaliye bütün yönleriyle tasvir edilmiştir.

Ali Rıza Akbaş’ın şiiri birçok Kemaliye evinde duvarlara asılıdır;

“Bir acaip şehre vardım, Toprağı az, taşı çok

Böyle olmakla beraber, ekmeği ile aşı çok

Dört yol ağzında imamet eyleyen Hoca Rıza

Yaşı 80’e ulaşmış, gözünde yaşı çok”

Burada, İmam Efendi’den ders almış bu güzel insanı da rahmetle anmak istiyorum.

Kemaliye’de; Harput’un manevi iklimi ile haşır neşir olursunuz.

Kemaliye’de, tarihinizle buluşursunuz. ‘su şehri’ olan Kemaliye, ‘yeşil duvaklar’ içerisinde bir büyük duygu şehridir. Şair, Kemaliye’yi birkaç mısrada özetliyor bizlere;

“Cennet haza her taraftan suları ceriyen eder

Evleriyle bağları sanki gülistan Eğin”