Yazar: Uzman Psikolog Zeynep Taşel Günal

Sabah işe gidiyoruz, öğlen ekranın önündeyiz, akşam eve dönüyoruz. Arada bir pencereden dışarı bakıyoruz, belki balkona çıkıyoruz. "Doğada zaman geçirmek iyi gelir" diyoruz birbirimize ama bunu hep soyut bir tavsiye gibi söylüyoruz. Fakat bilim oldukça net bir öneride bulunuyor.

Bettmann ve arkadaşlarının 2025 yılında yayımladığı kapsamlı bir meta-analiz araştırması, bu konuyu doğrudan ele alıyor: Doğada ne kadar vakit geçirmek gerekiyor?

1990-2020 yılları arasında yapılmış 78 çalışmayı inceleyen araştırmacılar, hem tek seferlik hem de düzenli aralıklarla tekrarlanan doğa deneyimlerinin etkilerini karşılaştırmıştır. Sonuçlar dikkat çekici: doğada geçirilen sadece on dakika bile yeterli olabiliyor.

Doğa derken araştırmada ne kastediliyor?

Makaleye göre, “doğa” şehir içindeki yeşil parklar, ağaçlıklar ve görece el değmemiş doğal alanları kapsıyor. Yani dağ ya da tenha bir orman şart değil. Şehrin içindeki bir park köşesi, cadde üzerindeki ağaçlar, bir mahalle bahçesi, hepsi bu tanımın içinde. Araştırmacılar ayrıca neyin “doğa” sayılmayacağını da belirtiyor: sanal doğa deneyimleri, yani ekrandan izlenen doğa görüntüleri, bu kapsama girmiyor. Kapalı mekanda bulunan saksı bitkileri ya da pencereden doğayı seyretmek de yeterli sayılmıyor. Fark yaratan şey gerçekten dışarıda yeşilin içinde ya da yanı başında olmak.

Bu tanım çerçevesinde doğayla temasın etkileri de somutlaşıyor. Araştırma sonucuna göre, doğayla temas, insan sağlığını pek çok farklı düzeyde etkiliyor.

Bilişsel işlevlerde iyileşme, beyin fonksiyonlarında olumlu değişim, kan basıncında düşme, uyku kalitesinde artış bunların başında geliyor. Zihinsel sağlık açısından ise tablo daha da ilgi çekici: Gerilim, kaygı, depresyon, öfke, yorgunluk ve zihinsel karmaşada ölçülebilir azalmalar gözlemleniyor. Üstelik araştırmacılar bir adım daha ileri giderek şunu da ekliyor: Mahallenizde yeşil ve doğal alanların bulunması bile başlı başına ölçülebilir bir ruh sağlığı faydası sağlıyor.

Peki doğada ne yapmak gerekiyor?

Yürümek mi, oturmak mı, egzersiz mi? Araştırmacılar bu soruyu da incelediler. Yürümek, bisiklete binmek gibi aktif deneyimler en büyük faydayı sağlasa da sadece oturmak, sohbet etmek ya da etrafı seyretmek de önemli etkiler bırakıyor.

Yani bir şey "yapmanız" gerekmiyor; doğanın içinde ya da yanı başında olmak bile başlı başına bir etki yaratıyor.

Bu araştırmanın en özgün bulgusu ise, kısa ama düzenli aralıklarla tekrarlanan doğa deneyimleri, tek seferlik uzun deneyimlerden daha olumlu sonuçlar veriyor. Haftada toplam 120 dakika (yani günde ortalama 17 dakika) doğada vakit geçirenlerin sağlık ve iyi oluş hallerini çok daha olumlu değerlendirdiği görülüyor. Her gün yaklaşık on dakika dışarı çıkmak, ayda bir günlük doğa gezisinden ruh sağlığı açısından daha etkili olabiliyor. Bu nedenle günlük hayatımıza eklemenin önemi burada görülüyor.

Bütün bu bulgular, günlük hayatımızda yapacağımız küçük düzenlemelerle mümkün: Yalnızca on dakika. Mümkünse ağaçların altında, mümkün değilse park kenarında bile olsa, her gün. Telefon cebinizde kalsın. Bir şey "yapmanıza" gerek yok; sadece orada olun ve etrafı izleyin. Araştırmalar, bu kadarının bile fark yaratmaya yettiğini ortaya koyuyor.

Kaynak: Bettmann, J. E., Speelman, E., Jolley, A. ve Casucci, T. (2025). A Systematic Review and Meta-Analysis on the Effect of Nature Exposure Dose on Adults with Mental Illness. Behavioral Sciences, 15(2), 153. https://doi.org/10.3390/bs15020153